Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleYayıncıda açık erişim2026
    What is the Contribution of Green Innovation and Digitalization to Economic Growth: Analyzing the Role of Geopolitical Risks and

    Agirkaya, Melahat Batu; Akyol, Hikmet

    This research examines the impact of green innovation and digitalization on economic growth in Brazil, Russia, India, China, South Africa, and T & uuml;rkiye (BRICS+T) during the period 2002-2021. Within this framework, it analyzes the role of geopolitical risks and climate policy uncertainty. The relationships between variables were estimated using Pooled Bewley (CPS-BP), Dynamic Least Squares Mean Group (DOLS-MG), Fully Modified Least Squares (FMOLS), Canonical Cointegrated Regression (CCR), and Dynamic Least Squares (DOLS) estimators. Our results show that green innovation, digitalization, information technologies, infrastructure investments, life expectancy at birth, and US-originated climate policy uncertainties positively impacted economic growth. Increased geopolitical risks hindered growth in BRICS+T countries.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kârlılık ve Finansal Kaldıracın Firmaların Büyüme ve Yatırım Kararları Üzerindeki Etkisi: Döviz Kuru ve Enflasyonun Aracı Rolünün Analizi

    Akyol, Hikmet; Soydaş, Şafak Sönmez

    Bu araştırma Türkiye için imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren 37 firma için karlılık ve finansal kaldıracın büyüme ve yatırım kararları üzerindeki uzun dönemli etkilerini incelemiştir. Bu çerçevede 2015-2023 arasındaki dönem Tamamen Değiştirilmiş En Küçük Kareler (FMOLS) tahmincisi kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin sonuçları finansal kaldıracın düşük kantillerde temettü getirileri üzerindeki etkisinin pozitif, orta ve yüksek kantillerde ise önemsiz olduğunu göstermiştir. Buna göre firmaların düşük düzeylerde borçlanma ile yatırımlarını finanse etmesi ve bu sayede özkaynak kârlılığını arttırması temettü getirilerini olumlu etkilerken, artan borçlanma temettü getirileri üzerinde anlamlı herhangi bir etkiye sahip değildir. Karlılık rasyosu ve reel efektif döviz kurunun temettü getirileri üzerindeki etkisi bütün kantillerde pozitif çıkmıştır. Karlılık rasyosu, firmaların kaynaklarını ne ölçüde verimli kullandığını göstermektedir. Sonuçlar artan karlılığın temettü getirilerini teşvik ettiğini ortaya koymuştur. Benzer şekilde reel efektif döviz kurundaki olumlu gelişmeler temettü getirilerini arttırmıştır. Sonuçlar, orta ve yüksek kantillerde artan enflasyonun firmaların temettü getirilerini düşürdüğünü ortaya koymuştur. Firma yöneticileri büyüme ve yatırım kararlarını alırken enflasyon ile gelecek beklentilerini dikkate almalıdır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2025
    Economic Development in Türkiye, The Effects of Financial Development on Environmental Sustainability: The Role of Load Capacity Factor

    Durmuş, Savaş; Akyol, Hikmet; Ağırkaya, Melahat Batu

    This research examined the long and short-term effects of economic growth and financial development on environmental sustainability for the Turkish economy in the period between 1982 and 2022. In this context, he analyzed the effects of social and demographic variables. In the study, the effects of economic growth, financial development, and socio-demographic variables on the load capacity factor (LCF) were estimated using the distributed autoregressive (ARDL) bounds test approach. Our results revealed that economic development for Türkiye is an important determinant of environmental sustainability in both the long and short term. Especially in the long run, economic development promotes environmental sustainability. In this respect, encouraging financial policies supporting economic and environmental sustainability will contribute both to environmental sustainability and to Turkey's sustainable development efforts.

  • MakaleYalnız künye2025
    Parasal politikaların türk bankacılık sektörünün sistemik riskleri ile olan ilişkisi: gmm-pvar yöntemi

    Akyol, Hikmet; Ağırkaya, Melahat Batu

    Bu araştırma parasal politikaların bankacılık sektörü sistemik riskleri üzerindeki etkilerini ele almıştır. Bu kapsamda Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren on bankanın 2012:01-2023:06 arasını kapsayan dönemi Genelleştirilmiş Momentler panel vektör oto-regresyon (GMM-PVAR) modeli kullanılarak tahmin edilmiştir. GMM-PVAR tahmini sonuçları, bankacılık sektöründeki sistemik risklerin kendi gecikme değerlerinden ve para arzının bir gecikmeli değerinden pozitif yönlü etkilendiğini göstermiştir. Ayrıca sanayi üretim endeksinin iki gecikmeli değerinin sistemik riskler üzerindeki etkisi pozitiftir. Buna karşın para arzının iki gecikmeli, sanayi üretim endeksi ve döviz kurlarının bir gecikmeli değerlerinin sistemik risk endeksi üzerindeki etkileri negatif yönlü bulunmuştur. Araştırmada değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi PVAR-Granger nedensellik testi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları sistemik risk endeksiyle açıklayıcı değişkenler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunduğunu ortaya koymuştur. Bunun yanında parasal genişleme ile sanayi üretim endeksi ve döviz kurları arasında çift yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Bulgular döviz kurlarından sanayi üretim endeksine doğru tek yönlü nedensellik olduğunu göstermiştir.

  • MakaleYalnız künye2025
    The Impact of Nuclear Energy on Environmental, Economic, and Agricultural Dynamics: New Evidence for More Sustainability

    Akar, Gokhan; Akyol, Hikmet; Saritas, Tufan

    The extremes caused by climate change threaten the economic and agricultural future of nations. This research examined the impact of NE (nuclear energy) on CO2, GDP and Agro-Production Indices (API) for 24 developed and developing countries. The results of the research showed that the variables are cointegrated in the long run. The estimated results of FMOLS and AMG revealed that the use of NE reduces CO2 and increases environmental quality. In this context, our results show that NE contributes to environmental, economic and agricultural sustainability. We found that oil consumption negatively affects all API, and renewable energy (RE) consumption negatively affects agricultural and food production indices. Causality analyses showed that NE policies are compatible with environmental and RE policies. Therefore, the use of NE can play a crucial role in the transition to clean energy in research countries and in the adaptation of the agricultural sector to RE sources. In these countries, it is important to encourage policies that will reduce the dependence of the agricultural sector on fossil fuel consumption and reduce costs in the transition to clean energy sources in terms of food security and sustainable agriculture practices. The integration of nuclear energy into the agricultural sector can contribute to reducing input costs in the agricultural sector and reducing fluctuations and volatilities in food prices. In addition, the continuity of energy supply, technological innovation and infrastructure investments provided by nuclear energy can play a key role in the transition to clean energy and the achievement of the sustainable development goals of countries.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Drivers of the Load Capacity Factor in New İndustrialized Countries: Economic Growth, Financial Development and Urbanization on Load Capacity Factor

    Durmus, Savas; Agırkaya, Melahat Batu; Akyol, Hikmet

    This study examines the effects of economic growth, financial development, and urbanization on the load capacity factor (LCF) for Newly Industrialized Countries (NICs) over the period 1991-2021. In this context, we analyzed the relationship between the variables using the Fixed Effects Driscoll-Kraay and Fixed Effects Panel Quantile estimators. The estimation results indicate that across all quantiles (low, medium, and high levels of environmental degradation), economic growth has a positive effect on LCF, while the squared term of economic growth has a negative effect. Urbanization and renewable energy consumption positively impact LCF, whereas financial development and labor force participation rates have negative effects. The positive effects of urbanization and renewable energy consumption on LCF become more pronounced in higher quantiles. Conversely, the negative impact of labor force participation on LCF is stronger in higher quantiles. The negative effect of financial development on LCF, however, becomes statistically insignificant at higher quantiles.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Analysis of The Impact of Risks in The Turkish Banking Sector on Investor Behavior

    Akyol, Hikmet; Başar, Selim

    This research examined the effects of Turkish banking risks on investor behavior. this context, the period of nine deposit banks covering the period between 2008:Q3-2019:Q3 was analyzed using panel regression estimators. Researchers found that systemic and systematic risks negatively affected investor sentiment in the real sector. The rise in systemic and market risks of banks has led to an increase in investor pessimism. The findings showed that the real sector confidence index can be used as an effective early warning system for financial instability. It has shown that banking sector risks have the potential to spread to the entire economy through real sector investment behavior. The results revealed that stock returns positively affect real-sector investment behavior. Accordingly, positive developments in the stock markets encouraged the real-sector to invest. In the research, the effects of selected macro variables on investor sentiment were analyzed. The forecast results documented that inflation rates, the current account balance, and the VIX uncertainty index negatively affected real-sector investor behavior. On the contrary, it was determined that the effect of the MSCI Europe index on investor sentiment was positive.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Empirical Analysis of Turkish Banking Sector Institutional and Macroeconomic Determinants of Risks

    Akyol, Hikmet; Basar, Selim

    This research examines the macroeconomic and institutional sources of individual, systemic, and systematic risks in the Turkish banking sector. The period between 2008:Q3 and 2019:Q3 of the nine deposit banks selected for this purpose were estimated using panel data analysis estimators. The results indicate that selected macroeconomic and institutional variables affect banking risks. These findings are important for revealing the institutional and macroeconomic sources of risks in the Turkish banking sector. Therefore, the results contain significant propositions for researchers, market participants, and politicians. Market participants and researchers can anticipate defaults and financial instability using selected macroeconomic and institutional variables. The estimation results reveal Turkish banks' institutional soundness and financial performance strength. In addition, the extent to which banks are effective intermediaries in the sector was analysed. This research documented a strong link between global market indicators and banking risks

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2023
    Digitalization and economic growth: new evidence from EU countries

    Akyol, Hikmet; Akar, Tuba; Akar, Gökhan

    Today's world is on the verge of a digital transformation with the developments in information and communication technologies. The digitalization process experienced affects societies both economically and socially. Recently, digitalization has become more important in terms of economic growth and competitiveness of countries. The aim of this study is to examine the effect of digitalization on economic growth for the period 2000-2020 in 27 EU countries by using panel data analysis method. In the study, the econometric relationship between the variables was estimated using the Driscoll-Kraay (1998) standard errors estimator. In the study, exports of information and communication technology products, the number of individuals using the internet and the number of mobile phone subscribers were used as the independent variables representing the digitalization indicators. Real GDP per capita is taken to represent economic growth, which is the dependent variable. According to the findings of the research, it has been determined that digitalization indicators have a significant and positive effect on economic growth. The findings of the study support the theoretical and empirical literature that argues that digitalization will have a positive effect on economic growth. It is thought that investments to be made in digitalization and ICT infrastructure will provide significant gains.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    İklim Değişikliğinin Ekonomik Küreselleşme ve DYSY’ler İle Olan İlişkisinin İncelenmesi: NIC Ülkeleri Örneği

    Akyol, Hikmet; Karakus, Kübra

    Uluslararası ticaretin küresel boyutta kaydetmiş olduğu olağanüstü büyüme, dünya genelinde insan aktivitelerini ve sermaye akımlarını arttırmıştır. Bu dönemde gelişmiş dünyadan gelişmekte olan ülkelere yapılan doğrudan yabancı sabit yatırımları (DYSY), beraberinde çevresel tartışmaları da getirmiştir. Bu bağlamda iklim değişikliği ve küreselleşme bağlantısına olan akademik ilgi son dönemde artmıştır. Bu araştırma 1990-2019 arasında Yeni Sanayileşen Ülkelerde (NIC) ekonomik küreselleşme, DYSY’ler ile iklim değişikliği ilişkisini Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) testi kullanarak incelemiştir. Sonuçlar, iklim değişikliğinin ekonomik küreselleşme ve DYSY’lerle belirgin bağlantıları olduğunu ortaya koymuştur. Bulgulara göre iklim değişikliğinden ev sahibi ülkelere yapılan DYSY’lere doğru tek yönlü nedensellik söz konusuyken, ekonomik küreselleşmeyle iklim değişikliği arasında karşılıklı bir nedensellik bulunmaktadır. Ülkeler bazında incelendiğinde, bulguların farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları bir takım çıkarımlar içermektedir. İklim değişikliğinin araştırma ülkelerine yapılan yatırımlarda önemli bir rolü olduğu ortaya konulmuştur. Aksine DYSY’lere bağlı ev sahibi ülkelerde yaşanan teknik gelişme ve uzmanlaşmanın, iklim değişikliğiyle arasında herhangi bir İlişkisi olmadığı gözlemlenmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2022
    Investigation of the relationship between investor sentiment and systemic risk: An example of the Turkish banking sector

    Akyol, Hikmet; Ağırkaya, Melahat Batu

    The institutions that suffer the most during any crisis or under financial instability are also the ones that contribute the most to the spread and growth of the crisis. As a matter of fact, the 2007–2008 Global Financial Crisis revealed the important role of systemic risks in the crisis. In particular, instability in financial institutions and their increasing systemic risks can negatively affect the entire economy and the global system. In this research, the relationship between investor sentiment and systemic risks of the Turkish banking sector was examined. For this purpose, the longterm relationship between the variables was analyzed using the co-integration tests of Kao, Pedroni, Fisher (Johansen), and Westerlund. Co-integration tests have shown that systemic risks and investor sentiment are co-integrated in the long term. In the study, long-term elasticities were examined using dynamic least squares, panel dynamic least squares, and fully modified least squares estimators. The results have shown that systemic risk increases in the long term negatively affect investor sentiment. According to Granger causality test results, there is one-way causality from banking sector systemic risks to investor sentiment. Various political inferences can be made through the findings of this research. Investor sentiment can be used as an important warning system for predicting risks and financial instability toward the Turkish banking sector. Policymakers should take into account investor sentiment when monitoring the stability of the market and implementing policies. Bank managers should take into account investor sentiment in their decisions and projects and avoid high risk-taking behaviors, especially during periods of low investor sentiment.

  • MakaleYalnız künye2022
    Yolsuzluklar, ekonomik büyüme ve çevre vergileri ilişkisinin gözden geçirilmesi: oecd ülkeleri örneği

    Akyol, Hikmet; Karakus, Kübra

    Bu araştırma OECD ülkelerinde yolsuzlukların ve çevresel vergilerin ekonomik kalkınma ile olan ilişkisini ele almıştır. Araştırmada 34 OECD ülkesinin 1995-2019 arasındaki dönemi panel veri analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi Pedroni eşbütünleşme testi kullanılarak tahmin edilmiştir. Eşbütünleşme test sonuçlarına göre değişkenler uzun dönem ko-entegredir. Uzun dönem esneklikleri ise PDOLS tahmincisi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, çevresel vergilerin araştırma ülkelerinde ekonomik büyümeyi teşvik ettiğini göstermiştir. Bunun yanında, yolsuzlukların ekonomik büyüme ve çevresel vergiler ile arasında güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, yolsuzlukların büyüme ve çevresel vergiler üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi vardır. Bu bakımdan yolsuzluklarla mücadele politikalarının uygulanması çevresel vergi gelirlerini arttırılması ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanması açısından son derece önemlidir. Yolsuzluklar, çevresel vergiler ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi panel Granger nedensellik testleri kullanılarak incelenmiştir. Test sonuçlarına göre, çevresel vergilerden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü, ekonomik büyüme ile yolsuzluk oranları arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi vardır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    İklim Değişikliği Türkiye’de Ekonomik Büyüme İçin Bir Risk Oluşturur mu?

    Akyol, Hikmet

    İklim değişikliğinin etkileri gün geçtikçe daha fazla artmaktadır. Bu nedenle, başta tarım sektörü olmak üzere ekonominin tüm kesimlerinin iklim değişikliğine olan duyarlılığı artmıştır. Özellikle az gelişmiş ülkelerde meydana gelen meteorolojik afetler ekonomi üzerinde ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülkelerdeki ekonomik faaliyetlerin çevreye verdiği zarar ve iklim değişikliği içindeki rolleri dikkate alındığında, bu ülkelerin ekonomisinin de gelecekte iklim değişikliğinden etkilenebilmesi söz konusudur. Bu araştırma, iklim değişikliğinin iki temel aygıtı olan ortalama yıllık sıcaklık değişimleri ve karbondioksit emisyonlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelemiştir. Araştırmada, Türkiye’nin 1968-2018 arasındaki dönemi regresyon analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin tahmin edilebilmesi için ilk olarak serilerin durağanlık düzeyleri sınanmıştır. Bunun için geleneksel birim kök testlerinin yanında yapısal değişim ve şokları göz önünde bulunduran yapısal kırılmalı Lee & Strazicich (2003, 2004) LM birim kök testi kullanılmıştır. Tahmin sonuçlarının serilerin durağan olduğunu göstermesi üzerine, iklim değişikliğini temsil eden değişkenler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki EKK regresyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçları sıcaklık artışlarının ekonomik büyüm üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Artan sıcaklıklar ekonomik büyümeyi azaltmıştır. Karbondioksit emisyonlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ise pozitif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Karbondioksit emisyonlarındaki artışın en önemli nedeni artan ekonomik faaliyetlerdir. Dolayısıyla, ekonomik aktivite arttıkça, çevresel emisyonlar ve buna bağlı olarak büyüme artmıştır. Ancak, karbondioksit emisyonlarının sıcaklık artışına neden olduğuna dikkat edilirse, bu emisyonlar dolaylı yönden ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir. Araştırma sonuçları ortalama yıllık yağış miktarı değişiminin ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırma sonuçları, özellikle sıcaklık değişimlerinin etkisi temel alındığında, Türk ekonomisinin iklim değişikliğine karşı son derece duyarlı olduğunu göstermiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2022
    EFFECTS OF CORRUPTION ON ECONOMIC GROWTH UNDER MACROECONOMIC INSTABILITIES

    Batu Agirkaya, Melahat; Akyol, Hikmet

    This study examined impact of macroeconomic instability and corruption on economic performance in developing countries. For this purpose, longterm relationship between 1995-2019 was examined using Kao (1999) and Pedroni (1999, 2004) cointegration tests. Results, macroeconomic instability and corruption have affected economic performance in long run. Flexibility of long-term relationship between variables was analyzed using PDOLS, FMOLS and DOLSMG estimators. The results showed that macroeconomic instabilities negatively and significantly affect economic growth and FDI, which represent economic performance. As macroeconomic instability increases, economic revival will be negatively affected by this, while foreign capital investment in country will decrease. Consequently, implementation of policies that will reduce macroeconomic instability and uncertainties will increase economic recovery and encourage foreign capital investments in host countries. Impact of corruption on economic growth and FDI was found to be positive. Decreasing corruption in research countries favors economic growth and facilitates foreign investment increases.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2021
    Çevresel vergi politikaları sürdürülebilir kalkınmayı desteklemede ne kadar etkilidir: OECD ülkeleri örneği

    Akyol, Hikmet; Karakus, Kübra

    Bu araştırma OECD ülkelerindeki çevresel vergi politikaların sürdürülebilir kalkınma üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çevresel vergiler, çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Ancak, bunlar içerisinde en önemlisi firmaların ve tüketicilerin çevreye vermiş olduğu zararı azaltmaktır. Bu bakımdan, araştırmada ikinci olarak çevresel politikaların sürdürülebilir kalkınmayı destekleme konusunda ne ölçüde etkin olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 1995-2019 arasındaki dönem panel veri analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları çevresel vergiler ile sürdürülebilir kalkınma arasında uzun dönemde pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Buna göre, artan çevre vergileri uzun dönemde OECD ülkelerinin sürdürülebilir kalkınmalarını olumlu etkilemiştir. Bunun yanında, OECD ülkelerinde çevresel vergilerin son derece etkin olduğu belgelenmiştir. Bu bakımdan, OECD ülkelerinde çevresel vergilerin arttırılmasını destekleyecek politikaların uygulanması aynı zamanda bu ülkelerin sürdürülebilir kalkınmasını teşvik edecektir. Araştırmada çevresel vergiler ve sürdürülebilir kalkınma ilişkisi incelenirken, seçili kontrol değişkenleri kullanılmıştır. Yatırım oranlarının uzun dönemde sürdürülebilir kalkınma üzerindeki etkisinin negatif yönlü ve anlamlı olduğu görülmüştür. Sabit sermaye yatırımlarının ve dolaysıyla yatırım oranlarının artması aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir boyutu olan ekonomik kalkınmayı olumlu etkilemektedir. Bununla birlikte, artan yatırım oranları, endüstriyel faaliyetlerdeki yoğunlaşmanın ciddi bir göstergesidir. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında endüstriyel faaliyetlerde görülen ciddi yükseliş, çevresel bozulmayı tetiklemiştir. Bunun yanında, yöntem kısmında bahsedildiği üzere sürdürülebilir kalkınma endeksi kalkınmanın sadece ekonomik ve beşerî boyutunu değil çevresel yönünü de ölçmektedir. Bu bakımdan, araştırma bulguları artan yatırım oranlarının çevre üzerindeki olumsuz etkisinin yükseldiğini göstermiştir. Bir başka açıklayıcı değişken olan kamu harcamalarının ise uzun dönemde sürdürülebilir kalkınma üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Araştırma ülkelerinde ekonomik kalkınma içerisinde kamu harcamalarının rolü ve boyutu çok önemlidir. Dolaysıyla, artan kamu harcamaları, bu ülkelerde sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmiştir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleYalnız künye2021
    Petrol Fiyatları ve Türk Bankacılık Sektörü Getirileri Arasındaki İlişkinin Tespiti: PMG-ARDL Tekniği

    Akyol, Hikmet

    Bu araştırmada Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların hisse senedi getirileri ve petrol fiyatları arasındaki ilişki ampirik olarak incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2006-2019 arasındaki dönem PMG-ARDL yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada, aynı zamanda seçili makroekonomik ve piyasa değişkenleri, kontrol değişkeni olarak tahmin edilen modele dahil edilmiştir. Böylece, petrol fiyatları ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişkide bu değişkenlerin etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuçlar, petrol fiyatlarının bankaların hisse senedi getirileri üzerinde pozitif yönlü ve güçlü bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Buna göre, artan talep ve bunun üretim düzeyi üzerindeki olumlu etkisi hem petrole olan talebi hem de bankaların getiri düzeylerini pozitif yönlü etkilemiştir. Bu bulgu, petrol fiyatları, Türk Finans Sistemi ve ekonomik aktivite arasındaki güçlü etkileşimi göstermesi bakımından son derece önemlidir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Cari Dengesizlikler ve Ticari Serbestleşmenin Bankacılık Sektöründeki Sistemik Riskleri Tetikleyebilme İhtimali

    Akyol, Hikmet

    Uluslararası ticaretin ve serbestleşmenin artmasıyla birlikte ülkeler arasındaki finansal ve reel işlemler önemli bir ivme kazanmıştır. Artan reel akımlar ve uluslararası bağlantılar, mal ve hizmet üretim hacmini arttırmış, yatırımcıların risklerini azaltmış, çeşitlendirme ve ihtiyaç duyulan fonlara kolay erişim gibi birçok fayda sağlamıştır. Bununla birlikte, bu durum Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede cari açıkları yapısal bir sorun haline getirmiştir. Bu araştırmada artan uluslararası bağlantıların ve cari açıkların bankaların sistemik risklerini ne yönde ve ölçüde etkilediği incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye’de faaliyet gösteren dokuz bankanın 2006-2019 dönemi Pesaran vd. (1999) tarafından geliştirilen PMG-ARDL yöntemi uygulanarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre cari açıkların artması bankaların sistemik risk düzeylerini arttırarak, finansal sistemin olası istikrarsızlığını yükseltmektedir. Bu bulgu cari açığın yalnız bir makroekonomik sorun olmadığını, aynı zamanda Türk Banacılık Sektörü ve finansal kesim için de ciddi bir problem olduğunu göstermiştir. Cari dengesizliklerin artması bankaların sistemik risklerini tetiklemektedir. Artan cari açıkların çok yüksek boyutlara ulaşması, Türk Finansal Sisteminin istikrarsızlığa girme potansiyelini arttırmaktadır. Bu, aynı zamanda cari açıkların sistemik riskler üzerinden finansal krizlere neden olabilecek bir iletim mekanizması ürettiğini göstermektedir. Benzer şekilde, uluslararası ticaretin ve bağlantıların artmasının göstergesi olan ticari serbestliğin sistemik riskler üzerindeki etkisi pozitif yönlü ve anlamlıdır.

  • MakaleYalnız künye2021
    Türk Bankacilik Sektöründeki Getiri ve Risk Oranları ile Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları İlişkisi

    Akyol, Hikmet

    Bu araştırmada Türk bankacılık sektörü hisse senedi getirileri ve sistematik risklerinin doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYSY) ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2006-2009 arasındaki dönem Kao (1999) ve Pedroni (1999, 2004) eşbütünleşme testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Uzun dönem katsayıları ise Havuzlanmış Ortalama Grup (PMG) ve Dinamik En Küçük Kareler (DFE) tahmincileri kullanılarak incelenmiştir. Sonuçlar, DYSY’lerin hisse senedi getirileri ve banka betaları üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Buna göre, Türkiye’ye yapılan yabancı sabit sermaye yatırımları arttıkça banka getirileri ve sistematik riskler düşmektedir. Bu bulgu, Türk bankacılık sektörü özelinde Türk finans sisteminin uluslararası sermaye akımlarına karşı son derece duyarlı olduğunu göstermektedir. Özellikle DYSY’leri teşvik edecek politikaların uygulanması, bankaların portföy çeşitlendirmesi yaparak ortadan kaldıramadığı piyasa risklerinin düşürülmesine önemli katkı sağlayacaktır. Bu politikalar aynı zamanda bankacılık sektörünün istikrarına ve kurumsal sağlamlığına olumlu etki edecektir. Araştırmada değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) nedensellik analizi kullanılarak incelenmiştir. Uygulanan nedensellik test sonuçları, DYSY’den sadece Garanti Bankasının hisse senedi getirilerine doğru nedensellik ilişkisi bulunduğunu göstermiştir. Benzer şekilde sadece Vakıfbank’tan DYSY’ye doğru nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. DYSY ve banka betaları arasındaki nedensellik incelendiğinde sadece DYSY’den Denizbank’a doğru olduğu, aynı zamanda Halkbank betalarından DYSY’ye doğru nedensellik ilişkisi olduğu gözlenmiştir.

  • MakaleYalnız künye2018
    Country Credit Risk Level, Oil Prices and the Main Macroeconomic Indicators Effect to Stock Returns: Sample of BIST 100

    Baltaci, Nuri; Akyol, Hikmet

    In addition to the main macroeconomic indicators in the country, it is also an important research issue that Credit Default Swaps (CDS), which shows the credit risk level of the country, and oil prices have an influence on stock returns. In this paper, the effects of CDS spreads, oil prices and selected macroeconomic variables on the Istanbul Stock Exchange Index (BIST100) were tried to be analysed. For this purpose, it was tested with the cyclical ARDL bound testing approach of 2006: 01 and 2015: 09 months. According to the results of the research, long term CDS spreads, oil prices, inflation rate, real interest rates and monetary expansion have significant effects on BIST100 index of economic growth. Long term effective exchange rate changes have no effect on the BIST100 index

  • MakaleYalnız künye2016
    Afad'ın kurumsal itibarı üzerine bir araştırma

    Akyol, Hikmet; Çalışır, Gülsüm

    Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler, İletişim ve Turizm Fakülteleri'nde okumakta olan öğrencilerin Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı'nın (AFAD) kurumsal itibarına yönelik algılarının ne yönde olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılmayı kabul edenlere konuyla ilgili anket soruları yöneltilmiş ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Bağımsız Örneklem T Testi, Tek Yönlü Anowa Testi ve betimsel istatistikler ile Doğrulayıcı Faktör analizi uygulanmıştır. Analizler ve testler sonucunda katılımcıların genel itibariyle AFAD'a dönük kurumsal itibar algıları istatistiki olarak olumlu bulunurken, cinsiyet, yaş ve kişilerin afet ilişkisine dönük demografik değişkenlere göre kurumsal itibar algılarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte bölüm demografik değişkenine göre katılımcıların kurumsal itibar algılarında istatistiki olarak kısmen anlamlı bir farklılık bulunmuştur