Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

9 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Endüstriyel/Madensel Atıklardan Elde Edilen Geopolimer Bileşenler Üzerinde Taguchi Metodu Yardımıyla Farklı Üretim Parametrelerinin Etkisinin Belirlenmesi

    Çavdar, Özlem; Aksüt, Yavuz Selim; Temizer, Hülya

    Çimento üretimi kaynaklı CO2 sera gazının ve diğer kirleticilerin başta iklim değişikliği ve küresel ısınma olmak üzere, çevre ve insan sağlığını tehdit ettiği bilinmektedir. Bu çalışmada, geopolimer kompozit harçlar üzerinde farklı üretim parametrelerinin etkisi incelenmiştir. Ana bağlayıcılar olarak yüksek fırın cürufu ve uçucu kül içeren geopolimer yapılara ek olarak endüstriyel ve madensel katkı maddeleri ilave edilmiştir. Bağlayıcılar üzerinde kür sıcaklığı, kür süresi ve endüstriyel /madensel atıklar gibi birçok parametrenin etkisi araştırılmıştır. Bu kapsamda Taguchi metodu kullanılarak 3 farklı seviye ve 6 farklı parametre ile L27 (36) ortogonal matris oluşturulmuştur. Çalışmada, üç farklı molar oranı (8M,10M,12M) olmak üzere sodyum hidroksit çözeltisi ile sodyum silikat kullanılmıştır. 56 gün atmosferik kür uygulanan numunelere ANOVA analizleri de yapılmıştır. Taguchi ve ANOVA istatistiksel sonuçlarına göre, geopolimer numuneler üzerinde en etkili parametrenin kür sıcaklığı olduğu belirlenmiştir. ‘En büyük en iyidir’ kriteri sonuçlarına göre hazırlanan sinyal/gürültü (S/N) oranı verilerinden en etkin sıcaklığın 75⁰C olduğu anlaşılmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Madencilikte Patlatma Verimliliğinin Tahmini: Boosting Tabanlı Makine Öğrenmesi Algoritmaları ile Kapsamlı Bir Değerlendirme

    Bayraktar, Cihan; Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan

    Bu çalışma, yeraltı madencilik operasyonlarında patlatma verimliliğini gerçek saha verileri kullanarak tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Beş güncel boosting algoritması (LightGBM, XGBoost, CatBoost, NGBoost ve HistGBM) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş, ayrıca basit ortalama, ağırlıklı ortalama ve en iyi üç model ile ağırlıklı ortalama gibi topluluk öğrenme stratejileri uygulanmıştır. 2019–2020 yılları arasında gerçekleştirilen 652 patlatma işleminden oluşan veri kümesi üzerinde standart ön işleme yöntemleri uygulanmıştır. Modellerin performansı R², RMSE ve MAE metrikleri ile ölçülmüştür. Bulgular, en iyi üç modelin (XGBoost, CatBoost ve NGBoost) ağırlıklı ortalamasının en yüksek başarıyı sağladığını göstermektedir (R² = 0.7383, RMSE = 8.18, MAE = 5.43). Bu sonuçlar, boosting algoritmalarının topluluk öğrenme yöntemleriyle birleştirilmesinin patlatma verimliliğini daha doğru ve güvenilir biçimde tahmin ettiğini ortaya koymaktadır. Önerilen çerçeve, madencilik operasyonlarında kaynak optimizasyonu, operasyonel güvenlik ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen veriye dayalı karar destek sistemlerine katkı sunmaktadır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yapım Aşamaları Dikkate Alınarak Mevcut bir Köprünün Yapısal Performans Davranışının Belirlenmesi

    Çavdar, Özlem; Sarıgün, Osman

    Türkiye’de öngermeli kirişlerin hesap ve tasarım esaslarında uluslararası kabul gören American Association of State Highway and Transportation Officials (AASHTO) Köprü Tasarım Yönetmeliği, Türkiye Cumhuriyeti Karayolları Yol Köprüleri Teknik Şartnamesi ve TS 3233 (1979) yönetmeliği kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında bu yönetmelikler çerçevesinde üstyapı tasarım esaslarınca model güvenirliliği belirlenen Gümüşhane İli Şiran İlçesi’nde yer alan üç açıklıklı, öngerme kirişli, betonarme yapıya sahip Çirmiş Köprüsü model olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, öngerme kiriş yöntemiyle inşa edilen karayolu köprüsünün yapısal davranışına yapım aşamalarının ve zamana bağlı malzeme deformasyonları etkisinin belirlenmesi için gerçekleştirilen sonlu eleman analizleriyle yapı elemanlarında ortaya çıkan kesit tesirlerinin karşılaştırmasını yapmaktır. Statik ve doğrusal olmayan yapım aşamalı analizler neticesinde köprü tabliye uzunluğu ve ayak yüksekliğince elde edilen normal kuvvet, kesme kuvveti, eğilme momenti ve yer değiştirme değerleri karşılaştırılarak zamana bağlı malzeme deformasyonlarının ve inşa süresinin önemi ele alınarak incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda öngerme kiriş yöntemiyle inşa edilen köprü tasarımlarının sadece servis durumunu dikkate alacak şekilde değil yapım aşamalarının ve zamana bağlı malzeme deformasyonlarının da dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Hayvansal Gıda Üretiminde Su Ayak İzinin Değerlendirilmesi

    Kaya, Hacer; Mazlum, Halit

    Su, insan sağlığının, çevresel sürdürülebilirliğin, endüstriyel üretimin ve gıda güvenliğinin en temel unsurudur. Yerkürede kullanılabilir tatlı su kaynakları toplam su kütlesinin sadece % 2,5’ini oluşturmaktadır. Dünya nüfusundaki hızlı artış, küresel ısınma, endüstriyel üretimdeki ilerlemeler ve bilinçsiz kullanım etkileriyle sınırlı olan tatlı su kaynakları azalmaktadır. Bu anlamda su kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlayan “su ayak izi” kavramı ön plana çıkmaktadır. Su ayak izi, genel anlamıyla bir ürünün üretiminden tüketimine kadarki tüm aşamalarda gerekli olan tatlı su miktarını ifade eder. Literatürdeki ilgili çalışmalarda, Dünya genelindeki tarımsal üretim içerisinde hayvansal ürünlerin üretimi su ayak izinin çok önemli bir kısmını (yaklaşık üçte birini) oluşturduğu bildirilmektedir. Bu çalışmalarda, et üretiminin su ayak izinin süt ve yumurta üretiminden fazla olduğu, et üretimi içerisinde de sığır etinin en yüksek paya sahip olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de su ayak izinin sektörel dağılımında tarımsal faaliyetlerin % 89 ile ilk sırada yer alması hayvansal gıda üretiminde su yönetiminin doğru yapılmasının ülkemiz açısından önemini ortaya koymaktadır. Gelecekte, küresel nüfus artışıyla birlikte hayvansal gıda üretiminin artışı ve üretim sistemlerinin gelişmesi muhtemeldir. Bu durumun mevcut tatlı su kaynakları üzerinde ek bir baskı oluşturacağı öngörülmektedir. Bu nedenle hayvansal gıda üretiminin tüm aşamalarında gerekli olan su miktarının ürün bazında bilinmesi suyun doğru yönetimi ve verimli kullanımı açısından oldukça önemlidir. Ayrıca düşük su ayak izine sahip yemlerin kullanılması, meraya dayalı hayvancılığın teşvik edilmesi, gıda israfının önlenmesi ve üretim zincirindeki tüm paydaşların bilinçlendirilmesi hayvansal üretimde su ayak izini azaltan ilave önlemler olarak sıralanabilir. Bu çalışmada su kullanımının yüksek olduğu hayvansal gıda üretiminde su ayak izinin önemi küresel ölçekte ve Türkiye özelinde değerlendirilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Maden Endüstrisinde L Tipi Matris ve SWARA Yöntemlerine Dayalı Riskleri Değerlendirme ve Önceliklendirme Modeli: Örnek Bir Uygulama

    Doğan, Onur

    Maden zenginleştirme tesisleri, içerdiği yüksek riskli süreçler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından kapsamlı bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu çalışmada, L tipi matris yöntemiyle belirlenen risklerin SWARA (Step-wise Weight Assessment Ratio Analysis) yöntemi ile ağırlıklandırılması yoluyla bir risk önceliklendirme modeli geliştirilmiştir. İlk aşamada, L tipi matris analizi kullanılarak madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan iş sağlığı tehlikeleri sistematik olarak belirlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma pilot bir çalışma olduğundan 135 riskten yalnızca 12 risk analize dahil edilmiştir. Daha sonra bu riskler, uzman görüşlerine dayalı olarak SWARA yöntemi ile göreceli önemi hesaplanarak ağırlıklandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, madencilik sektöründe iş güvenliği yönetimini daha sistematik hale getirmek için çok kriterli karar verme (MCDM) tekniklerinin nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koyması hedeflenmektedir. Ayrıca bu çalışma ile iş güvenliği uzmanlarının kritik durumlarda karar verme süreçlerini olumlu ve minimum düzeye indirmesi birincil önceliktir. Yapılan analiz sonucunda, R.2 kriteri, 0.19 WJ ağırlık değeri ile en yüksek önem düzeyine sahip kabul edilemez risk olarak belirlenmiştir. Çok tehlikeli riskler kategorisinde K.1 kriteri, 0.27 WJ önem ağırlığı ile en kritik risk olarak tespit edilmiştir. Bu verilere dayanarak çalışma sonucunda, madencilik sektöründe proaktif bir risk yönetimi yaklaşımının benimsenmesi gerektiği vurgulanmış ve potansiyel riskler karşısında koruyucu ve önleyici tedbirlere değinilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sürücülerin Tünel İşletim ve Güvenliği Algısı Üzerine Bir Araştırma

    Aydin, Metin Mutlu; Çoruh, Emine; Koçhan, Burak

    Tüneller, sürücülerin karşılaştıkları arazi kaynaklı engelleri konforlu, güvenli ve kısa sürede aşabilmelerine olanak sağlayan karayolu sanat yapılarından birisidir. Özellikle dağlık arazilerin yaygın olarak bulunduğu ülkelerdeki trafiğin kesintisiz bir şekilde hareket etmesini sağlamaktadır. Tüneller, arazi kaynaklı engelleri çok kısa mesafe ve sürede aşarak, araçların olumsuz çevresel etkilerden (çığ, kaya düşmesi vb.) korunmasını sağlamaktadır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de gün geçtikçe yollarda yer alan tünellerin sayısında belirgin bir artış görülmektedir. Tünellerin sayısı arttıkça bu tür yol kesimlerinde, efektif tünel işletimi ve güvenliği daha da önemli hale gelmektedir. Dağlık arazi koşullarının oldukça yaygın olduğu Türkiye gibi ülkelerde şehiriçi ve şehirler arası yollarda kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımı sağlamak amacıyla yol güzergâhlarında tünellerin kullanımı sın yıllarda oldukça sık karşımıza çıkmaya başlamıştır. Sayısı gün geçtikçe artan tünellerde, teknolojik gelişmelere bağlı olarak farklı özellikteki tünel uygulamaları ve işletim özellikleri görülmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’de yıllara göre teknolojik değişimlere ve yatırım bütçelerine bağlı olarak farklı işletim ve yönetim özelliklerine sahip işletmeye alınmıştır. Bu nedenle ülke genlindeki şehiriçi ve şehirler arası yollarda inşa yılına, yatırım bütçesine ve teknolojik altyapı olanaklarına bağlı olarak farklı yapısal ve işletim özelliklerine sahip tüneller görmek mümkündür. Bu çalışma kapsamında tünellerde pilot güzergâh olarak seçilen Gümüşhane-Trabzon arasındaki tünellerin işletim ve güvenlik özellikleri, sürücülerin bakış açısından irdelenmiştir. Yapılan anket çalışması ile Gümüşhane ve Trabzon illeri arasındaki tünelleri kullanan sürücülerin tüneller hakkındaki düşünceleri ve tünellerdeki sürüş davranışları anket çalışması ve farklı olası kaza senaryoları altında incelenmiştir. Analiz sonucunda ankete katılan sürücülerin karakteristik özelliklerinin tünel güvenliğini arttırmada çok önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Özellikle planlama esnasında öngörülemeyen fakat sürücüler açısından önemli olan eksikliklerin tespit edilerek detaylı olarak irdelenebileceği istatistiksel sonuçlar ile tespit edilmiştir. Çalışma sonucu elde edilen bulgular ile tünel inşa ve işletmesinde iyi bir bilgi birikimine sahip olan ülkemizin, bu konuda Dünya’da daha iyi bir noktada olması hususunda katkı sağlanmaya çalışılmıştır.

  • Derleme MakaleYalnız künye2023
    Dizel Motorlarda Dimetil Eter Kullanımının CO Emisyonuna Etkisi Üzerine Bir Derleme Çalışması

    Sezer, İsmet

    Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvektör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkiler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül maddelerdir (PM). Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel veya alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Bu çalışma, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının karbon monoksit (CO) emisyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Banach Uzaylarda s-Sayı Fonksiyonları

    Cona, Lale; Alkan, Ünal Kemal

    Bu çalışmasında Banach uzaylarda ki lineer sınırlı operatörler için s-sayı fonksiyonları üzerine bir araştırma yapılmıştır. Birinci bölümde s-sayı fonksiyonlarının gelişimi ve kullanıldığı yerler üzerine bilgi verilmiştir. İkinci bölümde bazı temel kavramlar hatırlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise bazı önemli s-sayıları örnekleri verilmiştir. Ayrıca farklı operatörler için s-sayıları arasında ki bağıntılara yer verilmiştir. Böylece bir bütün olarak Banach uzaylarda s-sayılarının aksiyomatik teorisi sunulmuştur.

  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Balda Hile Tespitinde İzotopik Analiz Uygulamaları

    Özen, İlkay Türkmen

    İzotopik analiz uygulamalarının temeli karbon, hidrojen ve oksijen atomlarınınizotop oranlarının tespitine dayanır. Bitkilerde izotop atom dağılımının tespitindeyararlanılan en önemli faktör bitkinin hangi fotosentez sistemine dahil olduğu ileilgilidir. Fotosentez sistemi sınıflandırmasına göre bitkiler C3, C4 ve CAMbitkileri olarak gruplandırılmaktadır. Bitkilerin karbon metabolizmalarınınbelirlenmesinde δ13C (13C/12C ) değeri standart değer olarak kabul edilir. δ13Cdeğerleri C3, C4 ve CAM bitkileri arasında farklılık gösterir ve bu farklılıktan yolaçıkarak bir gıdanın gerçekliği/otantikliği veya bir gıdaya başka bir gruptan gıda yada bileşen katılıp katılmadığı tespit edilebilmektedir. Bal da izotopik analizuygulamaları ile gerçekliği belirlenebilen gıdalardan biridir. Arılar bal üretimindeçoğunlukla C3 fotosentez sistemine dahil olan bitkilerin özlerini kullanmaktadır.Hileli bal yapımında ise şeker kamışı ve mısır gibi C4 fotosentez sisteminikullanan bitkiler kullanılmaktadır. Şeker pancarı şekeri ilavesi ile yapılan sahtebalların belirlenmesinde baldan protein ekstrakte edilir ve δ13C değeri belirlenerekbu değer hakiki balın δ13C değeri ile karşılaştırılır. Kabul edilen uluslararası limitegöre, karşılaştırılan balların δ13C değerleri arasındaki fark ‰1’den farklıolmamalıdır. Bu derleme makalesinde izotopik analizler hakkında bilgi verilerekbu yöntemlerin baldaki uygulamaları ile hileli ve gerçek balın tespiti üzerinekatkısının açıklanması amaçlanmıştır.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2687-3729
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:38.312193579Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:38.312193579Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/17127
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleOsmaniye Korkut Ata Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi (Online)
dspace.entity.typeJournal