Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

10 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    The relationship between individual learning preferences and academic achievement: A VARK model perspective among physical education and sports teaching students

    Bayrakdaroğlu, Yeşim; Türker, Üstün; Ateş, Zeynep Hazal; Demir, Salih

    Understanding the relationship between learning styles and academic achievement among students in Physical Education and Sports Teaching programs is crucial for designing more effective and student-centered instructional approaches. Accordingly, the primary aim of this study was to examine pre-service teachers’ individual learning styles and their relationship with academic performance. The study sample consisted of 548 undergraduate students from different year levels. Data were collected using a Personal Information Form and the VARK Learning Style Inventory (Version 7.0). The collected data were coded and analyzed using IBM SPSS Statistics (Version 27.0). Descriptive statistics were used to determine participants’ demographic characteristics, dominant learning modalities, and learning model types. To examine the relationship between dominant learning styles and academic achievement, chi-square and Linear-by-Linear Association tests were employed. The findings revealed that students predominantly preferred kinesthetic and read/write-oriented learning styles, and a considerable proportion exhibited multimodal learning preferences. Although no direct significant relationship was found between dominant learning styles and academic achievement, the influence of learning models on performance was observed particularly among students with moderate academic achievement levels. In conclusion, while learning styles do not solely determine academic success among pre-service teachers in sports sciences, they appear to be an influential factor in shaping the quality and flexibility of the learning process. Therefore, it is recommended that teaching practices incorporate applied and multidimensional approaches that take students’ individual learning preferences into account.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleYalnız künye2025
    Spor bilimleri öğrencilerinin bilimsel araştırmaya yönelik tutumlarının eleştirel düşünme becerileri üzerine etkisinin incelenmesi

    Yılmaz, Coşkun; Yıldırım, Hatice Nur; Şahin, Oktay

    Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri alanında öğrenim gören öğrencilerin bilimsel araştırmaya yönelik tutumlarının, eleştirel düşünme becerileri üzerine etkisinin bazı sosyo-demografik özellikler açısından incelemektir. Araştırma, tarama modelinde olup ilişkisel tarama yöntemi kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim/öğretim döneminde Erciyes Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 452 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere bilimsel araştırmaya yönelik tutum ölçeği ve eleştirel düşünme becerileri ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Erciyes Üniversitesi Spor Bilimleri alanında öğrenim gören, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiş 225 erkek ve 227 kadın olmak üzere toplam 452 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre spor bilimleri alanı öğrencilerinin eleştirel düşünmenin, bilimsel araştırmaya yönelik olumlu tutumlarla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmalara yönelik olumlu tutum alt boyut skorunda”, “Bölüme göre” istatistik olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir (p=0,049). Çalışmada eleştirel düşünme becerilerinin bilimsel araştırmaya yönelik tutumun %25,2 sini açıkladığı tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmalara yönelik olumlu tutumu ise %27, ise % yönelik olumlu tutumu ise %30,2 oranında açıkladığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinin artmasıyla bilimsel araştırmaya yönelik tutum düzeylerinde olumlu yönde arttığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, eleştirel düşünme becerisinin bilimsel araştırmaya yönelik tutum üzerindeki optimizasyonundaki kritik rolünün altını çizmektedir. Eleştirel düşünme becerisinin artması ile bilimsel araştırmaya yönelik olumlu tutumlarda gözlenen iyileşmeler alana değerli bir katkı sağladığını göstermektedir.  

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Z kuşağı havayolu yolcularında yeşil satın alma niyetinin belirleyicileri

    Yücel, Mustafa Fatih; Sarilgan, Ali Emre

    Bu çalışma, 18–27 yaş aralığındaki Z kuşağına mensup ve havayolu ile seyahat eden 400 katılımcıdan elde edilen verilerin Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analizini içermektedir. Araştırmanın amacı, çevresel konularda subjektif normun çevresel bilgi düzeyi ve yeşil satın alma niyeti üzerindeki etkisini incelemektir. Bulgular, sosyal çevresiyle çevreci ürünler ve çevresel sorunlar hakkında etkileşimde bulunan bireylerin farkındalık düzeylerinin arttığını göstermektedir. Sera etkisi ve karbondioksit emisyonları gibi konularda bilgili olan kişilerin, sürdürülebilir politikalar benimseyen havayollarını tercih etme olasılığı daha yüksektir. Ancak, fiyat hassasiyeti yeşil satın alma niyetini sınırlayıcı bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Çevre dostu hizmetlerin genellikle daha maliyetli olması, fiyat duyarlılığı yüksek bireylerin bu hizmetleri tercih etme eğilimini azaltmaktadır. Sonuç olarak, ekonomik teşviklerin ve uygun fiyat politikalarının çevreci hizmetlerin benimsenmesinde önemli rol oynadığı, sürdürülebilir pazarlama stratejilerinin geliştirilmesi ve tüketicilerin çevresel bilinçlerinin artırılmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Examining the psychological well-being, psychological resilience, burnout characteristics of football coaches and the relationship between them; an experimental study

    Toktaş, Sermet; Zambak, Ömer

    The aim of the study is an experimental study on football coaches' psychological well-being, psychological resilience, burnout levels and the relationship between them. The sample of this research, which used a descriptive research design, consisted of 146 football coaches. The data were obtained by applying the 'Psychological Well-Being Scale', 'Maslach Burnout Scale' and 'Connor-Davidson Psychological Resilience Scale'. 146 coaches from Denizli, Ankara and Izmir amateur football leagues participated in the study in 2019. Data regarding the applied scales were analyzed in the SPSS 18 program. It was determined that the psychological well-being, psychological resilience and burnout levels of football coaches were statistically moderate. However, the level of psychological resilience was found to be a significant predictor of burnout and psychological well-being levels. According to the results of the study, football coaches have a statistically moderate burnout, psychological resilience and psychological well-being capacity. Based on the information obtained from the face-to-face interview, it was determined that they felt highly exhausted/powerless. As a result, the study is valuable as it reveals that football coaches are highly affected by the lives of their athletes and that they need support to overcome the psychosocial problems they experience.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Merkez bankası bağımsızlığının finansal istikrar üzerindeki etkisi: çoklu yapısal kırılmalı zaman serisi analizi

    Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Kılınçer, Beyhan; Can, Esra

    Son yıllarda, fiyat istikrarı sağlanmasına rağmen ekonomik krizlerin yaşanması ekonomik krizleri önlemede sadece fiyat istikrarını sağlamanın yeterli olmadığını gündeme getirmiştir. Bu nedenle, son zamanlarda ekonomik krizleri öngörmede finansal istikrarın önemi artmıştır. Bu gelişme doğrultusunda çalışmada fiyat istikrarı yerine finansal istikrar analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye’de 1990-2021 yılları arasında merkez bankası bağımsızlığı, cari işlemler dengesi, uluslararası rezervler, döviz kuru ve toplam kredilerin finansal istikrar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Merkez bankası bağımsızlığını temsilen Jacome-Vasquez (2008) tarafından geliştirilen endeks kullanılmıştır. Finansal istikrarı temsilen ise Tobin Q değeri kullanılmıştır. Analiz için yapısal kırılmayı dikkate alan doğrusal zaman serisi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, merkez bankası bağımsızlığının ve uluslararası rezervlerin Tobin Q değeri ve buna bağlı olarak finansal istikrar üzerinde olumlu bir etkisi olduğu, toplam krediler ve cari işlemler dengesinin ise finansal istikrar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, merkez bankasının sadece fiyat istikrarını hedefleyerek finansal istikrarı sağlayamayacağını ve finansal istikrarı sağlayabilmek için fiyat istikrarından taviz vermeden kredi büyümesi, cari açık gibi ara hedeflere de yönelmesi gerektiğini göstermektedir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Harris todaro modeli ve todaro paradoksunun TRB1 TRB2 TRC1 TRC2 ve TRC3 düzey 2 bölgeleri için test edilmesi

    Sancar Özkök, Canan; Akbas, Yusuf Ekrem; Can, Esra

    Kırsal yerleşim yerlerinden kentsel yerleşim yerlerine doğru işgücü göçü gelişmekte olan ülkelerde kentleşmenin önemli bir parçasıdır. Harris-Todaro (1970) tarafından geliştirilen işgücü göçü modelinde, artan kentsel ücret kentsel sektörde beklenen ücreti yükseltir ve bu durum kırdan kente göçü teşvik eder. Ancak, kentsel sektörde yaratılan istihdam olanaklarından daha fazla göç akımı olması durumunda işgücünün bir bölümünün işsiz kalması kaçınılmaz olur. İşgücü akımının devam etmesi durumunda ise kentsel işsizlik artarak, Todaro paradoksu denilen durum oluşur. Bu çalışmada Malatya, Van, Gaziantep Şanlıurfa ve Mardin Düzey 2 bölgelerinin iç göç, işsizlik ile kentleşme arasındaki nedensellik ilişkileri Harris-Todaro modeli ve Todaro paradoksu çerçevesinde araştırılmıştır. Bu amaçla, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri 2008-2020 dönemi verileriyle panel nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Malatya, Van, Gaziantep Şanlıurfa ve Mardin Düzey 2 bölgeleri için elde edilen analiz bulguları işsizlik oranlarından net göç oranına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Ayrıca, bu beş bölgenin genelinde net göç oranından kentleşme oranına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, Malatya, Van, Gaziantep Şanlıurfa ve Mardin Düzey 2 bölgelerinde Harris-Todaro modelinin geçerli olmadığını ve Todaro paradoksunun geçerli olduğunu göstermiştir. Todaro paradoksunun geçerli olması, bu bölgelerin kentsel yerleşim birimlerinde istihdam fırsatlarında veya diğer yatırımlardaki hızlı artışların kent merkezlerine göçü teşvik ederek, bir süre sonra kentsel işsizliği arttırdığı anlamına gelmektedir. Malatya, Van, Gaziantep Şanlıurfa ve Mardin Düzey 2 bölgelerinin kırsal yerleşim birimlerinde istihdam olanaklarının artırılması hem bu bölgelerde işsizliğin azaltılması hem de kırsal gelirin artırılmasında etkili olabilir. Bu sayede kentsel yerleşim birimlerine doğru gerçekleşen göç akımlarının Türkiye’nin sosyo-ekonomik göstergeleri üzerindeki olumsuz sonuçları en aza indirilebilir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2019
    What military lessons can we learn from the korean war, 1950-53?

    Ugur, Omer

    The war of 1950-1953 in Korea was the first war by the United Nations against an aggressive statein the twentieth century. The war was also the most significant conflict to emerge at the beginningof the Cold War and it leaded to be decisive the route of the Cold War. The Korean War was notonly considerable reflection of the United States and the Soviet Union confrontation, but also theyavoided direct combat each other in this conflict. This war shaped again how the West and the Eastdealt with each other and also caused part of a revolution in war in history. Indeed, without theKorean war, no other possible event could have created the impact of Korea on diplomatic andmilitary options in world politics. The Korean war has created a situation where it avoided animportant perceived war threat that reveals high-level conflicts and policies that it was associatedwith the cold war. In this context, this paper will examine the main military, diplomatic and politicalissues of the Korean War. The aim of this paper is to explore the characteristics and nature ofKorean War, and also to examine why the Korean War was the birthplace of doctrine of limitedwar at beginning of the Cold War. In this way, it can be understood why the Korean war stronglyinfluenced world politics, and how it created most of the features of the cold war.

  • MakaleYalnız künye2019
    Balkanların islamlaşmasındaki hoca ahmed yesevi etkisine kamu diplomasisi perspektifinden bakmak

    Sancak, Kadir

    Kamu diplomasisi kavramının literatürde kullanılmaya başlanmasının henüz yarım yüzyıllık bir geçmişi bulunmakla birlikte bu kavramla ifade edilen faaliyetlerin çok daha eski tarihlerden itibaren uygulandığı bilinmektedir. Kamu diplomasisindeki temel amaç başka toplumları etkilemektir. Bu amaç, kendinizin ve sahip olduğunuz değerlerin her türlü meşru kanalla karşı tarafa tanıtılması şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda geçmişe bakıldığında, Hoca Ahmed Yesevi’nin faaliyetleri ile kamu diplomasisi uygulamaları arasında bir bağ kurmanın mümkün olduğu görülmektedir. Türk İslam Dünyası’nda oldukça önemli bir şahsiyet olan Hoca Ahmed Yesevi, on binlerce mürit/derviş yetiştirerek onları Türkistan merkezli olarak doğu-batı, kuzey-güney hattında irşat misyonuyla görevlendirmiştir. Ağırlıklı olarak batıya yönelen bu dervişlerin gittikleri yerlerden biri de Balkan toprakları olmuştur. Henüz Balkan coğrafyasının İslam’la şereflenmediği bu dönemde söz konusu dervişler Hoca Ahmed Yesevi öğretisini buralara taşıyarak, bölgenin Türk İslam kültürü ile tanışmasına vesile olmuşlardır. Dervişler bu topraklarda kendilerine tekkeler kurmuş ve yaptıkları köprüler, inşa ettikleri değirmenler ve bunun gibi faaliyetlerle doğrudan halkla iç içe olmuş ve onlara hizmet etmişlerdir. Başta Sarı Saltık olmak üzere bu gelenekten yetişen dervişler örnek davranışları ile burada yaşayan halka model olmuş ve bu topraklarda İslamiyet’in yayılmasında temel bir rol oynamışlardır. Bu çalışmada Yesevi geleneğinden gelen dervişlerin Balkanların İslamlaşması bağlamındaki faaliyetleri kamu diplomasisi kavramı perspektifinden ele alınacaktır. Esasında modern bir kavram olan ancak uygulama örneklerine çok eski zamanlardan beri rastlanan kamu diplomasisi uygulamaları ile dervişlerin faaliyetleri arasındaki benzerliklere ve farklılıklara işaret edilecektir.

  • MakaleYalnız künye2017
    Finansal raporlama kalitesi ile yatırım verimliliği arasındaki ilişkinin incelenmesi: borsa istanbul’da (bist) bir uygulama

    Tosunoğlu, Büşra; Cengiz, Selim; Dınç, Yusuf

    Financial reporting is one of the most important outputs of the accounting information system that provide necessary information to make a economic desicion and evaluation of profitability and performance of enterprises. On the other hand, financial reporting quality includes the accuracy of reported information to better identify the activities of the companies. Pratically investors wants to get information about cash flow of company’s which will invest. Trustworthy financial reporting information is an element that helps managers to make invesment desicion. Financial reporting quality can increase investment efficiency by reducing information asymmetry. In many previous studies, it has been found that financial reporting qualifications increase the investment efficiency.In this context The aim of paper is to determine impact of financial reporting quality on investment efficiency. In accordance with this purpose, the data for 70 companies operating in the manufacturing industry in BIST (Istanbul Stock Exchange) are utilized from between the years 2010-2014. As dependent variable in this research, investment efficiency is used and financial reporting quality is used as independent variable. In this study, panel data analysis panel regression analysis is conducted. In the result of analysis shows that there is a negative correlation between financial reporting quality and investment efficiency (for low or excessive investments

  • MakaleYalnız künye2016
    Türkiye'de parasal aktarım mekanizması kanallarının işleyişine ilişkin ampirik bulgular: (1998-2015)

    Polat, Melike Atay; Özkök, Canan Sancar; Uğur, Ahmet

    Parasal aktarım mekanizması, para politikası kararlarının ekonominin reel ve parasal değişkenleri üzerindeki etkilerinin hangi kanallar üzerinden hangi gecikme ile gerçekleştiğini ifade etmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de para politikası ile reel ekonomi etkileşiminin hangi parasal aktarım mekanizması kanalı veya kanalları aracılığıyla gerçekleştiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Analizde kullanılan değişkenler ve bu değişkenlerin sıralaması iktisat teorisi dikkate alınarak ele alınmıştır. Bu amaçla, 1998:Q1-2015Q1 dönemi verileri kullanılarak M1 para arzı, faiz oranı, döviz kuru, hisse senedi fiyatları, banka kredilerinin kısa dönemde sanayi üretimi ve enflasyon üzerinde etkili olup olmadığı analiz edilmiştir. Bundan hareketle çalışmada ilk önce değişkenlere ait verilerin durağanlığı Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) testi ile sınanmıştır. ADF testi sonuçlarına göre, değişkenlerin birinci farkları I(1) alındığında durağanlaştıkları tespit edilmiştir. İkinci aşamada ise, VAR metodundan yararlanılarak etki-tepki analizi yapılmıştır. Çalışmanın VAR analizi sonuçlarına göre, para arzı, faiz oranı, döviz kuru, hisse senedi fiyatları ve banka kredileri sanayi üretim endeksi ve enflasyon üzerinde etkilidir. Bu nedenle de Türkiye'de 1998:Q1-2015:Q1 parasal aktarım mekanizmasının tüm kanallarının kısa dönemde işlediği sonucuna ulaşılmıştır

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2146-1961
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:30.311936958Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:30.311936958Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/16972
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleUluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi
dspace.entity.typeJournal