Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Bu dergideki yayınlar
10 →- Derleme MakaleAçık Erişim2026Afet Direnci Kavramını Anlamak: Direnç Göstergeleri Üzerine PRISMA Yöntemiyle Sistematik Bir İnceleme
Peker, İskender; Ozbey, Sümeyye
Doğal ve beşerî faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan afetler, toplumların güvenliği, sürdürülebilir kalkınması ve yaşam kalitesi üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Afetlerin önlenebilmesi veya etkilerinin azaltılabilmesi, toplumların ve kurumların afet direncinin artırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Afetlere dirençli toplumlar, afetlerle karşı karşıya kaldıklarında daha az kayıp yaşamakta, daha hızlı toparlanabilmekte ve yeniden işlevsel hale gelebilmektedir. Afetlerin etkilerinin azaltılması ve toplumsal hazırlığın artırılması amacıyla toplumsal afet direnci kavramına literatürde yer verilmiş olmasına rağmen bu kavrama ilişkin teorik çerçeve sınırlıdır. Kavramın tanımlanması, etkileyen faktörlerin belirlenmesi, hangi yöntemlerle değerlendirilebileceği açık değildir. Bu çalışma, söz konusu kavramsal boşluğu doldurmak amacıyla PRISMA yöntemi kullanılarak kapsamlı bir literatür analizi gerçekleştirmekte ve toplumsal afet direncine dair metodolojik bir çerçeve sunmaktadır. Analiz sonucunda, afetlere karşı kırılganlığın azaltılması için dirençlilikle ilişkili mevcut çalışmalar sistematik biçimde değerlendirilmiş, ayrıca bu kavramın ölçülebilmesi için kullanılabilecek bir dizi ilke ve gösterge sunulmuştur. Sonuç olarak çalışma, afetlere karşı kırılganlığı azaltmaya ve sürdürülebilir bir afet yönetimi yaklaşımı geliştirmeye katkı sunacak kavramsal ve pratik öneriler ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Gümüşhane’de Yaşayan İnsanların Sel Risk Algısı
Doğan, Ali; Mizrak, Sefa; Doğru, Salih; Şimşek, Nurcan
Sel tehlikesi insanlarda korku, panik, endişe ve depresyona neden olabilmektedir. Ayrıca, insanlar sel nedeniyle sürekli kendilerinin, ailelerinin, arkadaşlarının ve maddi varlıklarının zarar göreceğinden ve sel afetinin yönetilemeyeceğinden kaygı duyabilir. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane il merkezinde yaşayan insanların sel risk algısını araştırmaktır. Kesitsel olarak tasarlanan bu çalışmada veriler 18 yaş ve üzeri bireylerden 2023 yılında Mayıs ve Haziran aylarında duygusal ve bilişsel olarak iki faktörden oluşan Sel Risk Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan toplam 404 katılımcının 207’si kadın ve 234’ü 18-30 yaş aralığındadır. Verileri analiz etmek için doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Sonuçlar katılımcıların en fazla selin büyük bir maddi tehlike oluşturduğunu ve selin büyük bir yıkıma neden olabileceğinden endişe duyduklarına işaret etmiştir. Kadınların duygusal ve bilişsel sel risk algısı erkeklerin duygusal ve bilişsel sel risk algılarından daha yüksektir. Sel durumunda kendilerini koruyamayacaklarını ve başkalarına yardım edemeyeceklerini düşünen katılımcıların her iki faktörde de risk algıları daha yüksektir. Yaşadıkları yerin sele karşı güvenli olmadığını belirten katılımcıların hem duygusal hem de bilişsel sel risk algıları en yüksektir. Gümüşhane’de insanların sel durumunda kendilerini koruyabilmeleri ve başkalarına yardım edebilmeleri için eğitimler düzenlenmelidir. Bu çalışmanın Türkçe literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı ve araştırma sonuçlarının sel risk algısı alanında çalışan yöneticilere ve bilim insanlarına fikir vereceği beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Öğretmen Adaylarının Sürdürülebilir Kalkınma ve İklim Değişikliği Farkındalıklarının İncelenmesi
Doğru, Salih; Orzan, Muhammet
Bu araştırma, öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma ve küresel iklim değişikliği farkındalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyerek, eğitim süreçlerine yönelik önemli bulgular sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişkisel bir model doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan Küresel İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği (KİDFÖ) ve Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği (SKFÖ), önceki çalışmalarda geçerlilik ve güvenilirliği onaylanmış, literatürde sıkça başvurulan ölçüm araçlarıdır. Veriler, basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 355 öğretmen adayından çevrimiçi anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının KİDFÖ puanlarının ortalama 50 (orta düzey), SKFÖ puanlarının ise ortalama 90 (orta düzey) olduğunu göstermektedir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, küresel iklim değişikliği farkındalığı ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,566, p
- MakaleAçık Erişim2023Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Afet Risk Algısı ve Afete Hazırlıklı Olma İnanç Durumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Doğru, Salih; Coşkun, Zülal
Bu çalışmanın amacı, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin afet risk algısı ve afete hazırlıklı olma inanç durumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma kesitsel tanımlayıcı tiptedir. Çalışma verileri çevrimiçi anket yöntemiyle Haziran-Temmuz 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma evreni, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde 2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Döneminde eğitim alan 1597 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklem, 310 kişi olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracında, sosyo-demografik bilgi formu, Üniversite Öğrencileri Afet Risk Algısı Ölçeği ve Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği oluşturmuştur. Sosyodemografik değişkenlerin tanımlanmasında yüzdelik ve standart sapma kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların %62,0’ı kadınlardan oluşmaktadır ve 29,7’si ise Acil yardım ve Afet yönetimi bölümü öğrencileridir. Ayrıca %33,2’si 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcıların Afet Risk Algısı Ölçeği ortalama puanı 55 (Orta düzey), Afet Hazırlık İnanç Ölçeği puan ortalamaları ise 141 (Orta düzey) olarak bulunmuştur. Afet Risk Algısı ile Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği arasında orta düzeyde, negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=-,398; p=,000). Verilerin analizinde, t-Testi, Mann-Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal-Wallis H testi, Basit Korelasyon ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin genel afet hazırlık inancı arttıkça afet risk algılarının da azaldığı görülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Reflection of COVID-19 in The Context of Posttraumatic Growth in Turkish Society
Yiğitbaş, Çağla; Elkoca, Ayşe; Özcan, Handan
The aim of the study was to determine whether the COVID-19 pandemic had a positive impact on posttraumatic growth and to identify the influential factors. Quantitative method was used. A descriptive cross-sectional study was conducted. Permissions were obtained before the research. The sample size was calculated with the formula t2xs2/d2. After the calculation, 106 people who consented to participate in the study were reached. Data were collected by convenience sampling method. The mean age of the participants was 31.61 ± 11.05 years. 58.5% of the participants were female and 44.3% were married. The rate of those who said they had a high income was 9.4%. More than half of the participants stated that they experienced anxiety due to the pandemic, and more than half stated that they had this disease at home. Those who reported that they were not currently working, those who thought that their mental health was affected, and those who reported experiencing anxiety due to the pandemic had higher scores on the Posttraumatic Growth Inventory. Posttraumatic growth and its sub-dimensions were found to make a difference in terms of some sociodemographic characteristics. Repeating this research in different cultural societies will be decisive and clarifying in terms of results.
- MakaleAçık Erişim2023Determinants of Individual Worries on Food Insecurity in Afghanistan
Karapınar Kocağ, Esra
According to the United Nations (UN), more than 30 per cent of the world’s population experienced food insecurity moderately or severely in 2020 and Sustainable Development Goal 2 clearly claims to end hunger by 2030. Afghanistan within those regions with severe food insecurity has become prominent as both environmental deterioration due to climate change and ongoing conflict affects this situation twice as much. Using Food Insecurity Experience Scale (FIES-2018) data that was provided by Food and Agriculture Organization of the United Nations (FAO), this paper provides evidence on the determinants of individual worry on having enough food with a sample of 998 individuals through a probit model. Findings reveal that having a college degree significantly reduces the probability of being worried not to have enough food. Further, living in a rural area increases this probability, while being in a richer income quintile and having one more adults in the household decreases it. Empirical evidence of this research suggests a few policy implications. Education should be generalised in the society; and production techniques in the rural areas should be improved to increase the level of production and to save the environment. These efforts might increase the wage level that would help to increase household income to alleviate food insecurity.
- MakaleAçık Erişim2023Determining Levels of Search and Rescue Team’s Knowledge on Avalanche Search and Rescue
Kaya, Nahsan; Atalay, Ezgi; Demir Doğan, Melike
Avalanches kill more than 150 people every year, although no one knows the exact figure. Additionally, the mortality rate in avalanche incidents may reach up to 70% due to factors such as the lack of knowledge, experience, and organization of search and rescue personnel. This cross-sectional study was conducted to determine the awareness on avalanche and the level of knowledge on search and rescue among personnel who respond to avalanche incidents and participate in search and rescue activities. The sample consisted of 304 individuals who agreed to participate in the study between June and July 2021. Data were collected using an information form on socio-demographic characteristics and a survey prepared by the researchers upon the relevant literature review. It was found that while 65.8% of the participants were female, 34.2% were male. Their mean age was 29.69±8.50 years. The rate of those participating in search and rescue activities in case of a disaster was 44.1 %. The participants had a moderate level of knowledge on avalanche search and rescue as well as on-site medical management of avalanche victims. Those who participated in search and rescue activities in case of a disaster had a higher level of knowledge on avalanche search and rescue than those who did not. Those who were trained on avalanche search and rescue (preparedness, response) had higher levels of knowledge on avalanche search and rescue and on-site medical management of avalanche victims when compared to those who were not. As a consequence, it was determined that participation in search and rescue activities in a disaster increased the personnel’s level knowledge. Also, the related training elevated the levels of knowledge on both avalanche search and rescue and on-site medical management of avalanche victims.
- MakaleAçık Erişim2022İklim Değişikliği Türkiye’de Ekonomik Büyüme İçin Bir Risk Oluşturur mu?
Akyol, Hikmet
İklim değişikliğinin etkileri gün geçtikçe daha fazla artmaktadır. Bu nedenle, başta tarım sektörü olmak üzere ekonominin tüm kesimlerinin iklim değişikliğine olan duyarlılığı artmıştır. Özellikle az gelişmiş ülkelerde meydana gelen meteorolojik afetler ekonomi üzerinde ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülkelerdeki ekonomik faaliyetlerin çevreye verdiği zarar ve iklim değişikliği içindeki rolleri dikkate alındığında, bu ülkelerin ekonomisinin de gelecekte iklim değişikliğinden etkilenebilmesi söz konusudur. Bu araştırma, iklim değişikliğinin iki temel aygıtı olan ortalama yıllık sıcaklık değişimleri ve karbondioksit emisyonlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelemiştir. Araştırmada, Türkiye’nin 1968-2018 arasındaki dönemi regresyon analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin tahmin edilebilmesi için ilk olarak serilerin durağanlık düzeyleri sınanmıştır. Bunun için geleneksel birim kök testlerinin yanında yapısal değişim ve şokları göz önünde bulunduran yapısal kırılmalı Lee & Strazicich (2003, 2004) LM birim kök testi kullanılmıştır. Tahmin sonuçlarının serilerin durağan olduğunu göstermesi üzerine, iklim değişikliğini temsil eden değişkenler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki EKK regresyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçları sıcaklık artışlarının ekonomik büyüm üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Artan sıcaklıklar ekonomik büyümeyi azaltmıştır. Karbondioksit emisyonlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ise pozitif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Karbondioksit emisyonlarındaki artışın en önemli nedeni artan ekonomik faaliyetlerdir. Dolayısıyla, ekonomik aktivite arttıkça, çevresel emisyonlar ve buna bağlı olarak büyüme artmıştır. Ancak, karbondioksit emisyonlarının sıcaklık artışına neden olduğuna dikkat edilirse, bu emisyonlar dolaylı yönden ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir. Araştırma sonuçları ortalama yıllık yağış miktarı değişiminin ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırma sonuçları, özellikle sıcaklık değişimlerinin etkisi temel alındığında, Türk ekonomisinin iklim değişikliğine karşı son derece duyarlı olduğunu göstermiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Depremlerden Sonraki Yeniden Yapılanma Süreci Üzerine Küresel Bir Araştırma: Çelik Prefabrik Malzeme Kullanımının Gerekliliği
Öztürk, Serkan; Etki Of, Nesibe
Bu çalışma kapsamında, çelik prefabrik yapıların yapısal özellikleri, Türkiye ve dünyada kullanım oranları ve niçin kullanılması gerektiği konuları bilimsel kaynaklar ortaya konularak araştırılmıştır. Farklı çalışmalardan elde edilen sonuçlar derlenerek, afet yönetimi için oldukça önemli olan yeniden yapılanma sürecine dikkat çekilmiştir. Çelik yapılar, hafif ve esnek malzemeler oldukları için depreme karşı mukavemet gösterirler. Bu ve daha birçok özelliğinden dolayı yüz ölçümünün büyük bir bölümü deprem bölgesinde yer alan ülkemizde konutların çelik prefabrikasyon ile yapılması gerekmektedir, çünkü bu yapıların depremlerde yıkılmadığı veya hasar alarak ayakta kaldığı literatürdeki birçok araştırma sonucunda kanıtlanmış olup afet yönetiminde ileri seviyede bulunan ülkeler tarafından da kanıksanmıştır. Türkiye ise çelik üretiminde dünyada yedinci sırada bulunmakla birlikte, bu durum yapı sektörüne yansımamaktadır. Depremler yaşandıktan sonra yeniden yapılanma sürecine gelindiğinde, yıkılan veya ağır hasar alan binaların yerine çelik konstrüksiyon binaları inşa etmek gerekmektedir. Bu strateji, kriz yönetiminin son basamağı olan yeniden yapılandırmada sağlam temeller atmayı sağlayacak ve risk yönetiminin ilk basamağı olan zarar azaltma evresindeki çalışmaları destekleyici nitelikte olacaktır. Bu bağlamda, önemli bir kazanım olarak, tam anlamda bir bütünleşik afet yönetimi döngüsü oluşturulabilecektir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2021Afet Yönetimi Sürecinde Risk Algısı Çalışmalarının Katkısı
Mizrak, Sefa
Afetleri önlemek ve afetlerin zararlarını azaltmak için birçok yapısal ve yapısal olmayan çalışma yürütülmektedir. Özellikle afetler ve afetlerin olası sonuçları hakkında insanların düşüncelerini anlamak afet risk azaltma çalışmaları için önemlidir. Çünkü, insanların düşünceleri afetlere karşı koruyucu önlem alma davranışlarını etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, afetlerle ilgili yürütülen bilimsel risk algısı çalışmalarının afet yönetimi açısından önemini ortaya çıkarmaktır. Çalışma literatür taraması olarak yapılandırılmıştır. Bilim insanları farklı afet türlerine karşı insanların risk algılarını ve risk algısını etkileyen faktörleri yaygın bir şekilde araştırmışlardır. İnsanların afet risk algıları afetler ile ilgili algıladıkları korku, endişe, depresyon, anksiyete, maddi veya bireysel zarar görme olasılığı, bilgi, müdahale kapasitesine güven, afetin şiddeti, sıklığı ve etkisinin büyüklüğüne göre belirlenmiştir. Sosyo-demografik değişkenler arasından yaş, eğitim, ekonomik durum, afet tecrübesi ve afet risk algısı ilişkisi yaygın olarak araştırılmıştır. Afet risk algısı çalışmaları afet öncesi ve afet sonrası yönetim süreçlerinin daha iyi planlanması için gereklidir. Bu nedenle bilim insanları ve afet yönetiminden sorumlu kişiler toplumun afet risk algısını bütün afetler için kapsamlı bir şekilde araştırmalıdır.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2636-8390 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T10:20:17.355239132Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T10:20:17.355239132Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/12577 | |
| dc.publisher | Ankara University | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Journal of Disaster and Risk | |
| dspace.entity.type | Journal |










