Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Giresun yöresinde geleneksel yöntemlerle üretilen pekmez çeşitlerinin bazı fizikokimyasal, antioksidan ve spektroskopik özelliklerinin (FTIR) belirlenmesi

    Ferdi Kerem Konal

    Pekmez, ülkemizde çok eski zamanlardan beri tüketilen, çabuk bozulabilen meyvelerin işlenerek daha uzun raf ömrüne sahip olmasını amaçlayan geleneksel bir üründür. Üzüm sıklıkla pekmez üretiminde tercih edilen meyvelerin başında gelse de armut, taflan, dut gibi meyveler de pekmez üretiminde kullanılabilmektedir. Pekmez ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yöredeki meyve çeşitliliğine göre hammaddesi farklılaşarak üretilebilen bir gıdadır. Geçmişten günümüze geleneksel üretiminin çok sık tercih edildiği bilinen pekmezin endüstriyel üretimi de ülkemizde son derece yaygındır. Literatürde pekmezdeki HMF miktarı, pekmezin asitliği, rengi, kıvamı, organik asit ve mineral içeriğinin önemli kalite kriterleri olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra şeker ilavesi ve farklı meyvelere ait pekmezlerin karıştırılması gibi uygulamalar da tağşiş riskini oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, Giresun ilinde geleneksel yöntemlerle üretilen üzüm, taflan, dut ve armut pekmezlerinin fizikokimyasal özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. 4 farklı çeşit pekmezden numune toplanarak pekmez örneklerinde suda çözünür kuru madde, toplam kuru madde, renk, pH, titrasyon asitliği, kül, elektriksel iletkenlik, antioksidan kapasite, toplam fenolik kapasite, toplam flavanoid madde içeriği, HMF, FTIR spektoskopisi, şeker, esmerleşme düzeyi analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada örneklerin toplam antioksidan kapasitesi 297.58±2.00 mg/100 g ile 609.12±0.00 arasında, toplam fenolik kapasitesi 40.33±4.55 ile 138.88±2.55, toplam flavanoid kapasitesi 67.50±1.00 ile 2632.50±15.00 mg/100 g arasında değişmektedir. Pekmez örneklerinin HMF miktarı 5.97±0.04 ile 1827.76±17.51 mg/kg arasında değişmektedir. Esmerleşme düzeyi sonuçları 17.00±0.05 ile 110.00±0.04 arasında tespit edilmiştir. Pekmez örneklerinin FTIR spektrumları benzerdir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Rosa canina L. ekstraktının ratlarda cisplatin kaynaklı akut hepatotoksisite üzerine etkisinin incelenmesi

    İnci Aydoğdu

    Kanser yaygın bir hastalık olup tedavisinde kullanılan kemoterapötik ajan olan sisplatin, antineoplastik bir ilaçtır. Başlıca yan etkileri hepatotoksisite, nefrotoksisite, ototoksisite ve kardiyotoksisite olarak bilinmektedir. Antioksidan ve oksidan dengenin bozulması, oksidatif stres yan etkilerin görülmesinin başlıca sebebidir. Çalışmanın amacı, sisplatin kaynaklı hepatotoksisite üzerinde polifenolik ve antioksidanca zengin içeriğe sahip kuşburnu (Rosa canina L.) bitkisine ait yalancı meyve ekstraktının oksidatif stresi ve inflamasyonu önleyici bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmada hayvan deneylerinde 5 grup 7'şer rat (3 aylık dişi Wistar) olarak deney grupları oluşturuldu. Gruplar kontrol, sisplatin, yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu, sisplatin+yüksek doz kuşburnu (400 mg/kg) ve sisplatin+düşük doz kuşburnu (200 mg/kg) grubu olarak belirlendi. 11 gün boyunca gavaj ile kontrol grubuna serum fizyolojik, kuşburnu içeren gruplara kuşburnu ekstraktı verildi. Sisplatin içeren gruplara 5. gün intraperitoneal olarak tek doz sisplatin (7,5 mg/kg) verildi. 12. Gün tüm gruplar sakrifiye edildi. Serumda AST, ALT, Oksidatif Stres İndeksi değeri hesaplandı. Karaciğer dokusu cerrahi olarak çıkarıldı ve MDA SOD, Katalaz, IL-6, ve TNF-α analizleri yapıldı, Oksidatif Stres İndeks değeri hesaplandı. Histopatolojik olarak KC dokuları cerrahi operasyonun ardından %10 formalde bekletildi, mikrotom ile ince kesitler alınarak PAS, H&E ve Masson Trikom olarak 3 ayrı boyama yöntemi ile boyandı ve ışık mikroskobisinde değerlendirildi. Doku ve serum OSİ ALT, TNF-α ve IL-6 değerleri Sisplatin grubunda diğer gruplara oranla anlamlı biçimde yüksek olduğu tespit edilirken (p<0.05) histopatoloji bu verileri desteklemiştir. Özellikle sisplatin + yüksek doz kuşburnu gruplarında değerlerin normale yaklaştığı görülmüştür. Bu sonuçlarda kuşburnunun sisplatin kaynaklı karaciğer hasarına karşı koruyucu rol oynayabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ratlarda cisplatinin tetiklediği akut nefrotoksisite hasarı üzerine Rosa canina L. (Kuşburnu) ekstraktının etkisinin incelenmesi

    Sema Duygu Çiftçi

    Sisplatin, antineoplastik bir kanser ilacıdır. Nefrotoksisite, hepatotoksisite ve ototoksisite başlıca yan etkileridir. Yan etkilerin görülme sebebi oksidan ve antioksidan dengenin bozulmasıdır. Yaptığımız çalışmada zengin polifenolik içeriğe ve antioksidan, antiinflamatuar özelliğe sahip kuşburnu (Rosa canina L.) meyvesinden elde edilen etanolik ekstraktın sisplatin kaynaklı nefrotoksisite üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Her bir deney grubunda 7'şer rat ile 5 deney grubu (kontrol, sisplatin, yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu, Cis+yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu ve Cis+düşük doz kuşburnu (200 mg/kg) grubu) oluşturuldu. 11 günlük besleme sürecinde kontrol grubuna SF, sisplatin grubuna deneyin 5. günü i.p tek doz Sisplatin (7,5 mg/kg), kuşburnu grubuna deney süresince kuşburnu ekstraktı, tedavi gruplarında ise sisplatin (5. Gün tek doz) ve kuşburnu ekstraktı oral yolla verildi. 12. gün gruplar sakrifiye edildi. Kanda BUN, CREA, TAS, TOS ve böbrek doku homojenizatlarında MDA, SOD, CAT, IL6, TNF-α, TAS ve TOS parametreleri ölçüldü. Gruplar arasında TOS doku, TAS serum dışında anlamlı farklılıklar gözlendi. BUN, doku TAS, serum TOS, MDA, SOD, TNF-α, IL-6 değerlerinin sisplatin grubu ile özellikle yüksek doz kuşburnu grubu arasında anlamlı derecede (p<0.05) farklılık gösterdiği tespit edildi. Sisplatinin böbrekte hasarı ve kuşburnunun önleyici etkisi histopatolojik analizlerle olarak teyit edildi. Özellikle yüksek doz kuşburnu uygulanan grupta düşük doz kuşburnu grubuna göre histoptolojk olarak belirgin iyileşme ve koruma tespit edildi. Sonuç olarak kuşburnu ekstraktının sisplatinin oluşturduğu nefrototoksisite ve oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu kanaatine varıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ateş dikeni (Pyracantha coccinea Roemer) meyvelerinden demir nanopartiküllerinin sentezi, antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin incelenmesi

    Volkan Karakullukçu

    Bitkisel ekstraktlardan yeşil sentezle üretilen metal ve metal oksit nanopartiküller biyolojik aktivite gösterme yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesi kampüsünde peyzaj amaçlı olarak yetiştirilmiş Ateş dikeni (Pyracantha coccinea) bitkisi meyvelerinin (tohumları ile birlikte) ekstraktlarından demir nanopartikülü sentezlenerek hem ekstraktların hem de sentezlenen demir nanopartiküllerinin antioksidan aktivite ve antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiştir. Sentezlenen Fe-NP'ler, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), ve X-Işını Kırınımı (XRD) kullanılarak karakterize edilmiştir. Meyve ekstraktı ve Fe-NP'lerin antioksidan aktivite etkinlikleri ABTS●+ süpürücü etki tayini, DPPH serbest radikal temizleme aktivitesi tayini, demir indirgeyici antioksidan güç (FRAP), toplam fenolik madde içeriği (TPC), toplam flavonoid içerik (TFC) ve toplam antioksidan içerik (TAC), gibi antioksidan aktivite testleri kullanılarak belirlenmiştir. Demir nanopartikülleri antioksidan aktivite değerleri tüm aktivite belirleme yöntemlerinde ekstraktların aktivite değerlerinden daha yüksek ölçülmüştür. Meyve ekstraktı ve nanopartiküllerin antibakteriyel aktiviteleri gram negatif (Yersinia pseudotuberculosis ATCC 911, Escherichia coli ATCC 25922, Proteus vulgaris ATCC 13315 ve Pseudomonas aeruginosa ATCC43288,) ve gram pozitif (Streptococcus pyogenes ATCC 19615, Staphylococcus aureus ATCC 25923 ve Bacillus subtilis ATCC 6633) bakterilere karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIK), sıvı mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Antioksidan aktivite de olduğu gibi Fe-NP'ler meyve ekstraktlarına göre daha yüksek antimikrobiyal aktivite göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı oranlarda kırmızı pancar ilave edilmiş ekşi mayalı ekmeğin renk ve antioksidan özelliklerinin araştırılması

    Tuğba Demirbaş

    Bu çalışmada insan sağlığı açısından önemi anlaşılan ve tüketimi yaygınlaşan ekşi mayalı ekmekte kırmızı pancar (Beta vulgaris L.) kullanılarak fonksiyonel bir ürünün hazırlanması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında mikrodalga, kurutma kabini ve sıcak hava kurutma yöntemleriyle kurutulup öğütülen pancar tozları kontrol %4, %8, %12 oranlarında ekşi mayalı hamura katıldı. Örneklerin pH, kuru madde ve kül miktarları tespit edildi. Antioksidan aktivitesi; Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi, Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi, 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil radikal (DPPH·) giderme aktivitesi, 2,2´-azino-bis(3-etilbenztiyoazolin-6-sülfonik asit) radikal (ABTS∙+) giderme aktivitesi, total fenolik bileşik miktarı ve total flavonoid bileşik miktarı, toplam betalain miktarı tayini yöntemleri ile berlirlenmiştir. Standart antioksidanlardan BHA, BHT, α-tokoferol ve troloks ile karşılaştırma yapılmıştır. Renk değişimleri için Hunter L*, a*, b* değerleri ölçülerek Hue, Chroma ve Browning İndeks parametreleri hesaplandı. ABTS inhibisyonu %12 pancar tozu ilave edilen örneklerde en yüksek düzeydedir. Total flavonoid miktarı mikrodalga kurutma yöntemiyle elde edilmiş pancar tozlu ekmeklerde 24.74 µg KE/mg daha yüksek bulunmuştur. En yüksek betalain miktarı 75.41 mg/kg mikrodalga ile kurutulmuş örneklerde görülmüştür. En yüksek a* , b*, kroma ve browning indeks değerleri mikrodalga tekniğiyle kurutulan pancar tozu ilave edilmiş ekmeklerde görülmüştür. Pancar tozu ilavesinin ABTS radikali giderme aktivitesi ve total flavonoid miktarını yükselttiği görülmüştür.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Elajik asidin Dosetaksel ve Mitoksantron kemoterapi ilaçları kombinasyonlarının ın vitro antikanser aktivitelerinin insan kanser hücre hatları üzerinde belirlenmesi, hücre hatları ve kombinasyonlarda antioksidan ve enzim aktivitelerinin incelenmesi

    Cuma Zehiroğlu

    Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi olan kansere bağlı ölümler gitgide artmaktadır. Tedavide kullanılan kemoterapi ilaçlarının ise kanser hücrelerini yok ederken yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olduklarıda bilinmektedir. Günümüzde kemoterapi ilaçlarının etkinliğini arttırmak ve yan etkilerini azaltmak amacıyla, bu ilaçların doğal maddelerle kombinasyonlarına yönelik çalışmalara ilgi artmıştır. Çalışmamızda fenolik bir asit olan Elajik asidin Dosetaksel ve Mitoksantron kemoterapi ilaçları ile kombinasyonları hazırlanarak MCF-7 meme kanseri ve A549 akciğer kanseri üzerindeki in vitro antikanser aktiviteleri incelenmiştir. Konsantrasyonların belirlenmesinde compusyn programı kullanılmıştır. Apoptoz testi uygulanarak hücre ölüm oranı belirlenmiştir. En etkin dozların uygulandığı hücre hatlarında antioksidan enzim aktiviteleri (KAT, SOD, GR ve GST) ve karbonik anhidraz enzim aktiviteleri belirlenmiştir. Ayrıca madde ve kombinasyonların antioksidan ve antiradikal özellikleri araştırılmış ve CAI, II ve IX enzimleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma sonunda A549 kanser hücre hattına uygulanan Elajik asit + Mitoksantron (25:1 µM) ve MCF7 kanser hücre hattına uygulanan Elajik asit + Dosetaksel (50:200 µM) kombinasyon konsantrasyonlarının en etkin dozlar olduğu, antikanser çalışmalarında apotozu indükledikleri, sinerjik etkilerinin bulunduğu ve antioksidan enzim aktivite sonuçlarınında bunları destekler yönde olduğu görülmüştür. Hücre hattı dışındaki çalışmalarda ise kombinasyonların antioksidan aktiviteye sahip oldukları ve CA I, II ve IX enzimleri üzerindeki inhibisyon etkilerininin bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak elde edilen sonuçlar doğal maddelerin kemoterapi ilaçlarıyla beraber kullanımının uygunluğunu birçok yönüyle destekler nitelikte bulunmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Gallik asidin dosetaksel ve mitoksantron kemoterapi ilaçları ile kombinasyonlarının insan akciğer kanser hücre hattı (A549) üzerinde ın vitro antikanser aktivitesinin belirlenmesi, hücre hattı ve kombinasyonlarda antioksidan ve enzim aktivitelerinin incelenmesi

    Burhan Budak

    Fenolik asitlerin antioksidan, antimutajenik ve antikanser gibi birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapötik ajanların fayda-zarar ilişkisi tartışılmakta ve bu nedenle yeni etken maddelerin arayışları devam etmektedir. Çalışmamızda fenolik asit olan Gallik asidin Dosetaksel ve Mitoksantron gibi kemoterapötik ajanlarla kombinasyonları hazırlandı ve akciğer kanseri hücre hattı (A549) üzerinde in vitro antikanser aktivitesi incelenmiştir. En etkili konsantrasyonları belirlemek için CompuSyn programı kullanılmıştır. En etkin dozun uygulandığı hücre hattında antioksidan enzim aktiviteleri (CAT, SOD, GR ve GST) ve karbonik anhidraz enzim aktivitesi belirlenmiştir. Hücre dışında yapılan çalışmalarda madde ve kombinasyonların antioksidan ve antiradikal aktiviteleri ve CAI, II ve IX enzimleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sonuç olarak Gallik asidin ve Mitoksantronun beraber kullanımında sinerjik etkinin gözlemlendiği, % 87.10 canlılık oranını 24 saat sonunda önemli derecede azaltarak (% 15.85) hücre apoptozunun sağlandığı ve antioksidan enzim aktivite sonuçlarının da destekleyici olduğu görülmüştür. Hücre dışında yapılan çalışmalarda ise kombinasyonların antioksidan ve antiradikal aktivitelerinin ve CAI, II ve IX enzimleri üzerinde inhibisyon etkilerinin bulunduğu görülmüştür. Sonuçlar değerlendirildiğinde Gallik asit ve Mitoksantron kombinasyonunun (25 µM + 0.5 µM) akciğer kanseri tedavisi için uygun olabileceği kanaatine varılmıştır. Dosetaksel ile hazırlanan kombinasyon çalışmalarında olumlu sonuçlar elde edilmesine rağmen sinerjik etki gözlemlenemediğinden tedaviye uygun olmadığı düşünülmektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Absisik asitin kadmiyum toksisitesine maruz bırakılan Arabidopsis thaliana sos5 mutantı üzerindeki etkilerinin araştırılması

    Aylin Karakurt

    SOS5 lokusu (FLA4), bitkilerin tuz stresi koşullarında hücre yüzeyi yapışma proteinini kodlar ve normal hücre genişlemesi, hücre çeperi bütünlüğü, yapısını devam ettirmede gereklidir. Bu genin mutasyonuyla oluşan sos5 (fla4) mutantı, tuz stresi altında, anormal kök genişlemesiyle kısa ve şişman kök fenotipi sergilemektedir. ABA'nın bu fenotipi baskıladığı bilinmektedir. Çalışmamızda, Arabidopsis thalina mutant bitki Cd stresi altında benzer bir kök fenotipi sergilemiştir. Bu durumun Absisik asit (ABA) hormonuyla ilişkili olarak, fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler düzeydeki etkileri bilinmemektedir. Bu amaçla, çalışmada 50 µM Cd stresi altında dıştan 5 µM ABA muamelesi ile mutant sos5 bitkisinin büyüme ve gelişmesi, içsel Cd miktarları, lipid peroksidasyonu, prolin, hidrojen peroksit (H 2 O 2 ) miktarları, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve askorbat peroksidaz (APX) enzimlerinin aktiviteleri belirlendi. Stres uygulamasının ardından, RNA izolasyonu yapıldı ve cDNA'lar sentezlendi. ABA1, CYP707A3, RD29A ve RD29B genleri ters transkriptaz enzimi ile analiz edildi. Elde edilen bulgulara göre, Cd stresi altındaki sos5 mutant bitkilere dıştan ABA uygulamasıyla yalnız Cd stresi altındakilere göre, mevcut hücresel hasar ortadan kalkmış, içsel H 2 O 2 değeri azalmış, prolin miktarı artmış ve antioksidan enzim aktiviteleri indüklenmiştir. Bu değişimlere bağlı olarak, mutant bitki fenotipik olarak yabani tipe oldukça benzerlik göstermiştir. Cd stresi altında mutant bitkilerdeki ABA ilişkili gen ifadelerinin yabani tipe göre düşük olduğu belirlenmiştir. Cd stresi altında dışarıdan ABA uygulamasının bitkilerdeki içsel Cd miktarını, sadece stres uygulanan gruplara kıyasla, önemli ölçüde düşürdüğü görülmüştür. Çalışmamızda SOS5 gen lokusunun sadece tuz stresiyle ilişkili olmadığını, aynı zamanda Cd stresi koşullarında da hücre duvarı bütünlüğünü sağladığını göstermesi bakımından önemlidir. Elde edilen bulguların, literatürde önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Limon kabuğu tozu içeren kurabiyelerin bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi

    Ayşe Güneruz

    Bu çalışmada limon kabuğu tozunun fonksiyonel kurabiye üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Kurabiye üretiminde limon kabukları kullanarak hem limon atıklarının geri dönüşümünü artırmak hem de içeriğindeki biyoaktif bileşenlerden yararlanmak amaçlanmıştır. Yıkanıp temizlenen limonlardan ayrılan kabuklar etüvde kurutulmuş ve öğütülmüştür. Kurabiye hamuruna % 0-2-4-6-8-10 oranlarında buğday unu yerine limon kabuğu tozu (LKT) eklenerek kurabiyeler hazırlanmıştır. Kurabiyelerde kimyasal (nem, kül, protein, yağ ve ham lif), fiziksel (çap, kalınlık, sertlik ve kırılganlık) ve duyusal (koku, tat ve genel beğeni vd.) analizler yapılmıştır. Kurabiyelerin toplam fenolik madde, C vitamini miktarı ve antioksidan kapasitesi (ABTS radikal temizleme aktivitesi ve demir iyonu indirgeyici antioksidan gücü (FRAP)) de belirlenmiştir. Kurabiyelere LKT ilavesi ile ham lif, toplam fenolik madde ve C vitamini miktarında ve antioksidan kapasitede artış gözlenmiştir. Kurabiye formülasyonuna % 2-% 10 oranında LKT ilavesiyle ham lif miktarında % 11.76-% 55.38, toplam fenolik madde miktarında % 10.29-% 30.04, demir iyonu indirgeyici antioksidan gücünde % 9.63-% 88.11, % 4-% 10 oranında LKT ilavesiyle ABTS radikal temizleme aktivitesinde % 19.60-% 20.07 artış olmuştur. Kurabiyelerde LKT oranı arttıkça kurabiyelerin yayılma katsayısının arttığı, sertlik ve kırılganlık değerlerinin ise azaldığı tespit edilmiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre ise kurabiyelerdeki limon kabuğu tozunun artmasıyla kurabiyelerde acılık, ekşilik, aroma ve koku puanlarının arttığı belirlenmiştir. Genel beğeni düzeyinin % 6 LKT seviyesine kadar arttığı sonra ise azaldığı tespit edilmiştir. Tüm analiz sonuçları değerlendirildiğinde LKT eklenen kurabiyelerin iyi bir ham lif, C vitamini ve antioksidan kaynağı olduğu ifade edilebilir ve kurabiye üretiminde % 4-% 8 oranında limon kabuğu tozu kullanımı önerilebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Geleneksel tıpta kullanılan kuşburnu (Rosa canina L.) meyvelerinin farklı saklama koşulları ve demleme sürelerinde antioksidan antimikrobiyal aktivitelerinin ve fenolik içeriğinin incelenmesi

    Münevver Darak

    Rosa canina L (kuşburnu) geleneksel tedavide yaygın kullanılan tıbbi aromatik bir bitkidir. Antioksidan, antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özellikleri çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Fenolik bileşiklerin çeşitli saklama sıcaklığı ve süresine bağlı olarak miktarlarında değişiklik meydana geldiği bilinmektedir. Bu çalışmada Gümüşhane İli'nden toplanmış kuşburnu meyvelerin farklı demleme süreleri ve saklama koşullarına göre antioksidan, antimikrobiyal aktivite ve C vit miktarı değişimlerinin izlenmesi amaçlandı. Buna göre taze, kurutulmuş ve dondurulmuş kuşburnu örnekleri üç ay ara ile 90 derece sıcaklıkta demlenerek 30, 60, 90 ve 120 dakika 5 ve 6. saatlerde alınan örneklerde ABTS, DPPH FRAP metotları ile antioksidan aktivite, toplam fenolik içerik ve toplam flavonoid madde miktarları ve antimikrobiyal aktivite analizleri, HPLC ile fenolik içerik ve C vitamini analizi yapılmıştır. Kurutulmuş meyvelere ait sulu ve etanolik ekstraklar yapılarak bu örneklerde de yukarıda belirtilen analizler gerçekleştirilmiştir. Demleme ürünlerinde en yüksek antioksidan aktivitenin toplam fenolik içerik ve flavonoid madde miktarının kurutulmuş kuşburnu örneklerinde özellikle 6. Saatte olduğu görüldü (p<0.05). Saklama süresine bağlı olarak bu parametrelerde belirgin azalma izlendi. Demlemeler içinde en yüksek C vitamini miktarı kurutulmuş kuşburnunda olduğu görüldü (83.56 µg/mL demleme). HPLC fenolik içerik analizinde ekstraktlarda toplam 8 adet fenolik bileşik tespit edildi. En fazla Fenolik bileşik olarak kateşin (661.42 µg/g ekstrakt) bulundu. Etanolik ve sulu ekstrakt C vitamini değerlerinde 3 ay sonunda sırası ile %26 ve %14'lük düşüşler tespit edildi. Antimikrobiyal aktivite analizinde 7 suştan beşine karşı (Bacillus subtilis, Staphylus aureus, Streptococcus pyogenes E. Coli, Pseudomonas aeruginosa) aktivite gözlendi. Bu sonuçlara göre kuşburnu meyvelerinin uygun demleme süre ve saklama biçimlerinin verimin arttırılmasına katkı yapacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Farklı ekstraksiyon yöntemlerinin Dactylorhiza romana Subsp. georgica yumrularının bazı biyolojik aktiviteleri üzerine etkilerinin araştırılması

    Buğra Bozkır

    Orkide (Dactylorhiza romana subsp. georgica: Drg) Anadolu'da yayılış göstermektedir. Bu bitki bölge halkı tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Daha önceki çalışmalarda söz konusu bitkinin çeşitli biyolojik aktiviteleri kısmen araştırılmış olsa da bilimsel veriler ışığında biyolojik özellikleri ayrıntılarıyla ortaya konulmamıştır. Bu araştırmada, orkide yumrularından farklı ekstraksiyon metodları kullanılarak elde edilen ekstraktlarının antioksidan, antimikrobiyal, enzim inhibisyon ve DNA koruyucu aktivitesiyle, fenolik içeriğinin aydınlatılması amaçlanmıştır. Bitki yumrularının antioksidan özelliklerinin belirlenmesi için FRAP, DPPH, ABTS metodları kullanılmıştır ve toplam antioksidan kapasitenin belirlenmesi için fosfomolibdat yöntemi tercih edilmiştir. Enzim inhibisyon aktivitesi spektrofotometrik olarak tespit edilmiştir. Drg ekstrelerinin antimikrobiyal aktivitesi mikrodilüsyon yöntemi ile araştırılmıştır. Bununla birlikte, bitkinin fenolik içeriği HPLC ile analiz edilmiştir. Ekstrelerin DNA koruyucu aktivitesi pUC19 plazmit DNA kullanılarak agaroz jel elektroforezi ile ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular, her ekstrenin çeşitli biyolojik aktiviteler sergilediği ortaya koyduğunu göstermiştir. Buna göre en etkili biyoaktivitenin, kuru yumrulara ait 24 saat çalkalayıcı ve 24 saat çalkalayıcı ardından 60 dakika ultrasonik banyoda hazırlanan ekstrelerde olduğu görülmüştür. HPLC sonuçlarına göre Drg esktrelerinde en yüksek fenolik bileşen p-hidroksibenzoik asit olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, orkide yumrularının farklı ekstraksiyon yömtemlerine göre biyolojik aktivitelerinin değiştiği saptanmıştır. Buna göre, Drg yumrularının sergilediği biyolojik aktiviteler göz önünde bulundurulduğunda, gıda ve ilaç endüstrilerinde kullanılma potansiyelinin yüksek olduğu söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sous vide pişirme yönteminin kabak ve yeşil fasulyenin antioksidan kapasitesine etkisinin belirlenmesi

    Sena Nur Yılmaz

    Bu çalışmanın birinci bölümünde haşlama, buharda pişirme ve Sous vide yöntemleri olmak üzere üç farklı pişirme yönteminin kabak ve yeşil fasulyenin renk özellikleri, toplam fenolik madde, toplam karotenoid ve C vitamini içeriği, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleme aktivitesi ve demir (III) iyonu indirgeme antioksidan gücü (FRAP) üzerine etkisi belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sebzelere Sous vide yöntemi uygulanmış ve 10 gün süreyle buzdolabında muhafaza edilen örneklerde belirli aralıkla renk, toplam fenolik madde, karoten, C vitamini ve antioksidan aktivite tayinleri yapılarak depolama sürecince değişimler incelenmiştir. Pişirme yöntemlerinin sebzelerin parlaklık değerinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Pişirme yöntemlerinin toplam fenolik madde, toplam karotenoid ve C vitamini içeriği ve antioksidan aktivite üzerine etkilerinin pişirme yöntemi ve sebzeye göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Haşlama işlemi uygulanmış kabak örneklerinin toplam karotenoid miktarı ve antioksidan kapasitesi diğer örneklere göre daha yüksek bulunurken fasulye örneklerinde ise buharda pişirme yöntemi uygulanmış örneklerin daha yüksek değere sahip olduğu bulunmuştur. Sous vide yöntemi uygulanmış sebzelerin toplam fenolik madde miktarında kaybın diğer yöntemlere kıyasla daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sous vide işlemi uygulanmış sebzelerin C vitamini miktarının diğer örneklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Buzdolabında muhafaza edilen sebze örneklerinin parlaklık değerinde artış gözlendiği belirlenmiştir. Buzdolabında 10 günlük depolama sonunda kabak örneklerinde DPPH radikal temizleme aktivitesinde istatistiksel olarak önemli olmayan derecede artış gözlenirken toplam karotenoid ve toplam fenolik madde miktarı ve FRAP değerinde istatistiksel olarak önemli olmayan derecede azalma gözlenmiştir (p> 0.05). Fasulye örneklerinin C vitamini ve toplam karotenoid miktarı ve antioksidan kapasitesinde ise istatistiksel olarak önemli derecede azalma meydana geldiği tespit edilmiştir (p<0.05).

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Şeker mısırında (Zea mays L. var. Saccharata sturt), kimyasal gübreye alternatif farklı organik gübre kaynaklarının bazı tarımsal, teknolojik ve dane antioksidan özellikleri üzerindeki etkileri

    Recep Şahin

    Bu çalışmada, Kahramanmaraş koşullarında kimyasal gübreye alternatif olarak farklı organik gübre kaynaklarının, şeker mısırında verim ve verim unsurları ile bazı teknolojik ve antioksidan özellikleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme Kahramanmaraş ili Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü arazisinde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Bu çalışmada bitki metaryali olarak Merit F1 şeker mısırı çeşidi kullanılmıştır. Gübre uygulamalarında ise sıfır (kontrol) gübre uygulamasına ilaveten, asgari NPK dozlarının dekara 10 kg saf N, 10 kg P2O5 ve 10 kg K2O gübre dozunu verecek şekilde mineral gübre kaynağı olarak 15.15.15 kompoze ticari gübre ile organik gübrelerden kanatlı gübresi, çiftlik gübresi, fermente gübre, solucan gübresi ve leonardit kullanılmıştır. Çalışma sonunda tarımsal özellikler bakımından farklı gübre kaynaklarında bitki boyu, koçan sayısı, koçan uzunluğu, koçan çapı ve koçan randımanı bakımından istatistiksel olarak önemli farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre bitki boyunda solucan gübresinin diğer uygulamalara göre daha yüksek (216.67 cm); koçan randımanı bakımından çiftlik gübresinin diğer uygulamalara göre daha yüksek randıman (%71.63) verdiği belirlenmiştir. Fizyolojik kayıp bakımından sadece birinci günde istatistiksel olarak önemli farklılıklar göstermiş olup; buna göre en yüksek kayıp fermente gübresinde (%21.61) belirlenmiştir. Teknolojik özellikler bakımından indirgen şeker, toplam şeker, bin dane ağırlığı nem ve ham protein farklı gübre kaynaklarında istatistiksel olarak önemli farklılıklar göstermiştir. Buna göre indirgen şeker diğer gübre kaynaklarına göre (%7.12) kanatlı gübresinde; toplam şeker (%10.61) kontrol uygulamasında; bin dane ağırlığı (53.46 g) kanatlı gübresinde; nem (%9.73) mineral gübresinde; ham protein (%12.31) leonardit gübresinde yüksek bulunmuştur. Antioksidan özelliklerinde sarı pigment, toplam flavonoit, DPPH TEAC, DPPH inhibisyon, DPPH AAE ve FRAP FeSO4 farklı gübre kaynaklarında istatistiksel olarak önemli farklılıklar gösterirken; toplam fenolik ve toplam antioksidan kapasitesi farklı gübre kaynaklarında önemli farklılıklar göstermemiştir. Farklı gübre kaynaklarında sarı pigment, toplam fenolik, DPPH TEAC, DPPH inhibisyon ve DPPH AAE leonardit gübresinde yüksek bulunurken, FRAP FeSO4 çiftlik gübresinde yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar çerçevesinde şeker mısırında kimyasal gübreye altarnatif farklı organik gübre kaynaklarının kullanılmasının bazı tarımsal, teknolojik ve antioksidan özellikler üzerinde önemli etkilerinin olduğu, yapılan bu tür çalışmalarda mısırın tarımsal, teknolojik ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesinde; organik gübre kaynakları ve mısır çeşitlerinin göz önünde bulundurulması daha faydalı olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane'de bulunan Astragalus microcephalus Willd. ve Astragalus plumosus Wild. bitkilerinin oksidatif hasara karşı koruyucu ve antidiyabetik etkilerinin incelenmesi

    Ayşe Arslan

    Gümüşhane ilimiz bulunduğu coğrafi konumdan dolayı farklı iklimlerin etkisi altında kalmıştır. Bu durum ilimizin bitki örtüsü bakımından zengin olmasına ve çeşitli Astragalus türlerine ev sahipliği yapmasına sebep olmuştur. Astragalus cinsi Fabaceae familyasına dahil olup Astragalus türlerinin antioksidan, anti-inflamatuar, antimikrobiyal, antidiyabetik, yaşlanmayı geciktirici ve antiviral etkinlikleri belirlenmiştir. Söz konusu bu etkilerinin bitkilerin içeriğinde bulunan fenolik bileşikler ve saponinlerden kaynaklandığı bildirilmektedir. Bu türlerin yaprak ekstraktlarının, kimyasal ve biyoaktif özellikleri toplam polifenolik içerik, toplam flavonoid içerik, demir indirgeyici güç, hemoliz inhibisyonu, alfa-glukozidaz inhibisyonu ile serumda oksidatif hasar analizleri spektrofotometrik yöntemler kullanılarak belirlendi. Çalışılan bitki ekstraktlarının en yüksek toplam polifenol içeriği gram örnek başına Astragalus plumosus'un etanollü esktraktında 13.9 mg, Astragalus microcephalus'un etanollü ekstraktında ise 14.8 mg gallik asit eşdeğeri olarak bulundu. Bitkilerin en yüksek toplam flavonoid içerikleri gram örnek başına A. plumosus'un PBS'li ektraktında 4.19 mg, A. microcephalus'un sulu ekstraktında 6.18 mg kuersetin eşdeğeri olarak bulundu. Bitkilerin en yüksek demir indirgeyici güç aktivitesine gram örnek başına A. plumosus'un PBS'li ekstraktında 13 mg, A. microcephalus'un sulu ekstraktında 13.8 mg troloks eşdeğeri olarak bulundu. Bitki ekstraktlarının en yüksek DPPH radikalini giderme aktivitesi A. plumosus'un sulu ekstraktında %14.6 ve A. microcephalus'un PBS'li ekstraktında %19 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus 25 mg/mL etanol ekstraktlarının en yüksek alfa glukozidaz inhibisyonu A. plumosus ekstraktında %39.9 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus bitkilerinin üç farklı konsantrasyonda hazırlanan PBS'li ekstraktlarındaki en yüksek hemoliz ihhibisyonu değeri A. plumosus ekstraktında %97.7 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus bitkilerinin PBS'li ekstraktlarında TAS değerleri sırasıyla 1.41 ve 1.44 mmol troloks eşdeğeri şeklinde, TOS değerleri 25.8 ve 24.7 µmol H2O2 eşdeğeri olarak OSİ değerleri ise sırasıyla 1.83 ve 1.71 µmol H2O2 Eq/L şeklinde verildi. Yapılan bu çalışma sonucunda bitki ekstraktlarımızın alfa glukozidaz enzim inhibisyonu ve hemoliz inhibisyonunu sağladığı, serumda oluşturulan oksidatif hasarın bitki ektraktları tarafından giderildiği sonucuna varıldı. Bu sonuçlar doğrultusunda bitkilerimizin biyoteknoloji alanında alternatif, tamamlayıcı bir ürün olarak oksidatif hasarın sebep olduğu hastalıkların tedavisinde gıda ve ilaç olarak kullanılabileceği öngörülmektedir.