Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

4 →
  • MakaleYalnız künye2022
    Erzincan Düğün Geleneklerinde Değişim

    Dikici, Erkan; Şener, Betül

    Toplumun en temel yapı taşı olarak aile kurumu, her toplumda karşımıza çıkan başlıca sosyal kurumlardan birisidir. Ailenin oluşumu için bir takım gereklilikler bulunmaktadır. Evlilik, söz konusu gerekliliklerin başında yer almaktadır. Evlilik aracılığıyla ailenin oluşumu sürecinde bir geçiş dönemi olarak düğünler yapılmaktadır. Birçok toplum için bu geçiş dönemi, bir takım sosyal ve kültürel özellikleri beraberinde getirmiştir. Düğün törenleri, her toplumda farklı şekillerde uygulansa da, sosyal ve kültürel yapıya özgü durumlar ortaya çıkarmıştır. Fakat sosyal ve kültürel dinamik yapısından dolayı bir takım değişimler de yaşanmıştır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren Türk toplum yapısında düğün törenlerinin zamanla değişim gösterdiği, yeni kültürel motiflerin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bu çalışma düğün törenlerinde yaşanan değişime dikkat çekmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Çalışmanın konusu, Erzincan düğünlerinde yaşanan değişimdir. Çalışmada Erzincan düğünlerinin başladığı andan (kız isteme) bitişine (gerdek gecesi) kadar geçen süreçte var olan kültürel özelliklere yer verilmiştir. Daha sonra bu kültürel özelliklerin günümüzde yaşamış olduğu değişim ortaya konmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Sosyolojinin Ne’liği ve Kim’liği Üzerine Bir Değerlendirme

    Dikici, Erkan

    Sosyolojinin bilim dalı olarak 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkışı, günümüzde kabul edilen bir gerçekliktir. Özellikle Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali ile özdeşleştirdiğimiz sosyolojinin bilim olma serüveni, temelinde Batı merkezli bir anlayış çerçevesinde şekillenmiştir. Bir kriz bilimi olarak da ifade edilen ve Batı toplumunun sorunlarına çözüm aramak gayesinde olan Batı sosyolojisinin zamanla tüm dünya toplumları hakkında söz söyleme hakkını kendisinde gördüğü bir tarihsel süreç yaşanmıştır. Nitekim bu süreç, Osmanlı Devleti/Türkiye gibi, Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmek durumunda kalmış ve bu toplumlar tarafından Batı’da ortaya çıkan sosyoloji anlayışı genellikle aktarmacı bir zihniyetle takip edilmiştir. Zamanla sosyolojinin Batı-dışı toplumlar tarafından bir bilim olarak icra edilmesi, Batı merkezli sosyoloji anlayışının yeterli bulunmamasına, eleştirilmesine neden olmuştur. Özellikle Türkiye gibi, Fransa’dan sonra sosyolojinin akademik ve bilimsel açıdan gelişim gösterdiği ülkelerde, Batı sosyoloji anlayışının ve terminolojisinin Batı-dışı toplumları açıklamakta yetersiz kalacağı ve yerli anlayışların geliştirilebileceği düşüncesi ön plana çıkmıştır. Bu durumun gelişim göstermesinde, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşru hale getiren bir tarafı olmasına yönelik düşüncelerin de var olması etkili olmuştur. Bu açıdan bakıldığında makalenin konusunu, Türkiye’de yaklaşık yüz yıllık bir tarihi olan sosyolojinin, yerli bir anlayışla Batı sosyolojine olan eleştirel bakış açısı oluşturmaktadır. Makalede Batı sosyoloji anlayışının Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmemesi neticesinde günümüz Türk sosyologlarının Batı merkezli sosyoloji anlayışının ne’liği ve kim’liğine yönelik görüş ve eleştirilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Makalede öncelikle Batı’da sosyolojinin gelişim serüveni ele alınacak, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşrulaştırma konusundaki durumuna yer verilecek ve son olarak günümüz Türk sosyologlarından hareketle Batı sosyolojisinin ne’liği ve kim’liği üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Bu bağlamdan hareketle, bir derleme türü olan makalede, doküman incelemesi yöntemi kullanılarak literatür taraması sonucu ulaşılan kaynaklardan konunun analizi yapılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Geleneksel/alternatif tıp uygulamalarına yeni yaklaşım olarak beslenme ve yemek kültürü şalpazarı örneği

    Dikici, Erkan; Sağlam, Ayşenur

    20. yüzyılda hastalıkların tedavisi ve iyileştirilmesi konusunda modern tıp uygulamalarına oldukça fazla önem verilmiştir. Her ne kadar sağlık alanında bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında birçok yenilik gerçekleşse de, geleneksel/alternatif tıp uygulamalarından vezgeçil(e)memiştir. Herhangi bir bilimsel temeli olmayan, kanıta dayanmayan ve gündelik yaşam pratiklerinin bir yansıması olan geleneksel/alternatif tıp uygulamaları, daha çok kırsal kesimlerde yaşatıldığı düşünülmüş ve bu uygulamalar ile hastalıkların iyileştirilmesi hedeflenmiştir. “Ev tedavisi” olarak da tanımlanan geleneksel/alternatif tıp uygulamalarının birçok farklı türü olduğu bilinmektedir. Bitkisel karışımlarla tedavi, müzik terapisi, sürüngenlerle tedavi, hipnoz, akupunktur gibi en çok bilinen bazı örnekler, geleneksel/alternatif tıp uygulamaları içerisinde yer almaktadır. Bu çalışmanın konusu, geleneksel/alternatif tıp uygulamalarına yeni bir bakış açısı getirecek olan beslenme ve yemek kültürüdür. Sağlıklı yaşam ve beslenme açısından bakıldığında, beslenme ve yemek kültürünün sahip olduğu önem ve değer ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamdan hareketle çalışma, “beslenme ve yemek yeme eyleminin biyolojik bir eylem olmanın ötesinde, sosyolojik bir eylem olması” ve “geleneksel/alternatif tıp uygulamalarından birisinin beslenme ve yemek kültürü olduğu” varsayımları üzerine kurulmuştur. Bu varsayımı desteklemek amacıyla nitel araştırma yaklaşımlarından yüz yüze görüşme yöntemine başvurulmuştur. Böylelikle çalışmada, 2020 yılı Ağustos ayında (Trabzon) Şalpazarı’nda yaşayan Çepnilerle yapılan yüz yüze görüşmelerden elde edilen verilen ışığında, beslenme ve yemek kültürünün geleneksel/alternatif tıp uygulamalarından birisi olduğu yönündeki varsayımı, mutfak ve yemek kültüründen verilecek örneklerle ortaya koymak amaçlanmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2018
    Celal Nuri İleri'nin Batılılaşma Anlayışı

    Dikici, Erkan

    18. yüzyılda görülmeye başlanan Batılılaşma hareketi, Osmanlı Devleti’ni de etkisi altına almış ve bu hareket II. Meşrutiyet’e gelindiğinde Osmanlı Devleti’nde zirveye ulaşmıştır. Bu süre zarfında birçok Osmanlı aydını tarafından yaşanan sorunların tespit edildiği ve bir takım fikir akımları içerisinde görüş belirttiği görülmektedir. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık fikir akımları etrafında toplanan aydın kesim, farklı şekillerde dile getiriyor olsa da Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatını önlemek ve durumu düzeltmek yönünde fikir belirtmektedirler. Dönemin aydınları içerisinde yer alan aydınlardan birisinin de Celal Nuri İleri olduğu görülmektedir. Bu çalışmada Türk modernleşme tarihinin önemli isimlerinden birisi olarak görülen Celal Nuri’nin Batılılaşma üzerine fikirlerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Batılılaşma hareketinin Osmanlı Devleti’nin çöküşündeki etkisine değinilirken, Türk modernleşmesi ve Osmanlı’da Batılılaşma hareketine dair Celal Nuri’nin görüşlerine yer verilmiştir. Geleneği reddetmeyen bir Batılılaşma anlayışına sahip olan Celal Nuri, evrimci görüşten etkilenerek Batılılaşmaya yönelik fikirlerini ortaya koymuştur.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:48.091697787Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:48.091697787Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/17317
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleDikici, Erkan
dspace.entity.typePerson
person.affiliation.nameGÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ
person.familyNameDikici
person.givenNameErkan
person.statusunverified