Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Afet yaşayan bireylerin afet bilinci algısı ve afet okuryazarlığı ilişkisi: Elâzığ ili örneği
Yaprak Doğan Üstüner
Afet bilinci algısı, bireylerin risk ve tehlikeyi nasıl algıladığını ifade ederken; afet okuryazarlığı, afetlere ilişkin bilgiyi edinme ve anlama ile bu bilgiyi uygun davranışa dönüştürme becerisini ifade etmektedir. Bu iki kavram arasındaki ilişkinin incelenmesi, afet risklerinin doğru anlaşılması ve etkili müdahalelerin planlanması açısından önemlidir. Bu çalışma, afet yaşamış Elâzığ ilindeki 18–60 yaş aralığında 394 yetişkin bireyin afet bilinci algısı ve afet okuryazarlığı düzeylerini, kesitsel araştırma deseni ve amaçlı örnekleme yöntemi kullanarak karşılaştırmalı biçimde değerlendirmiştir. Elde edilen veri sonuçlarına ait ortalama±standart sapma değerleri ve gruplar arasındaki karşılaştırmalar SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada Afet Bilinci Algı Ölçeği'nin toplam puan ortalaması 129.49±22.36, afet okuryazarlığı toplam puan ortalaması 32.97±10.47 olup sınırlı seviyede gözlenmiştir. Öğrenim düzeyi ile afet bilinci algısı (R=0.433, p<0.001) ve afet okuryazarlığı toplam puanları (R=0.387, p<0.001) arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanmıştır. Linear regresyon analizi sonucunda, afet okuryazarlığı bağımlı değişkeninin; afet eğitimi alma, yanlış afet eğitimi ve afet öncesi bilinci alt boyutlarıyla pozitif yönlü ve anlamlı ilişki (R2=0.403, p<0.001) gözlenmiştir. Afet deneyimi yaşamış topluluklarda afet okuryazarlığının artırılması, yanlış inanış ve kavram yanılgılarının düzeltilmesi ve afet risk yönetimi kapsamında yürütülen bilinçlendirme eğitimlerinin güçlendirilmesi kritik önemdedir. Gelecekteki afet hazırlık stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlanabilmesi için, afet yaşamamış grupları da içeren ve ek değişkenlerle zenginleştirilmiş karşılaştırmalı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Markaların duyulara seslenmesi: Örnek çalışma olarak hijyenik ped ürünleri bazında doku duyusunun tüketiciler nezdinde incelenmesi
Vesile Demir
Markaların küreselleşmesiyle birlikte rekabet ortamı gün geçtikçe artmaktadır. Bu sebeple markalar tüketicilerin gözünde bir adım öne geçebilmek adına birçok çalışma ve girişimde bulunmuşlardır. Ancak markaların duyu organlarına sesleniş bakımından ilk etapta görme ve duyma gibi duyulara seslenmesi rekabet ortamından sıyrılabilmeleri açısından yetersiz kalmaktadır. Tam da bu bağlamda markaların koku, tat, doku gibi duyulara seslenmesi tüketici açısından bir farkındalık yaratacağı öngörülmüştür. Başarılı bir markanın da 5 duyuya hitap etmesi gerekliliği unutulmaması gereken bir kıstas olmuştur. Nitekim bu araştırmada da hijyenik ped grubunda yer alan markaların 'ultra yumuşak', 'pamuksu yumuşaklık' gibi kavramları ön plana çıkarması tüketiciler açısından ''doku'' algısına ne derecede farkındalık yarattığı baz alınarak incelenecektir. Öte yandan doku algısının satın alma davranışlarına etki eden bir durum olup olmadığını anlamak açısından da yöntem olarak nitel yöntem tercih edilmiştir. Nitel yöntemlerden derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak 12 kişilik kadın katılımcılarla veriler elde edilmiştir. Derinlemesine görüşme tekniğinde elde edilen veriler ışığında satın alma, algısal belirleyicilik ve marka sadakatine ilişkin birincil duyu 'doku' bu duyuyu takiben ise 'koku' duyusunun ön planda olduğu sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Gümüşhane ili altın madeni çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği algısının değerlendirilmesi
Ahmet Gökcan
Ülkemizde ve Dünyada, çalışma ortamlarında meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarından dolayı birçok çalışan, yaralanmakta, iş göremez hale gelmekte ve hatta ölmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla görüldüğü sektörlerden birisi de madencilik sektörüdür. Madenler hem yapısal özelliği hem de çalışma koşullarından dolayı, birçok tehlike ve riski bünyesinde bulundurmaktadır. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de maden sektörü en tehlikeli çalışma grupları içerisinde yer almaktadır. Son yıllarda gerek madencilik sektörü gerekse de diğer sektörlerde iş sağlığı ve güvenliğine verilen önem ve değer giderek artmaktadır. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik birçok önlem alınırken, vaka sayılarında artışlar devam etmektedir. Literatürde yer alan birçok çalışmada, iş kazalarına sebep olan en önemli etkenin, insan faktörü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda, daha sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı oluşabilmesi için insan faktörü irdelenmeli, çalışanlarda güvenlik iklimi ve güvenlik kültürünün oluşturulması sağlanmalıdır. Güvenlik iklimi ve güvenlik kültürünün oluşturulabilmesi için çalışanların, İSG algısının değerlendirilmesi gereklidir. Yapılan bu çalışmada, Gümüşhane ilinde bulunan Altın madeni çalışanlarının iş sağılığı ve güvenliği algılarının değerlendirilmesi ele alınmıştır. Anket yöntemi ile madende bulunan 217 çalışanın iş sağlığı ve güvenliği algılarını ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda çalışanların İSG algısı 5 puan üzerinden ortalama 4.16 puan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca analiz sonucunda, çalışanların demografik özellikleri ile anket de yer alan güvenlik iklim ölçeği boyutları arasında istatiksel anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Güvenlik Kültürü, Güvenlik İklimi, İş güvenliği Algısı, Maden
- Doktora TeziAçık Erişim2021Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin afetlere hazırlık algılarını belirlemeye yönelik ölçek geliştirme: Metodolojik bir çalışma
Bahadır Tercan
Bu çalışmada hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin afetlere hazırlık algılarını geçerli ve güvenilir bir şekilde değerlendirebilecek Yapısal Eşitlik Modellemesi doğrultusunda bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından, afet ve acil durumlara hazırlıkla ilgili literatür doğrultusunda 71 maddeden oluşan bir madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzu, ilgili uzman görüşüne sunulmuş ve yapılan değerlendirmeler sonrası 55 maddeden oluşan taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Taslak ölçek formu Nisan 2021-Mayıs 2021 tarihleri arasında Erzincan ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan 312 personele uygulanmıştır. Veri analizi SPSS 23.0 ve AMOS 24.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Katılımcıların ölçek ifadelerine verdikleri birinci ve ikinci cevaplar arasında kuvvetli ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur (r=0,768, p<0,001). Madde-toplam korelasyonu sonucunda madde sayısı 52'ye düşmüştür. Taslak ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek amacıyla Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri yapılmıştır. Taslak ölçeğin Kaiser Meyer Olkin değeri >0,6 ve Bartlett's test değeri p<0,05 olduğundan açıklayıcı faktör analizinin yapılmasına uygun olduğu belirlenmiş ve analiz sonucunda beş faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Faktörler "İstek", "Önem", "Öz-Yeterlilik", "Müdahale Becerisi" ve "Yarar" olarak isimlendirilmiştir. Bu beş faktörlü yapı, doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmaya çalışılmış ve analiz sonucunda 28 maddeden oluşan 'Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Personelin Afetlere Hazırlık Algısı Ölçeği' elde edilmiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,925 ile oldukça yüksektir ve alt boyutlar arasında ise bu değer 0,834 ile 0,926 arasında değişmektedir. Ölçekten elde edilen puanın artması daha iyi afetlere hazırlık algısının olduğunu göstermektedir. Ölçek, hastane öncesinde acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin afetlere hazırlık düzeylerini değerlendirebilen bir ölçek olarak kullanılabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Gümüşhane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin iş güvenliği algısının değerlendirilmesi
İbrahim Irmak
Dünyada ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda insanlar yaşamlarını kaybetmekte veya engelli kalmaktadır. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde hukuki yaptırımlar kadar eğitim sonucu oluşturulması hedeflenen güvenlik kültürü önem taşımaktadır. Sağlık ve güvenlik, kişisel ve toplumsal gelişmişliğin en temel iki öğesi olarak kabul edilmektedir. Güvenlik kültürünün oluşabilmesi ancak örgütlenme ve dayanışma kültürü ile sağlanabilir. Çalışma ortamının sağlık ve güvenlik açısından insana uygun hale getirilmesi için işletmelerde güvenlik kültürünün tüm toplumda oluşturulması ve yaygınlaştırılması bir zorunluluk haline gelmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinin, eğitim ile desteklenerek toplumda bir güvenlik kültürünün oluşturulması, iş kazaları ve meslek hastalıklarının engellenmesi için önemlidir. Güvenlik kültürünün oluşturulması için anaokulundan başlayarak üniversite hayatına kadar, eğitimin her döneminde İSG'ye yönelik derslerin müfredatta bulunması gerekmektedir. Çocukların ve gençlerin güvenli okullarda eğitim görmeleri, bulundukları ortam ile ilgili riskler hakkında bilgilendirilmeleri, iş sağlığı ve güvenliği konularında doğru davranış modellerini kazanmaları, hem eğitim sürecinde hem de gelecekte çalışma hayatına atıldıklarında onları kazalara karşı koruyacak ve daha güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlayacaktır. Yapılan araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Gümüşhane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Lisede Bilişim Teknolojileri, Elektrik ve Elektronik Teknolojileri, Makine Teknolojileri, Metal Teknolojileri, Mobilya ve İç Mekân Tasarımı, Tesisat Teknolojileri ve İklimlendirme alanı ve alanı bulunmayan lise birinci sınıf öğrencileri bulunmaktadır. Okulda mevcut 249 öğrenci olup 215 anket değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda öğrencilerin iş güvenliği algılarının 5 puan üzerinden ortalama 3.45 puan olduğuna ulaşılmıştır ve bu durum öğrencilerin iş güvenliği algılarının iyi seviyede olduğu anlamına gelmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20194-6 yaş grubu çocukların inanç esaslarını algılayış biçimleri
Nuran Çelik
Günlük yaşam düzeninden manevi huzura kadar birçok konuda bireye fayda sağlayan inanma duygusu doğuştan başlar. Çocukluk dönemi kişiliğin şekillendiği ve ilerideki yaşamına yönelik birçok davranış kalıbını öğrendiği önemli bir gelişimsel basamaktır. Fıtratının gereği inanma duygusu kendisinde var olan çocuk yeterli düzeyde dini ve değerler eğitimi alamazsa ileride oluşturacağı kişiliği sağlam bir şekilde oluşmaz. İstenilen düzeyde inanç gelişiminin oluşması ancak olumlu ve bilimsel temellere dayalı bir dini eğitimle gerçekleşir. 4 yaşında dini duyguları gelişmeye başlayan çocuğun 6 yaşına kadar ifadeleri somut olsa da çevresinin de etkisiyle Allah tasavvuru başta olmak üzere soyut içeriği olan iman esasları zihnini meşgul etmektedir. Çocukların büyürken kültürel ve tecrübelere dayalı öğrenecekleri dini bilgiler ilerleyen yaşamlarında zihinlerinde doldurulamayan boşluk ve yaşamlarında eksiklik olma ihtimalini doğuracaktır. Gelişim dönemleri göz önünde bulundurularak çocuğa verilecek din eğitimi onun zihin ve duygu dünyasına olumlu katkılar sağlayacaktır. Bireyin doğumundan ölümüne kadar hayatında var olan inanç esasları Kelamın ana konusunu oluşturmasından dolayı tezde inanç esasları hakkında kısa bilgiler verilmiş, araştırmaya konu olan 4, 5, ve 6 yaş grubu çocukların genel gelişim özelliklerine ve dini gelişimlerine detaylı bir biçimde yer verilmiştir. İman esaslarını yaşamlarında ve zihinlerinde nasıl tasavvur ettikleri tespit edilmeye çalışılan 50 çocuğa Allah ve Peygamber tasavvuru başta olmak üzere İslam dini, dua, melek, Kur'an-ı Kerim, ölüm, cennet kavramları üzerine açık uçlu sorular yöneltilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
