Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Deprem tehlike analizleri ve kentsel dönüşüm planlaması: Kahramanmaraş - Göksun - Karaömerli örneği
Selahattin Kurt
Türkiye’nin aktif deprem kuşakları üzerinde yer alması, kentsel gelişim ve yatırım süreçlerinde deprem tehlikesinin dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle yapılaşma sürecinde gerçekleştirilecek yer seçim çalışmalarında, bölgenin jeolojik, jeofizik ve jeoteknik özelliklerinin yanı sıra depremsellik parametrelerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, aktif deprem bölgelerinde planlanan yapıların depreme dayanıklı olarak tasarlanabilmesi için “Deprem Tehlike Analizleri” temel bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, deprem konutlarının yapılması planlandığı proje sahasında, belirlenen noktalarda mikrotremör ölçümleri gerçekleştirilmiş; zemin hâkim periyot aralıkları ve spektral büyütme oranları belirlenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda zemin-yapı periyot ilişkisi incelenmiş ve bölgenin deprem tehlike düzeyi ortaya konulmuştur. Ayrıca, bina doğal periyodu ile kat adedi ve bina yüksekliği arasındaki ilişkiler kullanılarak, zemin hâkim periyoduna bağlı rezonans bölgesi kat adedi aralıkları belirlenmiştir. Spektral büyütme oranları yardımıyla deprem tehlike düzeyleri ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, kentsel dönüşüm projelerinde planlanan yeni yerleşim alanlarının depremden en az düzeyde etkilenebilmesi için yer seçiminin mutlaka jeofizik yöntemlerle desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Yerbilimsel verilerden yoksun, yalnızca ekolojik ve teknolojik kriterlere dayalı akıllı şehir uygulamalarının, deprem gibi doğal afetlere karşı yeterli güvenliği sağlayamayacağı vurgulanmıştır. Sonuç olarak; zemin hâkim periyodunun bilinmesi durumunda, tasarlanacak yapıların kat adedi ve bina yüksekliği rezonans bölgesi eğrileri yardımıyla pratik olarak belirlenebilmektedir. Bu yaklaşım, deprem sırasında zemin-yapı etkileşiminin öngörülmesinde basitleştirilmiş ancak bilimsel açıdan geçerli bir yöntem sunmaktadır. Ayrıca, farklı tabaka kalınlıklarının zemin hâkim periyodu hesaplamalarına etkisi tartışılmış ve yönetmelik düzenlemeleri ile yüzey dalgası aktif derinliği dikkate alınarak zemin toplam derinliğinin 50 m olarak kullanılmasının uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
