Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Rosa canina L. ekstraktının ratlarda cisplatin kaynaklı akut hepatotoksisite üzerine etkisinin incelenmesi

    İnci Aydoğdu

    Kanser yaygın bir hastalık olup tedavisinde kullanılan kemoterapötik ajan olan sisplatin, antineoplastik bir ilaçtır. Başlıca yan etkileri hepatotoksisite, nefrotoksisite, ototoksisite ve kardiyotoksisite olarak bilinmektedir. Antioksidan ve oksidan dengenin bozulması, oksidatif stres yan etkilerin görülmesinin başlıca sebebidir. Çalışmanın amacı, sisplatin kaynaklı hepatotoksisite üzerinde polifenolik ve antioksidanca zengin içeriğe sahip kuşburnu (Rosa canina L.) bitkisine ait yalancı meyve ekstraktının oksidatif stresi ve inflamasyonu önleyici bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmada hayvan deneylerinde 5 grup 7'şer rat (3 aylık dişi Wistar) olarak deney grupları oluşturuldu. Gruplar kontrol, sisplatin, yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu, sisplatin+yüksek doz kuşburnu (400 mg/kg) ve sisplatin+düşük doz kuşburnu (200 mg/kg) grubu olarak belirlendi. 11 gün boyunca gavaj ile kontrol grubuna serum fizyolojik, kuşburnu içeren gruplara kuşburnu ekstraktı verildi. Sisplatin içeren gruplara 5. gün intraperitoneal olarak tek doz sisplatin (7,5 mg/kg) verildi. 12. Gün tüm gruplar sakrifiye edildi. Serumda AST, ALT, Oksidatif Stres İndeksi değeri hesaplandı. Karaciğer dokusu cerrahi olarak çıkarıldı ve MDA SOD, Katalaz, IL-6, ve TNF-α analizleri yapıldı, Oksidatif Stres İndeks değeri hesaplandı. Histopatolojik olarak KC dokuları cerrahi operasyonun ardından %10 formalde bekletildi, mikrotom ile ince kesitler alınarak PAS, H&E ve Masson Trikom olarak 3 ayrı boyama yöntemi ile boyandı ve ışık mikroskobisinde değerlendirildi. Doku ve serum OSİ ALT, TNF-α ve IL-6 değerleri Sisplatin grubunda diğer gruplara oranla anlamlı biçimde yüksek olduğu tespit edilirken (p<0.05) histopatoloji bu verileri desteklemiştir. Özellikle sisplatin + yüksek doz kuşburnu gruplarında değerlerin normale yaklaştığı görülmüştür. Bu sonuçlarda kuşburnunun sisplatin kaynaklı karaciğer hasarına karşı koruyucu rol oynayabileceği düşünülmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Elajik asidin Dosetaksel ve Mitoksantron kemoterapi ilaçları kombinasyonlarının ın vitro antikanser aktivitelerinin insan kanser hücre hatları üzerinde belirlenmesi, hücre hatları ve kombinasyonlarda antioksidan ve enzim aktivitelerinin incelenmesi

    Cuma Zehiroğlu

    Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi olan kansere bağlı ölümler gitgide artmaktadır. Tedavide kullanılan kemoterapi ilaçlarının ise kanser hücrelerini yok ederken yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olduklarıda bilinmektedir. Günümüzde kemoterapi ilaçlarının etkinliğini arttırmak ve yan etkilerini azaltmak amacıyla, bu ilaçların doğal maddelerle kombinasyonlarına yönelik çalışmalara ilgi artmıştır. Çalışmamızda fenolik bir asit olan Elajik asidin Dosetaksel ve Mitoksantron kemoterapi ilaçları ile kombinasyonları hazırlanarak MCF-7 meme kanseri ve A549 akciğer kanseri üzerindeki in vitro antikanser aktiviteleri incelenmiştir. Konsantrasyonların belirlenmesinde compusyn programı kullanılmıştır. Apoptoz testi uygulanarak hücre ölüm oranı belirlenmiştir. En etkin dozların uygulandığı hücre hatlarında antioksidan enzim aktiviteleri (KAT, SOD, GR ve GST) ve karbonik anhidraz enzim aktiviteleri belirlenmiştir. Ayrıca madde ve kombinasyonların antioksidan ve antiradikal özellikleri araştırılmış ve CAI, II ve IX enzimleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma sonunda A549 kanser hücre hattına uygulanan Elajik asit + Mitoksantron (25:1 µM) ve MCF7 kanser hücre hattına uygulanan Elajik asit + Dosetaksel (50:200 µM) kombinasyon konsantrasyonlarının en etkin dozlar olduğu, antikanser çalışmalarında apotozu indükledikleri, sinerjik etkilerinin bulunduğu ve antioksidan enzim aktivite sonuçlarınında bunları destekler yönde olduğu görülmüştür. Hücre hattı dışındaki çalışmalarda ise kombinasyonların antioksidan aktiviteye sahip oldukları ve CA I, II ve IX enzimleri üzerindeki inhibisyon etkilerininin bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak elde edilen sonuçlar doğal maddelerin kemoterapi ilaçlarıyla beraber kullanımının uygunluğunu birçok yönüyle destekler nitelikte bulunmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Gallik asidin dosetaksel ve mitoksantron kemoterapi ilaçları ile kombinasyonlarının insan akciğer kanser hücre hattı (A549) üzerinde ın vitro antikanser aktivitesinin belirlenmesi, hücre hattı ve kombinasyonlarda antioksidan ve enzim aktivitelerinin incelenmesi

    Burhan Budak

    Fenolik asitlerin antioksidan, antimutajenik ve antikanser gibi birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapötik ajanların fayda-zarar ilişkisi tartışılmakta ve bu nedenle yeni etken maddelerin arayışları devam etmektedir. Çalışmamızda fenolik asit olan Gallik asidin Dosetaksel ve Mitoksantron gibi kemoterapötik ajanlarla kombinasyonları hazırlandı ve akciğer kanseri hücre hattı (A549) üzerinde in vitro antikanser aktivitesi incelenmiştir. En etkili konsantrasyonları belirlemek için CompuSyn programı kullanılmıştır. En etkin dozun uygulandığı hücre hattında antioksidan enzim aktiviteleri (CAT, SOD, GR ve GST) ve karbonik anhidraz enzim aktivitesi belirlenmiştir. Hücre dışında yapılan çalışmalarda madde ve kombinasyonların antioksidan ve antiradikal aktiviteleri ve CAI, II ve IX enzimleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonuç olarak Gallik asidin ve Mitoksantronun beraber kullanımında sinerjik etkinin gözlemlendiği, % 87.10 canlılık oranını 24 saat sonunda önemli derecede azaltarak (% 15.85) hücre apoptozunun sağlandığı ve antioksidan enzim aktivite sonuçlarının da destekleyici olduğu görülmüştür. Hücre dışında yapılan çalışmalarda ise kombinasyonların antioksidan ve antiradikal aktivitelerinin ve CAI, II ve IX enzimleri üzerinde inhibisyon etkilerinin bulunduğu görülmüştür. Sonuçlar değerlendirildiğinde Gallik asit ve Mitoksantron kombinasyonunun (25 µM + 0.5 µM) akciğer kanseri tedavisi için uygun olabileceği kanaatine varılmıştır. Dosetaksel ile hazırlanan kombinasyon çalışmalarında olumlu sonuçlar elde edilmesine rağmen sinerjik etki gözlemlenemediğinden tedaviye uygun olmadığı düşünülmektedir