Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Dijitalleşme, yoksulluk ve istihdam ilişkisi: Ülkelerin gelir gruplarına göre ampirik bulgular
Kübra Akyüz
Teknolojik ilerleme ve ekonomideki etkileri, sürecin yoksullukla ilişkisi, tartışılan temel konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, 2015 ve 2020 yıllarının teknolojik göstergeleri, yoksulluk ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler, ülkelerin gelir düzeyleriyle ampirik olarak incelenmektedir. 2015 internet kullanan bireyler (% nüfus), Ar-Ge harcamaları (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla[GSYİH]'nin yüzdesi), Ar-Ge'de çalışanlar mal, hizmet ithalatı (yıllık % büyüme), mal ve hizmet ihracatı (yıllık % büyüme), GSYİH büyümesi (yıllık %), eğitim, istihdam veya mesleki eğitimde olmayan gençlerin oranı, toplam (% genç nüfusuna oranı) (International Labour Organization[ILO] tahmini modellemesi), 15+nüfusa oranla istihdam oranı, toplam(%) (ILO tahmini modellemesi) yoksulluk sınırında yoksulluk oranı (nüfusun %) değişkenleri kullanılmış, 2020, Ar-Ge'de çalışan araştırmacılar dışındakiler kullanılmıştır. Ülkeler gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler 4 gelir grubundan oluşan 2015 yılı için 34, 2020 yılı için 47 adettir. Çalışmanın amacı, teknolojik gelişmişliğin ülkelerin gelir gruplarına göre farklılığını, bu farklılaşmanın yoksulluk yapısı üzerindeki etkisini ve ekonomik büyümenin bunlar üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Analizlerde Dünya Bankası Dünya Kalkınma Göstergeleri (World Development Indicators) veri tabanından veriler kullanılmıştır. Ülkeler ve değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Gelire göre değişken ortalamalarının farklılaşıp farklılığını test eden tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Sonra diskriminant analizi ile hangi değişkenlerin, hangi yıllarda hangi gelir gruplarını nasıl ayırt ettiği incelenmiştir. Çalışma, teknolojik göstergeler (özellikle internet kullanımı ve Ar-Ge), istihdam yapısı ve yoksulluğun gelir gruplarını ayırmada belirleyici olduğunu göstermiştir. 2015 ve 2020 yıllarında dijital erişim ve sosyal yapı farklılıkları, kalkınma düzeylerindeki ayrışmanın kaynağıdır. Sonuçlar, teknolojinin yoksulluğu azaltıcı etkisinin ancak beşerî sermaye ve kurumsal yapıyla desteklendiğinde sürdürülebilir olduğunu ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Osmanlı Devleti'nde maden işletmeleri: İvrindi Antimon Madeni İşletmesi (1880-1920)
Uğur Onur
Bu çalışmada öncelikle Osmanlı Devlet'inde bulunan madenlerin işleyişi ile ilgili genel bir literatür taraması yapıldıktan sonra bundan hareketle Balıkesir'in İvrindi bölgesinde çıkarılmış olan Antimon madenleriyle ilgili araştırmalar yer alacaktır. Yapılan bu araştırmanın, İvrindi bölgesinde yer alan madenlerin işletilmesi sürecinin ele alınması, İvrindi sosyal ve iktisadi hayatına etkilerinin tespit edilmesi ve aynı zamanda 19. yüzyıl Osmanlı sosyo-ekonomik tarihi alanında yapılan çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın sınırları, İvrindi bölgesinde bulunan antimon madenleri ile ilgili 1880 ile 1920 yılları arasını kapsayan dönemdeki faaliyetlerdir. Yapılan çalışma sürecinde arşiv belgeleri başta olmak üzere, dönemle ilgili yazılı, görsel eserler ve diğer araştırma eserlerden yararlanılmıştır. Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmıştır Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "İvrindi Tarihi" hakkında araştırma yapılmıştır. İkinci bölümde "Osmanlı Devleti'nde Madencilik" konusu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise tezimizin asıl konusu olan "İvrindi Nahiyesinde Bulunan Antimon Madeni" hakkında çalışmalar yer almıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Osmanlı'dan Cumhuriyet'e sanayileşme sürecinde özel sektörün durumu (1880-1939)
Ahmet Fırat
15. yüzyılın ortalarından 17. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Devleti, Lehistan Krallığı ile birlikte Baltık Denizi'ne kadar uzanarak Dünya genelinde hâkimiyet kurmuştur. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nı sona erdiren Küçük Kaynarca Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti'nde önemli toprak kayıpları meydana gelerek 18. yüzyıldan itibaren İmparatorluk Avrupa ülkelerine nisbeten gerileme sürecine girmiştir. Bu gelişmeler büyük ölçüde Sanayi Devrimi'ne bağlıdır ve Osmanlı Devleti Avrupa ile rekabet edebilecek bir sanayileşme gerçekleştirememiştir. Ancak, Osmanlı Devleti sanayi toplumu haline gelmemiş olsa dahi, devletin klasik çağlarından beri, geleneksel teknolojilerle özellikle silah, askeri gereç ve giyim eşyaları üretilen tesisleri vardır. Devlet tarafından özel teşebbüs, imtiyazlar aracılığı ile yatırımlara yönlendirilmiştir. Kurulan sanayi teşebbüslerinin birçoğu Cumhuriyet Dönemi'ne devredilerek devlet öncülüğünde yatırımlara girişilmiştir. Sermaye birikimi, kalifiye eleman ve hammaddenin yetersizliği, devlet ve özel girişim fabrikalarının başarı düzeyini düşürmüş olsa da, önemli sanayi kuruluşları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Osmanlı'dan Cumhuriyet'e sanayileşmenin, özel girişimciliğin ve yabancı sermayenin durumu ile imtiyaz sisteminin işleyişi Osmanlı arşiv belgelerindeki örnekleriyle birlikte anlatılmıştır. Bu kapsamda neler yapıldığı, dönemler halinde özel teşebbüsün ne durumda olduğu, nasıl bir gelişme gösterdiği ve hangi aşamalardan geçtiği incelenmiştir. II. Abdülhamid-II. Dünya Savaşı (1876-1939) arası dönemde verilen imtiyazlar, sağlanan teşvikler ve uygulamaya konulan sanayi planlarına rağmen sanayileşme ve kalkınma hamleleri yoluyla arzu edilen milli bir burjuvazinin oluşturulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Türkiyede çevre sorunları ve ekonomik etkileri
Vahide Çelenkli
Çevre sorunları temelde hızlı nüfus artışı, plansız sanayileşme ve düzensiz kentleşme sonucu ortaya çıkmaktadır. Belli bir bölgede ortaya çıkan bu sorunlar zamanla tüm dünyayı etkileyen global bir sorun haline gelmektedir. Çevre ekonomiye doğal kaynak sağlayan temel faktör olduğundan ve çevresel sorunlar her geçen gün arttığından günümüzde çevreyi dikkate almayan bir ekonomi politikası sürdürülemez olarak nitelendirilmektedir. Bu gerçeğin farkında olan gelişmiş ülkeler ekonomik faaliyetlerinde çevresel kaygıları da dikkate alan bir yaklaşım içerisine girmişlerdir. Çevre baskısının önemli ölçüde taban bulması gelişmiş ülkelerin politikalarına yansırken, gelişmekte olan ülkelerde gerek ekonomik öncelikler gerekse yeterli bilincin oluşmamış olması çevresel politikaların çevre kirliliğini önlemekte yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de çevre sorunları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada söz konusu ilişkiyi incelemek üzere; 1980-2014 dönemine ait veriler kullanılarak çevre kirliliği ve ekonomik büyüme ilişkisi zaman serisi analiz yöntemi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar iki değişken arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Yani Türkiye'de ekonomik büyümeyle birlikte çevre kirliliği artmaktadır. Elde edilen bu bulgu Türkiye'nin büyüme sürecinde çevresel politikalarının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Sorunları, Ekonomik Büyüme, Zaman Serisi Analizi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015Ekonomik risklilik ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Özlem Sakine Gül
Bu çalışmanın temel amacı, ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arası ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu amaç bağlamında ekonometrik analizlerle incelenmeler yapılmıştır. Tanım olarak, yatırılabilir kaynakların kişi ve kuruluşlar tarafından bir başka ülkeye taşınması anlamına karşılık gelen yabancı sermaye içerisinde yer alan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının diğer bir yabancı yatırım türü olan portföy yatırımlarından ayrılan kesin sınırları vardır. Geldiği ülkeye aynı zaman üretim, teknoloji, işletme bilgisini ve teknik sırları da getiren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bunların yanında dezavantajları da bulunmaktadır. Ülkede riskli bir durumla karşılaşılması halinde ülkeden ayrılması zor olan bu yatırımların zararlı atıkların yatırım yapılan ülkede kalması sonucu oluşan hayat kalitesindeki düşüşte bir başka zararıdır. Böylelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımları geniş bir perspektifte kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının girişini etkileyen enflasyon, reel döviz kuru ve cari açık kavramları ele alınmış ve bu değişkenlere ait veriler tablolaştırılmıştır. Ekonomik altyapının gücünü gösteren ekonomik risk kavramı diğer bir bölümde ele alınmıştır. Politik, ekonomik ve siyasi olmak üzere genel olarak üç gruba ayrılan ülke riski uluslararası arenada büyük önem arz etmektedir. Ekonomik riski etkileyen unsurlar ile aradaki ilişki açıklanmıştır. Ülkeler için bu denli önemli olan ülke riski ölçümü yapan kurumlara değinilmiş ve puanlamaları ile ilgili açıklamalar verilmiştir. Ülke riskini ölçen kurumların başında kredi derecelendirme kuruluşları ve ICRG-PRS gelmekte; ülke notları doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yönünü belirlemektedir. Bu çalışmada, ülke risk bileşeni olan ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile makro ekonomik değişkenler arasındaki ilişki Stata 11 paket programı aracılığıyla zaman serisi analizi ile test edilmiştir. Çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımları, ülke riskinin bir alt bileşeni olan ekonomik risk değişkeni ile reel döviz kuru, enflasyon ve cari açık verileri kullanılmıştır. Bu değişkenler 2003:1 - 2014:4 arası çeyreklik veriler şeklinde ele alınmıştır. Yapılan model tahmin sonuçlarına göre; ekonomik risk, cari açık ve enflasyon, DYSY'yi pozitif yönde; reel döviz kuru ise negatif yönde etkilemektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarına göre; ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Çalışmada aynı zamanda DYSY'den enflasyona ve enflasyondan cari açığa doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi belirlenmiştir.
