Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Comparative evaluation of bioactive properties of Philadelphus coronarius leaf and flower extracts: Antioxidant and enzyme inhibitory activities
Burnaz, Nesibe Arslan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
This study comparatively evaluated the bioactive properties of Philadelphus coronarius leaf and flower extracts, focusing on phenolic composition, antioxidant capacity, and enzyme inhibitory activities. Plant materials were collected, dried, powdered, and extracted using 80% ethanol via ultrasound-assisted extraction. Total phenolic content (TPC), total flavonoid content (TFC), and antioxidant activities (ABTS, DPPH, and FRAP assays) were determined, along with α-glucosidase and acetylcholinesterase inhibitory activities. The leaf extract exhibited significantly higher phenolic and flavonoid contents (4082.81 mg GAE/100 g DW and 3444.17 mg CE/100 g DW, respectively) compared to the flower extract (1864.06 mg GAE/100 g DW and 869.17 mg CE/100 g DW). Similarly, the antioxidant capacities (DPPH, ABTS, and FRAP values) of the leaf extract were found to be significantly higher than those of the flower extract. In enzyme inhibition studies, the leaf extract demonstrated stronger α-glucosidase inhibitory activity (IC50: 0.0211 mg/mL) than the flower extract (IC50: 0.0523 mg/mL). In contrast, acetylcholinesterase inhibition was similar for both extracts. Overall, the findings indicate that P. coronarius leaves possess a strong bioactive potential, particularly in terms of phenolic compounds, antioxidant capacity, and α-glucosidase inhibitory activity. Therefore, the leaf part of this species may be considered a promising natural source of antioxidants and functional bioactive compounds.
- MakaleAçık Erişim2025Beslenmenin Karanlık Yüzü: Üniversite Öğrencileri Arasında Ortoreksiya Nervoza Eğilimi ve İlişkili Değişkenler
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Amaç: Bu çalışma, üniversite öğrencileri arasında ortoreksiya nevroza yaygınlığını ve bu olguyla ilişkili olabilecek değişkenleri incelemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Kesitsel tasarım kullanılarak yürütülen bu araştırma, Haziran 2020 tarihinde bir Devlet Üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenimlerine devam etmekte olan 305 kadın (%74,6) 104 erkek (%25,4) olmak üzere toplam 409 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, kişisel bilgi formu ve Ortoreksiya-15 Ölçeği (ORTO-15) kullanılarak toplanmış ve Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Çok Değişkenli Binary Lojistik Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin % 26,7 sinin ortorektik eğilimlerinin bulunduğu ve kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde ortorektik oldukları bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca tanısı konmuş sağlık sorunu olan, düzenli ilaç kullanan, vitamin desteği alan, sürekli bir diyet programı uygulayan ve düzenli fiziksel aktivite yapan kişilerin daha ortorektik olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Öğrencilerin yaklaşık % 27’si riskli grupta yer almaktadır. Üniversite öğrencilerinin, düzensiz beslenme alışkanlıkları geliştirmeye karşı özellikle savunmasız oldukları bu dönemi iyi yönetememeleri yeme bozukluklarının artmasına neden olabilir. Bu kapsamda gençlere yönelik sağlıklı yaşam ve beslenme konularında eğitimler verilmesi önerilebilir. Risk grubunda yer alan bireyler için ise sağlıklı yaşamın obsesyona dönüşmesini önlemek üzere psikolojik destek sunulması yararlı olabilir. Ayrıca ortorektik eğilimlerden kaynaklanan riskleri ve sonuçları daha iyi anlamak için bu grupta daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Kadınlarda Sosyal Etkinin Yeme Bozukluklarıyla İlişkisi: Beden Memnuniyetinin Aracılık Rolü
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Amaç: Araştırmada yetişkin kadınlarda sosyal etki ve yeme bozuklukları arasındaki ilişkide beden memnuniyetinin aracı rolü incelenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, 2024 yılı içerisinde Mayıs-Ekim ayları arasında, yaş ortalaması 22,11 olan 317 yetişkin kadın ile gerçekleştirilmiştir. Kişisel bilgi formu, Sosyal Etki Ölçeği, Beden Memnuniyeti Ölçeği ve Yeme Tutum Testi (YTT-40) ile veri toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı yöntemi ile değerlendirilmiştir. Aracılık analizleri IBM SPSS Versiyon 24.0 programı ve PROCESS makro ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları beden memnuniyeti ile sosyal etki arasında negatif (r = -0,256, p < 0,001) bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Beden memnuniyeti ile yeme bozukluğu arasında da negatif (r = -0,261, p < 0,001) bir korelasyon bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, beden memnuniyetinin sosyal etki ile yeme bozukluğu arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiğini ortaya koymaktadır. Sonuç: Sonuçlar, kadınlarda sosyal etkinin beden memnuniyeti aracılığıyla yeme bozuklukları riskini artırdığını, ayrıca sosyal medya ve toplumsal normların kadınlar üzerindeki baskısını azaltmayı hedefleyen önleme programlarının önemini vurgulamaktadır. Sağlıklı beden algısını teşvik eden kampanyalar, medya içerik düzenlemeleri ve multidisipliner tedavi yaklaşımları, yeme bozukluklarının önlenmesi ve tedavisinde kritik rol oynayabilir. Bu bulgular, yeme bozukluklarının sosyal ve kültürel faktörlerle bağlantılı karmaşık bir sorun olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Kadınlarda hedonik yeme ve yalnızlık arasındaki ilişkide depresyon, anksiyete ve stresin aracı rolü
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Bu çalışmada, yetişkin kadınlarda hedonik yeme ve yalnızlık arasındaki ilişkide depresyon, anksiyete ve stresin aracılık rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Gümüşhane ilinde ikamet eden 278 kadın katılmıştır. Veriler Demografik Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21) ve Hedonik Yeme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Analizlerde Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Paralel Aracılık Analizi (PROCESS Macro Model 4) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, hedonik yeme ile yalnızlık, depresyon, anksiyete ve stres arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Aracılık analizi sonuçlarına göre, depresyon ve anksiyete değişkenlerinin hedonik yeme ile yalnızlık arasındaki ilişkide anlamlı aracı roller üstlendiği, stresin ise aracı rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, hedonik yemenin bireylerin psikolojik iyilik halleri ve yalnızlık eğilimleri üzerinde dolaylı etkiler yarattığını göstermekte olup, müdahale programlarının duygusal düzenleme becerilerini geliştirmeye odaklanması gerektiğine işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2022Effect of Brewing Conditions on Sensorial and Antioxidant Properties of Sage Tea
Ilyasoglu, Huri; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
In this study, the effects of infusion time and temperature on the sensorial properties and antioxidant capacity of sage tea were evaluated by using the response surface methodology. The obtained quadratic models explained more than 90% variability in the responses. The infusion temperature showed significant negative effect on the sensorial properties whereas it had significant positive effect on the total phenolic content and antioxidant capacity (p<0.05). Moreover, the infusion time showed significant negative effects (p<0.05) on the responses. The best combination of brewing conditions was determined as 75-80 degrees C and 2-4 min.
- MakaleYalnız künye2021The Relationship between Body Mass Index and Eating Disorder Risk and Intuitive Eating among Young Adults
Yılmaz, Hacı Ömer; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Background: Obesity is a serious health problem that threatens public health. There are limited researches exploring the relationship between obesity and eating disorder risk and intuitive eating. The purpose of this study was to determine the rate of eating disorder risk and obesity, and identify the relationship between body mass index (BMI) and eating disorder risk and intuitive eating among young adults. Methods: This cross-sectional study enrolled 1216 young adults. The data were obtained through a questionnaire consisted of three sections of socio-demographic information in the first part, Intuitive Eating Scale-2 (IES-2) in second part and Eating Attitudes Test-26 (EAT-26) in third part. Weight, height, and BMI of participants were also measured by researchers. Results: The overall overweight/obesity rate of the participants was 16% (male=25.9%; female=10.9%). The rate of eating disorders risk was 24.3% in general (male=21.5%; female=25.4%). Overweight/obese had higher eating disorders risk than normal and underweight (26.7%, 23.8%, 21.6%, respectively). IES-2 score of underweight was significantly higher than overweight/obese (3.33±0.35, 3.20±0.37, respectively). Conclusion: This is the first study to examine the relationship between BMI and EAT-26 subscale showing that BMI was positively correlated with EAT-26 and negatively was correlated with IES-2 score. Therefore, BMI may be affected by eating behaviors and intuitive eating. Also, intuitive eating can be a new method of eating, and weight control and management.
- MakaleAçık Erişim2019Sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarının belirlenmesi
Uzun, Sevda; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa; Erem, Sinem; Uludağ, Elanur
Bu araştırma, Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde okuyan (17-30 yaş; 10.7 ±1.7 yıl) öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının saptanması amacıyla planlanmıştır. Öğrencilerin (n=1271) %69.6’sı kız, %30.4’üerkektir. Araştırma verileri yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak anket formu yardımı ile toplanmış, araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu sosyo-demografik özellikler, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketimsıklığı bilgilerini içermektedir. Beden Kütle İndeksleri’ne (BKİ) göre; öğrencilerin %86.5’inin normal BKİ’yesahip olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin %71.7’sinin yurtta kaldığı, %9.1’inin tanısı konulmuş hastalığa sahipolduğu, %36.6’sının beslenme eğitimi aldığı, %96.0’nın ana öğün atladığı, %67.0’nin en çok öğle öğününü atladığı, %65.7’sinin kuşluk ara öğününü hiç tüketmediği, %97.9’unun atıştırmalık ürünler tükettiği saptanmıştır.Beslenme alışkanlıkları incelendiğinde; öğrencilerin %52.4’ünün açıkta satılan yiyecekleri bazen satın aldığı, buöğrencilerin %81.8’inin bu yiyecekleri canları istediği için satın aldığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin kola-gazlıiçecekler ve fast-food ürünlerini en fazla haftada bir gün, sırasıyla %20.5 ve %26.5 oranında tükettikleri saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin ana öğün atlama durumlarının ve atıştırmalık tüketimlerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Bu nedenle üniversitelerde öğrencilere ayrıntılı beslenme eğitimi verilmesi ve sağlıklı beslenme konusunda daha ayrıntılı eğitim programların oluşturulması sağlanmalıdır.



