Bu dergideki yayınlar

3 →
  • MakaleAçık Erişim2023
    Yaklaşan Son Sâat’in Ön Göstergeleri

    Kayhan, Mustafa

    Kur’ân, bu dünyanın bir başlangıcının olduğunu, bir de sonunun bulunduğunu beyan etmiştir. Aynı şekilde Kur’ân, insanlığın da bu dünyaya bir girişinin olduğunu ve son sâatte bir son çıkışının olacağını belirtmiştir. Ayrıca insanın sorgulanmak üzere yeniden diriltileceği bir öte dünyanın bulunduğunu da dile getirmiştir. Kur’ân, insanlığın ve evrenin bu sonunu özel bir terimle, yani son sâat ifadesiyle anlatmıştır. Kur’ân’da bu son sâat’in ansızın ve habersiz gelişeceği, bilgisinin hiç kimseyle paylaşılmadığı ve mutlak bir gayb olduğu da bildirmiştir. Yine Kur’ân, son sâat’ten evvel gerçekleşecek olan bazı alâmetlerden de bahsetmiştir. Zira bir ayette “...Onun şartları gerçekleşmiştir...” (47/18) bile buyurmuştur. Yine Cibril hadisinde Hz. Nebiye Metas sâah? sorusu yöneltilmiştir. İşte bu makalede son sâat’ten önce gerçekleşeceği Kur’ân’da beyan edilen veya yazarın alâmetler olarak değerlendirdiği konular tetkik edilmiştir. Bu etütte son sâat’in ansızın gerçekleşeceğine dair vurgu merkeze alınmıştır. Bu bağlamda asıl konu, Sûr’a üflenmesi, evrenin son bulması ve insanlığın yeryüzünden çekilmesi konularıyla desteklenmiştir. Kur’ân, son elçi olarak son sâat’in hem habercisi hem de son sâat’le ilgili tüm bilgilerin bildiricisi sıfatıyla Hz. Nebinin görevlendirildiğini belirtmiştir. Aynı şekilde son sâat’i habercisi olarak seçilen Hz. Muhammed’e Kur’ân’ın indirilmesi de son sâat’in en net göstergelerinden olmuştur. İki konuda Kur’ân’da net beyanlar yer almıştır. Kur’ân’da Hz. Nuh’tan, gemisinden veya tûfan hadisesinden geriye bir âyet bırakıldığı, bundan insanların mutlaka ibret alacağı vurgulanmıştır. Bir de Kur’ân’da iki denizin arasına bir engel konulduğu ve oraya da Firavun’un bedeninin gömüldüğü de belirtmiştir. Bu iki işaretin son sâat’ten evvel zuhur edeceği ve bir şekilde insanlığın kendisine gelmesini sağlayan bir mucize olacağı açıklanmıştır. Aslında Hz. Mûsâ’nın salih kul ile Mecmeu’l-Bahreyn’de buluşmak için çıktığı yolculuk ve o seferde değinilen kimi durumlar, iki denizin birleştiği yerin nasıl bulunacağının ve orada gömülü Firavun’un bedeninin nasıl çıkarılacağının yöntemini göstermiştir. Bunlar, sâat’in geçmişteki ön göstergeleri olduğunu ve bazı yansımalarının da gelecekte görüleceğini vurgulayan ön işaretler olarak değerlendirilmiştir. Bu aşamada son sâat’in Kur’ân’da ifade edildiği düşünülen ön belirtileri, geçmişte gerçekleşmiş ve neticesi ileride görülecek işaretler ile gelecekte gerçekleşecek belirtiler olarak ikiye ayrılmıştır. Böylece konu sadece son sâat’in ön göstergeleri bağlamında daha detaylı ve asıl mevzuya odaklı bir şekilde etüt edilmiştir. Kur’ân’da son sâat’in gelecekte ortaya çıkacak kimi işaretlerine de temas edilmiştir. Bu ön işaretlerin insanlığın uyanmasını sağlayacağı ve kendine gelmesine neden olacağı bu araştırmada net olarak vurgulanmıştır. Bu bağlamda mesela Kur’ân'da son sâat’ten evvel ayın kesinlikle yarılacağı beyan edilmiştir. Tam olarak sıralaması bilinememekle birlikte Kur’ân'da son sâat’in öncesinde topraktan Dâbbe gibi bir canlının ilk defa var edileceği ve bu varlığın, Allah'ın mucizelerine inanmadıklarını insanların yüzlerine haykıracağı açıklanmıştır. Dahası Kur’ân, dünyayı saran bir dumanın gökten ineceğini ve insanları çaresiz bırakacağını da beyan etmiştir. Bu sırada Zülkarneyn’in güneşin ufukta battığı son akşama gideceği ve helak olmak üzere olan kavmi Allah’a inanmaya davet edeceği de belirtilmiştir. Bu arada daha önceden çıkmış ve o zamana kadar insanları canından bezdirmiş olan Ye’cûc ve Me’cuc’un saldırılarına Zülkarneyn’in bir set yaparak engel olacağı anımsatılmıştır. Yine Zülkarneyn’in halkı bezdiren dumanın kaldırılması için rabbine dua edeceği ve bu niyazıyla da halkın üzerine çöken felaketin kaldırılacağı dile getirilmiştir. Ayrıca Zülkarneyn'in son sâat’te gittiği son akşamda batan güneş zamanından biraz geriye geleceği, duman felaketinden etkilenen ve onlarla baş edemeyen son dünya insanlarını tevhide çağıracağı da açıklanmıştır. Bu bağlamda sünnetullah’ın üçüncü aşamasında Yec’ûc ile Mec’ûc’un sıkıntısından usanan o toplumu gafletten uyandıracağı da ifade edilmiştir. Buna rağmen hâlâ inkârda direnenlerin son kez helak edileceği ve yerden çıkarılacak Dâbbe’nin Allah’ın mucizelerine insanlara inanmadıklarını söyleyeceği de Kur’ân’da açıklanmıştır. Kur’ân’da son sâat’in önünde belirecek bazı ön göstergelere temas edilmiş ve diğer işaretler de dolaylı yorumlarla bu kapsamda değerlendirilmiştir. Bu işaretlerin son sâat’in hemen öncesinde kısmen de olsa içine düştüğü gafletten insanlığın kurtulmasına vesile olacağı, uyanmasını sağlayacağı ve araştırılan konunun öneminin de burada kendini gösterdiği vurgulanmıştır. Zira insanların gittiği yolun, onları çıkmaza sürüklediği bu meseleler vasıtasıyla vurgulanmıştır. Böylelikle bir nebze de olsa insanların bu işaretler yoluyla kendilerine bir çeki düzen vereceklerine vurgu yapılmıştır. Bu açıdan meseleleri çözümlemek ve umulan sonuçlara ulaşabilmek için bu araştırmada analiz, sentez, tümevarım ve tümdengelim metotlarından istifade edilmiştir. Kur’ân bağlamında eşrât-ı sâat konusunu derli toplu olarak bir arada ve farklı bir bakış açısıyla ele alan bir çalışmaya literatürde rastlanmamıştır.

  • MakaleYalnız künye2020
    The Critique of Abul A'la Mawdudi on the Hadith Deniers in the Indian Subcontinent

    Khan, Alam; Kuzudisli, Ali

    According to the traditionalist Muslim scholars, the history of the denial ofhadīth in the Subcontinent goes back to the 19th century, and they considered SirSyed Ahmad Khan was the first one who challenged the provenance andauthorship of ahādīth. It is a renowned fact that Sir Syed was highly inspired bywestern research about Islam and its primary sources. Hence, he followed thewestern approach to the Prophetic ahādīth in his works and put in question thecodification and the authenticity of hadith. Mulawī Chiragh Ali and his fellowscholars developed and supported his theories with new arguments that laterreached to the denial of hadīth. At that time, the traditionalist Muslim scholarsof the Subcontinent paid attention to this new-born temptation and counteredthe theories of the deniers of hadīth. Syed Mawdūdī was one of them thatadvocated the Prophetic ahādīth through his research journal Tarjamānu'l-Qurān.However, his unique methodology in criticism distinguished him from hiscontemporaneous scholars. Therefore, this study deals with his research andcritical approach to the theories of the deniers of hadīth.

  • MakaleYalnız künye2019
    Determination and Evaluation of Praying Places and Forms in Prayer with Hadîths

    Gözün, Abdulvehhab

    The prayer is one of the foundations that Islam was built on, which is also among the most important worships that symbolizes the physical and spiritual closeness of human being to Allah (swt). Therefore, such a worship gives an opportunity to human beings to make supplication to seek refuge from Allah (swt) as well asking for other needs. However, many of the Muslims in our country follows Hanafi fiqh, therefore, in the fardh prayer before giving salaam people make certain supplications beside the supplication that surah al Fatiha has. The other supplications are being left after the prayer. However, these people are aware that firstly the moment of prostrating and the state of prayer are the closest moment to Allah (swt). In fact, praying in our country is being expressed as standing in front of Allah (swt) in metaphorical sense. Only, considering these facts, it shows us the importance of the supplication during the prayer as well as the chance of acceptance by Allah (swt). Therefore, in this study, the subject of supplication was examined during the prayer to explain how and where to make the supplication in the light of the hadith of Prophet Muhammad (pbuh). Therefore, it is aimed to reveal where and how to make dua during the prayer according to Sunneh. It is concluded that the supplication can be made during the prayer not only ka’de-i ahîret which widely known among the people but also qıyam, ruku, sajdah as well. The supplication of qunut which is made before going to the ruku in the vitr prayer and after getting up from the ruku in the morning prayer thought to be a subject to study therefore, it is taken into research.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2667-7326
creativeworkseries.issn2667-6710
dc.date.accessioned2026-10-22T10:39:24.493040467Z
dc.date.available2026-10-22T10:39:24.493040467Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/17933
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleAmasya ilahiyat dergisi
dspace.entity.typeJournal