Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Abbas, Amjad(1)
- Acet, Tuba(1)
- Ali, Muhammad Amjad(1)
- Azeem, Farrukh(1)
- Bohlmann, Holger(1)
- Chung, Gyuhwa(1)
- Imran, Qari Muhammad(1)
- Kankal, Murat(1)
- Muharrem Ural(1)
- Nacar, Sinan(1)
- Nawaz, Muhammad Amjad(1)
- Rehman, Hafiz Mamoon(1)
- Shah, Kausar Hussain(1)
- Yang, Seung Hwan(1)
- Yasemin Deniz Öztürk(1)
- Yıldız, Mehmet Berkant(1)
- Şan, Murat(1)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2025Spatial and temporal patterns of drought under different scenarios for Türkiye in the 21st century
Yıldız, Mehmet Berkant; Nacar, Sinan; Şan, Murat; Kankal, Murat
This study investigates the impact of climate change on drought conditions in Türkiye for two distinct future periods: the near future (2021–2050) and the far future (2071–2100), under two emission scenarios (RCP4.5 and RCP8.5). High-resolution regional climate projections from 19 GCM-RCM combinations within the EURO-CORDEX framework were evaluated. Based on performance analysis against ERA5-Land data, the four best-performing models were selected for multi-model ensemble averaging (MMEA). Drought conditions were assessed using the Standardized Precipitation Index (SPI) at 3-, 6-, and 12-month time scales. Three trend analysis methods, Innovative Trend Analysis (ITA), Modified Mann-Kendall (MMK), and Sen's Slope, were applied to examine spatiotemporal drought patterns. SPI-based analyses show a significant increase in short- and medium-term variability (SPI-3 and SPI-6) and long-term droughts (SPI-12), especially in the Central Anatolia, Southeastern and Eastern regions. The applied trend detection methods consistently point to a widespread drying tendency, with more pronounced changes projected in the latter half of the century. Under the RCP4.5 scenario, although the drought signals are less severe, the persistence of negative trends highlights that Türkiye will still be at risk, even with moderate efforts to mitigate climate change. These findings underscore the urgent need for integrating climate-driven drought projections into national and regional planning efforts.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Karadeniz Bölgesi'ndeki kuraklık koşullarının SPI ve yapay zeka tabanlı incelenmesi
Yasemin Deniz Öztürk
Türkiye'de 1940'lı yıllardan beri birçok kuraklık analiz çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda Türkiye'de en az incelenen bölgelerden bir tanesi Karadeniz Bölgesi'dir. Karadeniz Bölgesi Türkiye'nin en fazla yağış alan bölgesi olmakla birlikte yağış değerlerinde hem yıllara göre salınımlar yaşanmakta hem de kıyı alanlar ile iç kesimde yer alan alanlar arasında ciddi yağış farklılıkları oluşmaktadır. Bu çalışmada Karadeniz bölgesinde yer alan 26 meteoroloji istasyonu verilerine göre 1960-2020 arasında gerçekleşen kurak dönemler SPI ve yapay zeka yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. SPI değerlerinin değişimi dikkate alındığında, bölge genelinde daha nemli koşullara doğru bir geçiş yaşanmaktadır. Bu durum hem istasyon bazlı hesaplanan SPI ısı haritalarında hem de tüm bölge için hesaplanan ortalama SPI değerlerinde görülmektedir. Bölge genelinde nemliliğe doğru bir eğilim olmakla birlikte tüm bölge için oluşturulan yıllık SPI değerlerine göre son 60 yıl içerisinde 1972-1987 döneminin en kurak dönem, 1996, 1969, 1974, 1984, 1986, 1993 ve 2020 yıllarının orta ve şiddetli kurak şeklinde geçtiği görülmektedir. Türkiye'de oldukça kurak geçen 2020 yılında özellikle Karadeniz'in iç kesimlerinde kuraklık daha belirgin yaşanmıştır. 6 farklı değişken kullanarak yapılan 14 farklı yapay zeka tahminlerine göre Karadeniz bölgesinde en iyi kuraklık tahminlerini Random Forest, IBK ve Kstar modelleri vermiştir. En düşük doğruluk oranı ise Naive Bayes yöntemine aittir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Yerli ve yabancı bazı kışlık ekmeklik buğday çeşitlerinin erken dönem kuraklık stresine katlanma bakımından değerlendirilmesi
Muharrem Ural
ÖZET Yapılan çalışmada, 10 yerli ve 10 yabancı olmak üzere, 20 kışlık ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşidinin, erken dönemde meydana gelebilecek kuraklık stresine karşı morfo-fizyolojik ve fito-kimyasal özellikleri incelenmiştir. Bu anlamda, %100 tarla kapasitesinde ve %25 tarla kapasitesinde tutularak, laboratuvar ortamında sera koşulları oluşturulmuştur. Çalışmalar, uygulamalar (su stressiz kontrol ve su stresli kurak koşullar) ana parsellere ve çeşitler alt parsellere yerleştirilmek suretiyle, üç tekrarlamalı olarak tesadüf parsellerinde bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, yaprak en, boy ve en/boy oranı, yaprak klorofil-a, klorofil-b, toplam klorofil ve klorofil-a/b, kök yaş ağırlığı, taç yaş ağırlığı, kök/taç yaş ağırlıklar oranı, ELWR (kesilen yaprak su tutma kapasitesi), MTS (membran kararlılığı), ortam-yaprak sıcaklığı farkı (OYSF), yaprak kül içeriği, yaprak potasyum (K+) içeriği, karotenoid içeriği, prolin ve toplam fonolik bileşik içeriği gibi morfo-fizyolojik ve fito-kimyasal özellikler incelenmiştir. Ayrıca, uygulamaların ve çeşitlerin, çoğu özellikler bakımından; yine uygulama×çeşit interaksiyonlarının bakımından çoğu özelliklerin istatistiksel anlamda değişim gösterdiği belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kuraklık stresi ile birlikte yaprak eni ve boyunda, klorofil-b ve klorofil a/b, kök ve taç yaş ağırlığında, MTS, OYSF, yaprak kül içeriği ve yaprak K+ içeriğinde azalmalar gözlenmiştir. Yaprak en/boy, klorofil-a, toplam klorofil, kök/taç oranı, ELWR, karotenoid, prolin ve toplam fenolik içeriğinde ise artış olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, denemede incelenen özellikler, erken dönemde yaşanabilecek kuraklık veya diğer abiyotik stres çalışmalarında, verime giden yolda birer morfo-fizyolojik ve fitokimyasal ıslah kriteri olarak kullanılmasının yanısıra; gerek genotip sayısı ve gerekse uygulama sayısının arttırılarak tarla denemeleri ve buna benzer sera denemelerinin birlikte yürütülmesi çalışmaların kesinliği ve sağlığı açısından daha yerinde olacaktır. Ayrıca, çalışmada incelenen çeşitlerden Miranda'nın kuraklık stresinde, çoğu özellikler yönünden ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak rahatlıkla kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
- MakaleYalnız künye2018Transcription factors WRKY11 and WRKY17 are involved in abiotic stress responses in Arabidopsis
Ali, Muhammad Amjad; Azeem, Farrukh; Nawaz, Muhammad Amjad; Acet, Tuba; Abbas, Amjad; Imran, Qari Muhammad; Shah, Kausar Hussain; Rehman, Hafiz Mamoon; Chung, Gyuhwa; Yang, Seung Hwan
Plant WRKY transcription factors play a vital role in abiotic stress tolerance and regulation of plant defense responses. This study examined AtWRKY11 and AtWRKY17 expression under ABA, salt, and osmotic stress at different developmental stages in Arabidopsis. We used reverse transcriptase PCR, quantitative real-time PCR, and promoter:GUS lines to analyze expression. Both genes were upregulated in response to abiotic stress. Next, we applied the same stressors to seedlings of T-DNA insertion wrky11 and 17 knock-out mutants (single and double). Under stress, the mutants exhibited slower germination and compromised root growth compared with the wild type. In most cases, double-mutant seedlings were more affected than single mutants. These results suggest that wrky11 and wrky17 are not strictly limited to plant defense responses but are also involved in conferring stress tolerance.



