Bu dergideki yayınlar

2 →
  • MakaleYalnız künye2024
    Mâverdî’nin Edebü’d-Dünyâ Ve’d-Dîn Adlı Eserinde “Nefsin Edebi” Üzerine Bir Değerlendirme

    Kerimoğlu, Özkan

    Kutsal metinlerde insan, en güzel ve üstün şekilde yaratıldığı bildirilen bir varlıktır. Onu diğer varlıklardan farklı kılan bedensel ve ruhsal bazı vasıfları vardır. Onun varlık bütünlüğünü en doğru şekilde anlayıp tanımlayabilmek için biyolojik ve ruhsal her iki yönünü de bilmek gerekmektedir. İnsanın irade, sorumluluk gibi bilinen ve genel olarak kabul gören özelliklerinin yanında nefis, ruh ve akıl gibi insanı oluşturan temel gerçeklikler de söz konusudur. İnsanı gerek Yaratıcının huzurunda gerekse insanlar nazarında erdemli ya da değersiz kılan en güçlü etkenlerden birisi de nefistir. Nefis, “insanın özü, ruh, zat, öz varlık, zihin, hayat, şehvet, istek, kötü huyların kaynağı” gibi çok farklı anlamlara gelmektedir. Düşünce tarihinde farklı dönemlerde farklı felsefi fikirlere sahip filozof, mutasavvıf ve kelam bilgini nefis konusunu ele alıp değerlendirmiştir. Pisagor, nefsi bedenden ayrı bir cevher, Demokritos, ateş veya sıcaklık, Eflatun, bedene hareket veren bir cevher olarak kabul etmiştir. Aristo ise nefsin tanımını yapmanın zorluğuna dikkat çekerek nebati, hayvani ve insani olmak üzere nefsin üç çeşidinden söz etmiştir. Tanımı üzerinde düşünürlerin ittifak edemediği nefis kavramı dini literatürde iyi ve kötünün ayrışma noktası olarak kabul edildiği için stratejik bir öneme sahiptir. Çünkü insan nefsi, doğası gereği dünyevi hazlara, beşeri arzu, istek ve ihtiraslara eğilimli bir yapıya sahiptir. Aynı şekilde insan irade sahibi olan bir varlıktır ve bu özelliği sayesinde çevresindeki varlıklar ve olaylarla ilgili müspet-menfi ilişki kurup değerlendirme yapabilme kabiliyet ve özgürlüğü vardır. Bu özellikleri zatında barındıran insanın, hazlar, istekler ve ihtiraslar karşısındaki tutumu nasıl olmalıdır? Çalışmamızın ana temasını Mâverdî’nin bu soruya verdiği cevap ve tespit ettiği çözüm yolları oluşturmaktadır. İrade sahibi olmanın insanı diğer canlılardan farklı ve üstün kıldığı belirtilmişti. Bu bağlamda insandan beklenen nefsin arzuları konusunda hassas, bilinçli ve dirayetli bir tavır sergileyerek iradesini, nefsini kontrol etmek amacıyla kullanmasıdır. Nefsin kontrol edilememesinin bireysel ve toplumsal açıdan istenmeyen sonuçlar doğurduğu reel hayatta gözlemlenmektedir. Nefsin bilinçli bir şekilde kontrol edilememesi halinde, insan, dünya ve içindekilere karşı taşıdığı aşırı ihtirasın kurbanı olabilir. İnsanın kibir ve gurura kapılarak, arzularının peşinden sürüklenmesi sonucu çevreyi, toplumu ve dünyayı ifsat ederek yaşanmaz hale getirmesi imkân dâhilindedir. Bu yüzden nefsin söz konusu özelliği karşısında sürekli dinamik ve etkin bir bilince ihtiyaç vardır. Arzu ve ihtiraslarının esiri olmuş, kontrol edilemeyen, disiplinsiz bir nefsin sahibine kazandıracağı müspet bir durumdan söz edilemez. Disiplinsiz ve kontrol edilemeyen nefis, takiyyeye, samimiyetsiz söz ve eylemlere, şekli dinsel tutum ve davranışlara, basit, ilkel gerekçelerle başkasını ötekileştirme gibi bireysel, dini, ahlâki ve sosyal travmalara neden olmaktadır. Düşünürün de odaklandığı ve dikkat çektiği husus burasıdır. İnsan, iradesini kullanarak nefsinin ihtiraslarını, arzularını kontrol ve disipline etmeyi başarabilirse, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma, diğerkâmlık gibi bireysel ve toplumsal yaşama mutluluk getirecek erdemlere alan açılmış olur. Mâverdî, Edebü’d-Dünyâ ve’d-Dîn eserinin beşinci bölümünde bu konuyu değerlendirmiştir. Nefsin ıslah edilmesinde eğitimin önemli bir faktör olduğunu düşünen Mâverdî, Allah tarafından insana verilen aklın ve vahyi bilginin bu mücadelenin olmazsa olmaz unsurları olduğunu söylemektedir. Çünkü o, doğru ile yanlışın ayırt edilmesinde, nefsin zararlı ve kötü eğilimlerine sabredilmesinde akıl, vahiy ve bilgi ittifakının gerekli olduğu düşüncesindedir. Kendisine vahyi, aklı, bilgi ve hikmeti kılavuz edinmiş, duygu, düşünce ve davranışlarını bu kılavuzun şekillendirdiği kişi nefsine yenilmeyecektir. Bu yüzden Mâverdî, “Nefsin edebi” konusunu değerlendirirken insanın, çocuklukta olduğu gibi yetişkinliğinde de terbiyeye ihtiyaç duyduğunu özellikle vurgulamaktadır. Bu bağlamda bireysel ve sosyal hayatta erdem ve faziletin tekâmülüne engel olabileceğini düşündüğü kibir, gurur, yalan haset, gazap gibi hususları belirlemiş, bunların sebeplerini ve bunlarla nasıl mücadele edileceğini de göstermiştir. Çalışmamızın ana konusunu, mütefekkirin bu mücadele ile ilgili düşünceleri oluşturmaktadır.

  • MakaleYalnız künye2021
    The struggle of the seljuk state and the sunnı sectıons wıth the shı's – bâtinî

    Gülmez, Abdurrahman

    In the 11th century, the Great Seljuks became a great power in Central Asia, Iran and the Middle E ast, t aking o n t he p rotection o f the Sunni Islamic world, protecting the Sunni sects and taking their power among the people behind them, and gave a great struggle against the Shiites, Rafidis and Batinids. The struggles that continued from the period of Tugrul Bey to the periods of Sultan Berkyaruk and Sultan Sencer are discussed. In the study, the precautions taken by the Seljuks against the Shiites and Batinids and the activities of the Shiites against them are discussed. The main purpose of the Seljuk sultans was to prevent the Shiite, Rafidi and Batinids from infiltrating the state levels by getting support from the Sunni sects, but this was not successful. Because the Shiites played an important role in the weakening of the state by infiltrating all the state levels of the Seljuks. At the same time, they weakened the state by assassinating important statesmen who were struggling with the Shiite Batinids. In this study, the importance of the struggle of Sunni and Shiite groups competing in every field for superiority is emphasized and it is mentioned how the opposition groups infiltrated or infiltrated the state by drawing attention to the religious and political events that cause the competition between the state and the opponents. In this study, it has been tried to clarify the subject by using the main Persian sources of the period.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1304-639X
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:26.668175442Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:26.668175442Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/16896
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleFIRAT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ
dspace.entity.typeJournal