Projeler
Koleksiyondaki öğeler
- Proje2023Kesimhane Yan Ürünlerinden Ohmik Isıtma Destekli Ekstraksiyon Sistemi ile Jelatin Üretimi ve Geleneksel Yöntemle Karşılaştırılması
Saricaoglu, Furkan Turker; Işık, Çiğdem; Dagdelen, Adnan Fatih; Odabaş, Halil İbrahim; Demirel, Fatma Tuba Kıraç
Bu proje çalışmasında sığır derisi ve kanatlı sektörü kesimhane yan ürünlerinden olan tavuk derisi jelatin üretimi amacıyla kullanılmıştır. Geleneksel yöntemle jelatin üretiminde deri/su karışımı buhar ceketli kazanlarda ısıl işleme tabi tutulmakta ve buradaki bekletme süresi 5 saatten daha uzun sürebilmektedir. Proje kapsamında jelatin ekstraksiyon süresini kısaltmak ve jelatin verimini arttırmak amacıyla ohmik ısıtma destekli sistemden yararlanılmıştır. Bu amaçla deri örnekleri 5, 10, 15 ve 20 V/cm elektriksel gerilimde 1, 3 ve 5 saat süreyle ekstraksiyona tabi tutulmuştur. Ekstraksiyon sonucunda elde edilen jelatin-su karışımı dondurularak kurutulmuş ve jelatin tozları elde edilmiştir. Üretilen bu jelatinler çeşitli özellikler yönünden karakterize edilerek, geleneksel yöntemle üretilen ve ticari olarak satışa sunulan jelatinlerle kıyaslanmıştır. Ohmik sistem kullanımı deriden jelatin ekstraksiyon verimini önemli ölçüde arttırmıştır. Bununla birlikte jelatin ekstraksiyon süresini de önemli ölçüde kısaltmıştır. Ohmik sistem kullanımı, üretilen jelatinlerin kimyasal kompozisyonunu önemli etkilemezken, jel kuvveti değerlerinde önemli iyileştirmeler tespit edilmiştir. Jelatinlerin molekül ağırlığı dağılımları belirlenmiş ve ohmik sistem uygulama süresi arttıkça büyük molekül ağırlığındaki peptit bantlarının yoğunluğunda azalma gözlemlenmiştir. Hem sığır hem de tavuk derisinde en yaygın görülen amino asitler glisin, prolin, hidroksiprolin ve arginin olarak belirlenmiş ve ohmik sistem amino asit miktarlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Renk ve bulanıklık yönünden sığır derisi jelatinleri ticari numuneler ile kıyaslanabilir nitelikte sonuçlar verirken, tavuk derisi jelatinlerinden üretilen jellerin bulanıklık değerleri çok yüksek bulunmuştur. Ohmik sistem yardımıyla üretilen jelatinlerden hazırlanmış jellerin mikro-yapısal özellikleri taramalı elektron mikroskobu ile belirlenmiş ve jel kuvveti yüksek olan numunelerde sıkı bir jel yapısı gözlemlenmiştir. Sığır ve tavuk derilerinden jelatin üretiminde ohmik sistem kullanımı jelatinlerin erime ve jelleşme sıcaklıkları ile reolojik özellikleri üzerine önemli etkiler göstermiştir. Termal yönden ise ohmik sistemle üretilen jelatinlerin daha kararlı oldukları sonucuna varılmıştır. Ayrıca, ohmik sistem kullanılarak üretilen jelatinlerin daha yüksek fonksiyonel özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, hayvansal kesimhane yan ürünlerinden jelatin üretiminde ohmik sistem gerek jelatin verimini arttırmak amacıyla, gerekse de ekstraksiyon süresini kısaltmak amacıyla etkin bir şekilde kullanılabileceği ortaya konmuştur. Ayrıca, bu yöntemle jelatinlerin birçok özelliği olumsuz olarak etkilenmeden, stabil bir üretim gerçekleştirilebileceği belirlenmiştir.
- Proje2024Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretiminde Kullanılan Evirici Ve Çevirici Sistemler Için Düşük Maliyetli, Izoleli, Yüksek Parazit Bağışıklığı Olan Gerilim Sensörü Tasarımı Ve Prototip Üretimi
Cakmak, Recep; Hükümen, Burhan
Güneş enerjisinden elektrik üretiminde yaygın olarak kullanılan fotovoltaik (FV) paneller de foton enerjisini doğru akım (DA) formundaki elektriğe dönüştürmektedir. Bu sistemlerin alternatif akıma göre tasarlanan elektrik şebekemizde kullanılabilmeleri için evirici ve çevirici gibi hassas kontrol gerektiren güç elektroniği devrelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu evirici ve çeviricilerde akım ve gerilim sensörleri kontrol devrelerinde geri besleme bilgisi sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak kontrol sistemlerinin kararlı ve doğru kontrol sinyali üretmeleri, geri besleme sinyallerinin de doğruluğuna bağlıdır. Dolayısıyla güç sistemlerinde yüksek doğrulukla çalışan ve gürültü bağışıklığı olan izoleli akım ve gerilim sensörlerinin kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu projede geliştirilmiş elektromanyetik girişim (EMI) ve ısı bağışıklığına sahip, düşük maliyetli, izole edilmiş ve tam diferansiyel bir gerilim sensörü tasarlanarak prototipi gerçekleştirilmiştir. Elektromanyetik girişimlere karşı yüksek bağışıklık sağlamak amacıyla sensörde kapasitif olarak izole edilmiş delta sigma modülatörü kullanılmıştır. Eviricilerde ve DA/DA dönüştürücülerde kullanılmak üzere iki farklı sensör devresi tasarlanarak prototipleri üretilmiştir. Eviriciler için üretilen sensörün bant genişliği 2 kHz, çeviriciler için üretilen sensörün bant genişliği ise 45kHz olarak belirlenmiştir. Önerilen gerilim sensörü, yüksek gerilim yalıtımı için manyetik bağlantı tekniği kullanan izole edilmiş gerilim dönüştürücülerin aşırı maliyetli olmasına bir alternatif olacak şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte, önerilen gerilim sensöründe kullanılan kapasitif olarak izole edilmiş delta-sigma modülatörleri, düşük maliyete sahip olmasının yanı sıra çok yüksek doğuştan EMI bağışıklığıyla çok daha büyük bant genişliği sağlamıştır. Gerilim sensörünün yeteneklerini doğrulamak için benzetim ortamında ve gerçekleştirilmiş prototip kullanılarak deneyler yapılmıştır. Öte yandan, yüksek frekanslı bileşenler için düşük empedanslı yol gibi elektronik bileşenlerin ideal olmayan özelliklerinden kaynaklanan zorluklar, geliştirilmiş baskılı devre kartı tasarım teknikleri kullanılarak dikkate alınmış ve çözülmüştür. Deneyler, sensörün aşırı ısı ve elektromanyetik gürültü gibi zorlu koşullar altında dahi maksimum %0.01 doğrusallık hatasıyla çalıştığını göstermiştir. Ek olarak deneyler, önerilen sensörün 1 dakikalık bir süre boyunca 2,5 kV izolasyon gerilimine dayanabildiğini doğrulamıştır.
- Proje2002Marmara Denizi güneyinde kuvaterner deniz düzeyi değişimleri ve Kocasu-Gönen çayı deltalarının evrimi
Özcan, Handan; Erkal, Tevfik; Tchepalyga, Andrey; Süleyman, Nurettin; Ertunç, Korhan; Alçiçek, M. Cihat; Kirman, Ediz; Sakınç, Mehmet; Algan, Oya; Akkök, Remzi
Biga Çayı taşkın düzlüğü, Güney Marmara Denizi çevresindeki en geniş Holosen tortullarını oluşturur. Buradaki delta ilerlemesi 4 km, yüzölçümü 20 km²dir. Deltayı besleyen tortulların göreceli ince taneli oluşu fazla ilerlemeyi engeller. Su altı delta düzlüğü ise 2 km kadar genişlemiştir. Deltanın güneybatısındaki Ece Gölü, Biga Çayı tesiriyle meydana gelen alüvyon set gölüdür. Kıyısındaki kumlu tortullar fırtınalar döneminde ve/veya tsunamilerle deltadan aktarılmış olup gölün gerçek tortulları (siyah çamurlar) 2-2,5 m'den daha kalın değildir. Göl tortullarının orta düzeylerinden C14 yöntemi ile 1095±72 yıl yaşı elde edilmiştir. Kumlu kıyı tortulları ise 595±105 yıllıktır. Biga Çayı deltası ve Ece Gölü'nden sağlanan verilere göre, Marmara Denizi Holosen'de hiç bir zaman 6 m'den, Geç Holosen'de ise 4 m'den daha yükseklere ulaşmamıştır. Bu nedenle denizel tortullar Marmara kıyısında ince bir kuşak oluşturur ve sadece delta alanlarında genişler. Güncel deltalar ise son üç bin yıllık oluşumlardır.
- Proje2009Yerüstü ve ayaklı su depolarının deprem davranışlarının sıvı ve zemin etkileşimleri dikkate alınarak incelenmesi
Livaoğlu, Ramazan; Dogangun, Adem
-
- Proje2010Adakit benzeri porfirlerin petrolojik özellikleri, KD Türkiye: Doğu pontidler'in üst kretase sonrası jeodinamik modeli için yeni bulgular
Wijbrans, Jan; Uysal, İbrahim; Chen, Bın; Karsli, Orhan; Erduran, Murat; Boztuğ, Durmuş; Kandemir, Raif
-
- Proje2010Asfalt kaplamalarda sinerjik fayda kavramının anlaşılması, mekaniksel performans deneyleri ve bilgisayarlı tomografi görüntüleri yardımıyla deformasyon ve çatlama problemlerinin değerlendirilmesi
Iskender, Erol; Yildirim, Yetkin; Tayfur, Süreyya; Aksoy, Atakan; Ozen, Halit
-
- Proje2010Karadeniz Bölgesi' nde karayemiş seleksiyonu ve çoğaltılması üzerine araştırmalar
Kalkışım, Özgün; İslam, Ali; Vardal, Emre; Aygün, Ahmet; Çelık, Hüseyın
-
- Proje2011Triyas volkanitlerinin petrolojik özellikleri, Gümüşhane: Doğu Pontidlerin geç Paleozoyik - erken Mesozoyik jeodinamik evrimi için bulgular
Dokuz, İbrahim; Uysal, İbrahim; Karsli, Orhan; Kandemir, Raif
-
- Proje2011Kalk-alkalen lamprofirlerin petrojenezleri, KD Türkiye: Doğu pontidlerin senozoyik jeodinamik evrimi için yeni bulgular
Uysal, İbrahim; Dokuz, Abdurrahman; Karsli, Orhan; Aydın, Faruk; Kandemir, Raif
-
- Proje2012Doğu pontid kuzey zonu ve kuzey-güney zon geçişinde yüzeylenen kretase-paleosen yaşlı granitoyidik sokulumların petrokimyası, Sr-Nd-Pb-O izotop jeokimyası, jeokronolojisi ve jeodinamik gelişimi
İlbeyli, Nurdane; Kaygusuz, Abdullah; Arslan, Mehmet; Sipahi, Ferkan
-
- Proje2013Doğu pontid kuzey zonunda yüzeylenen paleozoyik yaşlı granitlerin U-Pb zirkon yaşlandırması, Sr-Nd-Pb-O izotop sistematikleri ve jeodinamik evrimi
Kaygusuz, Abdullah; Arslan, Mehmet; Sipahi, Ferkan
-
- Proje2014Altınpınar (Torul-Gümüşhane) cevherleşmesinin mineral kimyası, sıvı kapanım çalışmaları, duraylı izotop sistematikleri
Türk, Enes; Akaryali, Enver; Şal, Fatih
-
- Proje2015Canca (Gümüşhane) alterasyon sahasında toprak ve bitki jeokimyası çalışmaları ile altın potansiyelinin araştırılması
Vural, Alaaddin
-
- Proje2016Gümüşhane de Yaşayan 50 Yaş Ve Üzeri Kadınlarda, Alt Üriner Sistem Şikâyetleri İle Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları İlişkisi
Özcan, Handan; Beji Kızılkaya, Nezihe
-
- Proje2016Ankara Çayı (Ankara, Türkiye) Dere Yatağı Sedimanları ve Eski Alüvyonlarının Jeokimyasal ve İzotopik Farklılıkları
Eker Saydam, Çiğdem; Özkan, Özay; Sipahi, Ferkan
-
- Proje2016Eosen Yaşlı Volkaniklerde (Gümüşhane, KD Türkiye) Gözlenen Hidrotermal Alterasyonlar ile Cevherleşmelerin, Jeolojik, Jeokimyasal, Kökensel ve Altın Potansiyeli Açısından İncelenmesi
Aydınçakır, Emre; Akaryali, Enver; Gücer, Mehmet Ali
-
- Proje2016Avliyana (Torul-Gümüşhane) Antimonit Cevherleşmesinin Jeolojisi-Mineralojisi ve Kökeninin Araştırılması
Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin
Projenin amacı, Gümüshane Torul Ilçesi sınırları içinde bulunan Avliyana antimonit cevherlesmesinin; jeolojisi, mineralojik özellikleri ve kökeninin arastırılmasıdır. Avliyana antimonit cevherlesme sahasında, Üst Kretase yaslı sedimanter kayaç arakatkılı andezit lav ve piroklastlar ve bu kayaçlara sokulum yapmıs Eosen yaslı diyorit, kuvars diyorit, kuvars monzodiyorit bilesimli intrüzif kayaçlar yüzeylenmektedir. Sahada, granitik genç intrüzif kayaçlar ve bu kayaçların sokulum yaptıgı yankayaçlarda hidrotermal damar tipte gelismis antimonit cevherlesmesi mevcuttur. Cevherlesmenin oldugu bölgede yaygın olmamakla birlikte, silislesme, killesme, hematitlesme, limonitlesme, yer yer epidotlasma ve kloritlesmeler seklinde hidrotermal alterasyonlar gözlenmistir. Antimonit cevherlesmelerinin 20?100 cm arasında degisen kalınlıklardaki silislesmelerin gelistigi hematize-limonitize zon içinde 2-10 cm arasında degisen kalınlıklarda olustugu tespit edilmistir. Sb cevherlesmesi ile Ag ve Au elementi arasında çok güçlü olmamakla birlikte dogru orantılı bir iliski görülmüs, Sb cevherlesmesinin yogunlastıgı kesimde Clark degerlerine göre bir miktar yüksek Ag ve Au degerlerinin oldugu tespit edilmistir. Sıvı kapanım çalısmalarında homojenlesme sıcaklıkları 150-380 oC arasında, ortalama 234 oC bulunmustur. Cevherlesmeyle iliskili sıvıların tuzlulugun ise düsük oldugu tespit edilmistir (% 0.16- 3.67 NaCl esdegeri). Cevherlesme ile iliskili oksijen ve kükürt izotop verileri dikkate alındıgında, cevherlesmeyi olusturan akıskanların magmatik kökenli oldugu, meteorik suların da cevherlesmede katkı verdigi anlasılmıstır (?18O, silikatlarda, süfatlarda ise ? 8.0 ile 11.0 arasında; ?34S antimonit minerallerinde ? -0.2 ile 1.47 arasında; sülfatlarda ? 2.3 ile 14.1 arasındadır). Alterasyon ürünü serizit ve illitlerden yapılan K-Ar ve granitik kayaçlardan yapılan U-Pb analizlerinde 44.17±0.49 Ma ile 45.60 ±0.55 Ma arasında degisen yaslar tespit edilmis olup, sahadaki cevherlesmenin Avliyana granitoyidinin sokulumu ile iliskili oldugu sonucuna varılmıstır.
- Proje2016Egrikar (Torul, Gümüshane, Kd Türkiye) Skarn Cevherlesmesinin Mineral Kimyası, Sıvı Kapanım Ve Duraylı Izotop Bilesimlerinin Arastırılması
Saydam Eker, Çiğdem; Kaygusuz, Abdullah; Vural, Alaaddin; Sipahi, Ferkan
Egrikar Fe?Cu skarn yatagı Gümüshane?nin (KD Türkiye) yaklasık 100 km kuzeybatısında bulunmaktadır. Inceleme alanı, tabanda Geç yaslı Kretase Egrikar Monzograniti, bunun üzerine sırasıyla andezit, kireçtası içeren dasit ve hornblenli andezitten olusmaktadır. Bu kayaçlar Orta Eosen yaslı Erik Granitoyidi (granodiyorit ve diyorit) tarafından kesilmektedir. Andezitler, porfirik, camsı ve bosluklu dokuda olup plajiyoklaslardan olusmaktadır. Dasitik kayaçlar porfirik dokuda olup, baslıca kuvars, plajiyoklas, biyotit ve opak minerallerden olusmaktadır. Kireçtasları ise yer yer mermere dönüsmüs ve kristalize olmustur. Hornblendli andezitler mikrogranü porfirik ve glomeroporfirik dokulu olup ve plajiyoklas, hornblend, biyotit ve kuvars minerallerini içermektedir. Geç Kretase yaslı Egrikar monzograniti baslıca plajiyoklas, kuvars, ortoklas, biyotit ve muskovitten olusmaktadır. Orta Eosen yaslı Erik Granitoyidi ise granodiyorit ve diyorit bilesimli olup plajiyoklas ve hornblend minerallerinden ibarettir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagındaki volkanitler kalk-alkali karakterdedir. Egrikar Monzograniti orta K?lu kalk-alkali bilesimde olup peralüminyum karakterdedir. Egrikar Monzogranitinin iz element karakteristikleri, genel olarak yay granitlerine benzerlik gösterirler. Erik Granitoyidi orta K?lu kalk-alkali özellikte ve metalüminyum karakterdedir. Egrikar Fe-Cu skarn sahasında Fe-skarn ile iliskili Erik Granitoyidi çarpısma sonrası meydana gelmistir. Erik Granitoyidi?nin kireçtasına sokulumu sonucu dokanak metamorfizması olusmus ve skarn zonu gelismistir. Granitoyidden kireçtasına dogru endo- ve ekzoskarn zonlarının olustugu belirlenmistir. Skarn zonunda piroksen, granat, epidot, kuvars, kalsit ve aktinolit-tremolit skarn minerallerini olusturmaktadır. Skarn zonunda piroksen türü hedenberjit, granat türü andradit ile grossular andradittir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagının cevher minerallerinin parajenezi manyetit, pirit, hematit, kalkopirit, altın ve nabit bakırdan olusmaktadır. Ikincil cevher mineralleri olarak götit, limonit, dijenit, malakit, azurit, bornit ve lepidokrozit belirlenmistir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagındaki endo-ekzoskarn zonunda hedenberjit, epidot ve kuvars minerallerinde yapılan sıvı kapanım çalısmalarında, sıvı kapanımlar birincil ve Tip I kapanımlar olarak sınıflandırılmıstır. Hedenberjit, epidot ve kuvarslarda yapılan sıvı kapan çalısmalarında sıcaklık 200-425 ve tuzluluk % 2.7-15.38 arasında olup skarn kökeni desteklemektedir. Hedenberjit, granat, manyetit, epidot, amfibol, kuvars ve pirit minerallerinden belirlenen oksijen ve kükürt izotop degerleri dar bir aralıkta degismekte ve magmatik kökeni desteklemektedir. Endo-ekzoskarn geçis zonu için hedenberjit-granat çiftinin mineral kimyasından 446-377 oC sıcaklık ve ekzoskarn zonunun termodinamik sartları manyetitepidot çiftinin izotop bilesiminden 255-438oC olarak belirlemistir. Sıcaklık degisimine baglı olarak düsük kükürtlü, nispeten yüksek oksitli magmatik sıvılardan itibaren mineral çökelimi gerçeklesmistir. Egrikar Fe-Cu skarn yatagında; piroksenin hedenberjit, granatın andradit ve grossular andradit türünde, bol manyetit, hematit ve çok az pirit ve kalkopirit bilesimli olması, sıvı kapanım sonucu elde edilen sıcaklık ve tuzluluk verileri ile skarn minerallerinin duraylı izotop bilesimleri bu yatagın magmatik sıvılardan baslangıçta düsük sülfürlü sonradan yüksek oksitli sartlar altında sıg sokulum sonucu olustugunu göstermektedir.
- Proje2016Demirözü (Bayburt) Permo-Karboniferi ReyikOkyanusu Kalıntısı mı? Sakarya Zonu Erken-OrtaPaleozoyik Jeodinamik Evrimi İçin Yeni Bulgular
Alçiçek, Mehmet Cihat; Dokuz, Abdurrahman; Aydınçakır, Emre; Kandemir, Raif
Sakarya Zonu?nun doğusunda (Doğu Pontidler) yüzeyleyen Erken Karbonifer yaşlı Cebre Riyoliti Variskan temele ait az sayıdaki yüzey kayaçlarından biridir. Zirkon U-Pb yaşlandırması Cebre Riyoliti?nin 341.8±0.60 my önce Variskan temele yerleştiğini öngörmektedir. S-tipi granitlere benzer şekilde, Al-silikat fazlarından kordiyerit ve muskovit içerir ve güçlü peralümin bir jeokimyasal karaktere sahiptir. Birime ait kayaçların Sr-Nd-Pb izotopik oranları, alt kabuk ile uyumludur. Jeokimyasal ve izotopik veriler Cebre Riyolitinin çarpışma sırasında kilce zengin bir sedimanter kökenden itibaren kısmi ergime yolu ile oluştuğuna işaret etmektedir. Önerilen jeodinamik modelde, Reyik Okyanusu?nun kapanmasını takiben Lavrazya?dan kopan kıtasal yay ile Gondwana?nın Erken Karbonifer?de çarpışması öngörülmektedir. Çarpışma, kısa bir süre sonra, okyanusal litosfer delaminasyonu tarafından izlenmiştir. Okyanusal litosfer tarafından boşaltılan kısmın yükselen astenosfer tarafından hızlı bir şekilde doldurulması metamorfizma ve kısmi ergime için gerekli ısıyı sağlamıştır. Geç Paleozoyik yaşlı sedimanter istif, Variskan sonrası jeolojik olayların kaydedildiği çok az sayıdaki otokton birimlerden biridir. İstif, Variskan temele ait Erken Karbonifer yaşlı düşük dereceli metamorfitleri ve Cebre Riyoliti?ni uyumsuz olarak örter. Geç Paleozoyik istifi tabanda 610 m kalınlığında kuvars arenit ve kireçtaşlarının sekansiyel ardışmından oluşan Çatalçeşme Formasyonu ile başlar. Üzerine, çakıltaşları ile başlayan ve üste doğru sırasıyla arkozik arentlere ve şeyllere geçiş yapan 880 m kalınlığındaki Hardişi Formasyonu uyumlu olarak gelir. U-Pb kırıntı zirkon yaşları her iki formasyon için ~300 ? 2870 my arasında değişmekle birlikte, ana yaş popülasyonları 300 ? 350 my arasındadır. Bununla birlikte Çatalçeşme kumtaşlarına ait 7 adet zirkon Permiyen (298 ? 258 My) yaşı üretmiştir. Çatalçeşme kumtaşları pasif kenar ortamlarına ait kayaçlara benzer jeokimyasal özelliklere sahiptir. Buna karşılık Hardişi kumtaşları yitimle ilişkili ortamların jeokimyasal özelliklerini taşır. Jeokimyasal ve izotopik veriler, Variskan deformasyonlarını takiben Gondwana?nın kuzey kenarı boyunca açılan kısa ömürlü bir kenar havzada çökeldiklerine işaret etmektedir. Mermer, kireçtaşı ve kumtaşı blokları yanı sıra MORB ve IAT karakterli bazik bloklar da içeren Çamdere Ofiyolitik Karışığı?nın, kenar havzanın kapanması sırasında kıtasal kabuk üzerine yerleştiği öngörülmektedir.
- Proje2017Fotovoltaik Sistemlerde Yakınsama Hızı Yüksek ve Parçalı Gölgelenme Durumunda Maksimum Güç Noktası Takibi Yapabilen (Global MGNİ) Yeni Bir Algoritmanın Geliştirilmesi
Basoglu, Mustafa Engin
Bu proje önerisinde fotovoltaik sistemlerde kullanılmak üzere yeni bir maksimum güç noktası (MGN) izleme (MGNI) algoritması sunulmustur. Önerilen bu proje ile parçalı gölgelenme durumunda global MGNI yapabilen, yakınsama hızı yüksek, sistem parametre gereksinimi düsük, minimum algılayıcılı ve enerji takip verimliligi yüksek bir algoritmanın gelistirilmesi amaçlanmıstır. FV paneller dogrusal olmayan DA enerji üretirler. FV panel gerilim-güç (V-P) karakteristigi, FV panel yüzeyinin aldıgı günes ısınımına baglı olarak degisir. Düzgün dagılımlı ısınım durumunda V-P karakteristigi üzerinde bir adet MGN vardır. Klasik algoritmalar ile bu MGN kolaylıkla izlenebilir. Eger FV yüzeyin tamamı aynı günes ısınımına maruz kalmamıssa parçalı gölgelenme olusur ve V-P karakteristigi üzerinde ısınım seviyesine göre birkaç MGN olusur ve MGNI zorlasır. Bu nedenle parçalı gölgelenme durumunda global MGNI saglayan yeni bir yaklasım sunulmustur. Önerilen bu yeni yaklasım FV panel gerilim-akım (V-I) ve V-P karakteristiklerinin ayrıntılı bir sekilde incelemesi sonucu elde edilmistir. Önerilen algoritma sabit gerilim yöntemi ve degistir gözle (DG) algoritması gibi klasik yaklasımları içermektedir. Ayrıca düzgün dagılımlı ısınım durumu ve parçalı gölgelenme durumu için iki farklı algoritma tasarlanmıstır. Eger FV panel esit ısınıma maruz kalmıssa, sabit gerilim yöntemi veya tablo yöntemi kullanılacaktır. Tablo yönteminde ?Qartıs parametresi ve bu parametrenin belirlenmesi öne çıkan yenilikleri olusturmaktadır. ?Qartıs parametresi FV panelin farklı ısınımlardaki V-I karakteristigine dayalı olarak belirlenmistir. Bu parametreyi belirleyen temel degisken MGN akımının kısa devre akımına oranıdır (kkd). Eger FV panel yüzeyi esit miktarda ısınım almıyorsa farklı bir algoritma çalısacaktır. Burada parçalı gölgelenmenin olusup olusmadıgı FV sistemde yer alan serbest geçis diyotlarının gerilimlerinin degerine göre belirlenir. Parçalı gölgelenme tespit edildiginde serbest geçis diyotu sayısına baglı olarak d1, d2,.....dn doluluk oranları DA-DA dönüstürücüye uygulanır ve FV akım ve gerilimi ölçülerek güç hesaplanır. Daha sonra en yüksek gücün elde edildigi doluluk oranı baslangıç doluluk oranı olarak atanır. Bu proje sayesinde gelistirilecek MGNI algoritmasının FV sistemlerde kullanılan güç dönüstürücüleri için önemli bir alternatif olması hedeflenmektedir. Bu projeyle birlikte tasarlanacak MGNI algoritmasının ticari evirici ve DA-DA dönüstürücülere uygulanabilirliginin arastırılması için yeni bir proje önerisi için temel çalısmanın tamamlanması amaçlanmaktadır. Bu projenin tamamlanması ile FV enerji sistemlerde kullanılan donanımlarda yerli tasarımların payı artmıs olacaktır. Ayrıca rekabetin saglanmasıyla ithal donanım maliyetlerinin azaltılacaktır.
